Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çankaya gecekondu mu olmuş?

DAM mı akıyor? Kapılar mı bozuk? Halılar mı yırtık? Koltuklar mı eprimiş?

Badanası mı dökülüyor? Camlar mı kırık? Sandalyelerin ayakları mı oynuyor? Tavanın, tencerenin dibi mi çıkmış? Tabak, çanak takımı mı bozulmuş? Masa örtülerinin, yıkanmaktan rengi mi kaçmış? Çarşaflar mı yırtık? Yastıkların içi mi boşalmış?

Çankaya Köşkü oturulamaz halde mi? Gecekondu gibi mi olmuş?

Herhalde öyle ki, yeni bütçede Çankaya Köşkünün onarımı ve yeni mobilya satın alımı için, toplam 30.7 milyon YTL ayrılıyor. 19.8 milyon tadilat, 11.9 milyon YTL de yeni mobilya için. Eski lira üzerinden, toplam 30.7 trilyon lira. Vay canına, amma da dökülmüş köşk, desenize.

Çankaya Köşkü’nde onarımı kim istiyor? Hayrünnisa Gül Hanımfendi. Abdullah Gül’ün değerleri eşleri.

Hayrünnisa Hanım bunu ilk kez yapmıyor. Gül Dışişleri Bakanı olduğunda da, Dışişleri Konutunu tadilattan geçiriyor. Orada da, dünyanın parasını harcıyor.

GÖRGÜSÜZLÜK

Bütçe ile ilgili iki haber yana yana.

Biri, Çankaya Köşkü’nün onarımı ve yeni mobilya için 30.7 milyon YTL ayrılması, diğeri memura yılda yüzde 2+2 üzerinden günlük 140 kuruş zam yapılması.

Sıradan her insanda, sosyal adalet duygusunu tetikleyen iki karar. Her insan ister istemez, bu hesaba takılıyor. Ve isyan ediyor. Bir yanda böylesine bir lüks, öte yandan kuruş hesabını yapan milyonlarca memur.

Gül Ailesi, onarım ve mobilya parasını kendi cebinden mi harcıyor? Hayır, hepimizin verdiği vergilerden. Hangi hakla? Hangi ihtiyaçla?

Bunun adına, Batıda görgüsüzlük deniyor.

ABD, Fransa, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Yunanistan, Portekiz ve daha başka ülkelerde Cumhurbaşkanlarının konutları belli sürelerde denetleniyor, elden geçiyor. Varsa, eksik, gedik gideriliyor ya da ani bir bozulmada hemen onarılıyor.

Ama, hiç birinde yeni bir Cumhurbaşkanı geldiğinde, konut baştan sona elden geçmiyor, zaten bu oraya seçilen insanların aklına da gelmiyor. Çünkü, onlar biliyor ki, o köşklerin bakımı sürekli yapılıyor.

Allah, Abdullah Bey ile Hayrünnisa Hanıma yeni köşklerinde güle güle oturmayı nasip eylesin.

Dünyada alarm

ÖNÜMDE İngiliz, Alman ve İsviçre gazeteleri ile dergileri var. Beş siyasi dergi, on iki gazete. Hepsinin birinci sayfalarında uzun uzun Türkiye’nin sınır ötesi harekat kararına ilişkin haberler ve yorumlar.

En olumsuz olanı, "Türkiye Gürültü Çıkartıyor" başlığı altında The Economist’te. Boşuna dırdır ediyor, nasıl olsa, böyle bir şey yapması mümkün değil, anlamında.

En olumlu yaklaşım, İsviçre Neue Zürcher Zeitung ile Alman Süddeutsche Zeitung’da, "Sabrın Sonu Geldi" başlığı ile.

Yorumlar aynı doğrultuda. 1-Türkiye’ye ilk kez hak veriyorlar. 2-Bush’u suçlayarak, PKK’lı teröristleri altmış yıllık NATO müttefikine tercih etti, diyorlar. 3-Türk-ABD ilişkilerinin daha da kötüleşeceğini tahmin ediyorlar. 4-Böyle bir harekatın, bölgede sonucu ve etkileri bilinmeyen bir savaşa yol açabileceği kaygısını taşıyorlar. Dünyaya alarm verilen nokta, bu sonuncusu.

Bu dört noktanın, dördü de geçerli. Alarmın nedeni ise, beşinci noktada, Türkiye blöf yapmıyor, yorumu.

Madem blöf yapmıyor ve madem haklı, o zaman terörle mücadelede, siyasal destek vermelerini beklemek, bizim hakkımız.

Avrupa basınında yazılanları Bush okusa, sonra aynaya baksa, eminim, ülkelerin kaderleriyle bu kadar sorumsuzca oynamaktan vazgeçer. Okuduğunu anlamak şartıyla.
X