« Hürriyet.com.tr

Cannes’dan Port Grimaud’ya parfüm ve lezzet rotası

Dünya sosyetesinin gözbebeği Cote d’Azur’daki turumuzu bu hafta da sürdürüyoruz. Geçen hafta Nice ve St. Paul de Vence’i anlatmıştık. Bu hafta plajlarıyla ünlü Cannes’ı gezip, huzurlu tatilin adresi St. Tropez ve Venedik’i andıran Port Grimaud’a uzanacağız.

Saffet Emre TONGUÇ
X
Nice’te konaklayıp, Cote d’Azur turu yapmaya karar verdiyseniz öncelikle ulaşım olanakları konusunda bilgi edinmenizde yarar var. Festivaller şehri Cannes’a, Nice’ten otobüs veya trenle rahatlıkla gidebilirsiniz. Zamanınız sınırlıysa yarım günle yetinebilirsiniz. Bu süre kentin önemli noktalarını hızla görmeniz için yeterli. Bir tam gün ayırdığınız takdirde, sabahtan önce St. Paul de Vence’a gidebilir, öğleye doğru Cannes’ geçebilirsiniz.

Festivaller Sarayı, (Palais des Festivals et des Congres de Cannes) merkezde, sahilde yer alan büyük bina. Ünlü Cannes Film Festivali başta olmak üzere, birçok farklı organizasyon burada gerçekleştiriliyor. Binanın sağına doğru yat limanı uzanıyor. Koyun batı ucundan hemen sonra, daha sakin plajlar başlıyor. Doğuya doğru giderseniz, ünlü Croisette Bulvarı’nda buluyorsunuz kendinizi. Palm Beach’e kadar, sıra sıra ünlü oteller, restoranlar, herkesin akın ettiği plajlar, kafeler bulunuyor. En büyük markaların olduğu Grey Street, Hilton yakınlarında yer alıyor. Cannes’da, merkezde zaman zaman antika pazarı kurulan meydanın hemen arkasında, Nice’tekine oranla daha kısa ama ilginç bir yaya yolu da (Zone Pietonne) bulunmakta. Daha kapsamlı bir alışveriş için ise, birkaç kilometre uzunluğundaki "Rue d’Antibe"e gitmenizde yarar var.

BB VE SARTRE’IN ŞEHRİ

Cote d’Azur’un Nice’ten erişilebilecek en batı ucunda St. Tropez yer alıyor. Nice’ten direkt otobüs yok, tren ile de biraz zahmetlice Frejus üzerinden bağlanılıyor. Bazen Nice Havaalanı’ndan direkt otobüsler kalkıyor. En doğrusu, grup halinde geziyorsanız tur otobüsünüzle gitmek ya da araç kiralamak. Bütçesi bol olanlar için, Nice Havaalanı-St. Tropez arası helikopter ile sadece 25 dakika. Karayolundan yaklaşık 2 - 2,5 saat sürmekte. Hızlı gidip dönmek isterseniz, A8 otobanını kullanıp, Le Muy’dan alt yola ayrılmanız gerekiyor. Kış aylarında ise, sahilden geçerek, St. Raphael, Sainte Maxime gibi yerleşimleri de görebilirsiniz. Yaz ayları ve hafta sonlarına dikkat edin, sahil yolu trafiği inanılmaz derecede kalabalıklaşıyor.

St. Tropez, 1920’lerden beri popüler bir tatil merkezi. 2. Dünya Savaşı’nda Dragoon adı verilen müttefik kuvvetlerin de karaya çıktıkları yer. Savaş sonrası, varoluşçuların adeta kalesi haline geliyor. 1950’lerde Brigitte Bardot (BB) sayesinde adını tüm dünya duydu. Yerleşik nüfusu yaklaşık 10 bin kişi. Buna karşın yaz aylarında sadece günübirlik turistlerin değil, huzurlu bir tatil yapmak isteyenlerin dahi akınına uğruyor. St. Tropez’nin merkezini oluşturan, yatların bağlandığı koyun kıyısındaki yol, üç ayrı isimle anılıyor: Quai Gabriel Peri, Quai Suffren ve Jean Jaures. Bu kısa yürüyüş rotası üzerinde, sıra sıra restoranlar, hediyelik eşya mağazaları, butikler, kafe ve büfeler sıralanıyor. Caddelere dik olarak açılan dar sokaklarda dahi, bir anda karşınıza küçük meydanlar, güzel otantik restoranlar çıkıveriyor. Zamanınız varsa, koyda bekleyen tur teknelerine binin. Yürüyerek ulaşılamayan diğer koylarda güzel bir gezi yapabilirsiniz. Gözden uzak plajlar, ünlülerin villaları, denizden ayaklarınız altına seriliyor. Dikkat: St. Tropez, ismi kendisinin önüne geçmiş bir yer. Düşlediğinizden daha mütevazı bir yer ile karşılaşmaya hazır olun.

VİLLALAR SU ÜSTÜNDE

St. Tropez’ye gelip, Port Grimaud’yu görmemek olmaz. Giscle nehrinin denize döküldüğü deltada, 1960 senesinde, ünlü mimar François Spoerry’nin bir düşü olarak başlayan, Venedik’i andıran kanallar inşa edilerek adeta su üzerinde bir villalar kenti haline gelen Port Grimaud, bugün yatı olan ve bir villa kiralamak isteyen herkesin gözbebeği. 1990’larda ikinci bölümü inşa edilen bu yüzen şehrin yapısı, yatını bağlayan kişinin, adımını attığı anda evine girmesi üzerine kurulu. Birbirine köprülerle bağlanan bu muhteşem bölgeyi yürüyerek gezebilirsiniz. Dilerseniz, birkaç Euro karşılığında meydandan tur teknesine binebilirsiniz. 20 dakika kadar süren "Coches d’Eeau" turuna katılmanızı, iç kısımları mutlaka görmenizi öneririz. Hatta, denk düşürebilirseniz, koyun her iki tarafında karşı karşıya bulunduklarından, Port Grimaud’dan St. Tropez’ye deniz yolu ile geçme olanağını da göz ardı etmeyin.

MUTLAKA GÖRÜN

Antibes, Nice ile Cannes arasında şirin bir yerleşim yeri. Tarihi kalesi, plajları, küçük restoranlarıyla ünlü.

Juan Les Pins, New Orleans ile kardeş şehir ve her sene temmuz ayında yapılan caz festivali ve Briç Turnuvası ile büyük beğeni topluyor. Casino, gece kulüpleri, plajları ve barları da muhteşem.

Bu bölge, aynı zamanda çiçekleri ile ünlü. Cannes’ın hemen yukarısında yer alan Grasse’da parfüm fabrikaları var. Yalnız, bu fabrikalar bölge turistik rotalar üzerinde olmadığından, showroom’larını Nice ve Monaco’da kurmayı seçmiş. Monaco’ya giderken, Moyenne Corniche üzerinde, Fragonard Parfüm Fabrikası’na uğrayabilir, parfüm, sabun, banyo tuzu ve benzeri ürünleri satın alabilir, fabrikayı gezerken, aşamaları ile üretimin nasıl yapıldığını da görebilirsiniz.

Çocuklarınız için Antibes’e doğru, balina ve fok show’ları ile ünlü Marineland ve su lunaparkı Aqualand düşünülebilir. Aynı bölgede, yaz aylarında büyük bir lunapark açılıyor.

Cap Ferrat yarımadasındaki Hayvanat Bahçesi’nde de güzel zaman geçirebilirsiniz.

NE YENİR

Cannes: Sahildeki parkın hemen arkasında sıra sıra deniz ürünleri restoranları var. Ayrıca, Provence ağırlıklı mutfağı ile Auberge Provençale, deniz ürünleri için Chez Astoux önerilir. Yoğun turist trafiğine alışmış olan Cannes’da, uzun beklemelere hazırlıklı olun.

St. Tropez: Hilal biçimindeki sahilde sıralanmış restoranlar oldukça turistik. Yüksek fiyatlara, ağır ve özensiz servise hazırlıklı olun. Ara sokaklarda her bütçe ve damak tadına uygun irili ufaklı restoran ve büfe bulacaksınız. Sahilin arkasındaki meydanda Le Bistrot, keyifli bir yemek için önerilir.

Port Grimaud: Küçük adacıklar üzerinde birçok büfe ve restoran var. Her türlü seçenek için La Marina’yı deneyebilirsiniz.

Kaynak: Saffet Emre TONGUÇ