Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çankaya çatlayan vazoyu sergiledi

ATAMALARDA düşüncesi artık pek sorulmuyor. Önüne dosya geliyor, ister istemez imzalamak gerektiğini hissediyor. Hatta, kendi istekleri bile eskisi gibi kolayca yerine gelmiyor.

-Numan Kurtulmuş’un AKP’ye davet edilmesine gönül koyuyor.

-Anayasa Mahkemesi’nin kendisine Cumhurbaşkanlığına yeniden adaylık yolu açması karşısında, AKP’den yükselen olumsuz sesler, onu üzüyor.

Ve dün Abdullah Gül tavrını netleştiriyor, yukarıdaki ve muhtemelen başka nedenlerle Gül ile Tayyip Erdoğan arasında çatlayan vazo topluma servis ediliyor.

Gül’ün yakın danışmanı Ahmet Sever dünkü Vatan’da sıkı dostu Ruşen Çakır’la yaptığı sohbette “Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı olabileceğini” söylüyor.

Cumhurbaşkanlığı planlarını bozacak bu sözleri Ahmet Sever’in kendiliğinden söylemesi söz konusu bile değil, bu sözlerden Gül’ün yüzde bin beş yüz haberi var.

ÇELİK’E KARŞI SEVER

Danışmanının açıklamasına gelinceye kadar, perde arkasında ki, Sever’in sözlerine yansıyor, Gül kırgın.

Cumhurbaşkanlığı yasası görüşülürken, AKP sözcüleri ikide bir “bu yasaya göre, Gül artık bir daha aday olamaz” diyor. Gül, bu sözlere fena halde içerliyor. Onların, gerçekte Erdoğan’ın bu niyetini, Anayasa Mahkemesi bozuyor.

Önceki gün Çalışma Bakanı Faruk Çelik Hürriyet’e verdiği demeçte, “Numan Bey’de liderlik vasfı var, Sayın Başbakan partiyi dizayn ediyor” diyerek, bugüne kadar bazı çevrelerin “Gül ile Erdoğan yer değişecek” tezlerini çürütüyor. Erdoğan partide yerini Gül’e değil, Kurtulmuş’a bırakabilir.

“Cumhurbaşkanının yeniden aday olacağını sanmıyorum” derken, Faruk Çelik bardağı taşırıyor, Çankaya onu aynı gün tekzip ediyor. Çelik de Erdoğan’ın sözcüsü olarak konuşuyor. Çelik’in ve daha önce AKP sözcülerinin Gül’ü hedef alan sözlerini Ahmet Sever karşılıyor.

Gül açıkça, “adaylık yarışında ben de varım” mesajı veriyor. Kendisinin toplumu daha uzlaştıran bir Cumhurbaşkanı olduğuna inanıyor.

ASIL GÜCÜ CEMAAT

Asıl soru şu. Erdoğan aday olursa, Gül aday olur mu? İkisinin yol arkadaşlığını bilenler buna ihtimal vermiyor. Ama, şimdi Gül bu ihtimali bozuyor. Daha iki yıl var. Süre uzun. Ne olacağını kim bilebilir.

Gül’ün asıl gücü cemaat. Erdoğan’a göre, Gül cemaate daha yakın. Bana göre, cemaat Erdoğan’dan çok Gül’ü destekliyor. Erdoğan’ın toplumu gerdiğine, toplumun bir bölümünü ötekileştirdiğine inanıyor. AKP’yi destekleyen medyada bile eleştirilere tahammül edemeyen Erdoğan’ın TV’de bazı tartışma programlarını kaldırması, bazı yandaş gazetecilerin işlerine son verilmesi, iradenin tek elde toplanması cemaati ürkütüyor.

Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hesaplar çoğu zaman tutmuyor. Zarlar her zaman yeniden atılıyor.

On ikinci Cumhurbaşkanlığı savaşları” başlamış bulunuyor. Yol ve kader arkadaşlığı da olsa, aralarında su sızmıyor gibi izlenim de bıraksalar, Gül ve Erdoğan iki ayrı kulvarda koşuyor.

Parti devlet işte budur

PARTİNİN il ve ilçe başkanları polise, savcıya, kaymakama, valiye emir vermeye kalkıyorsa, partili milletvekilleri ailece kendilerini yasal otoritenin üstünde görüyor, keyfi olarak istediklerini yaptırıyorsa... (Hatay’da polislerin sorguya çekilmesi),

Yasama, yürütme ve yargıdan oluşan kuvvetler ayrılığı yerini yürütmenin iradesine bırakıyor ve kuvvetler birliği ülkede fırtına gibi esiyorsa... (Meclis sadece el kaldırıyor, indiriyor, bazı yasalardan iktidar milletvekillerinin haberi bile yok),

Yürütme ve ona bağlı devletin organları partinin ilkelerini, hayat tarzını benimsiyor ve bunu toplumun bütününe uygulamaya kalkıyorsa... (Mahalle baskısı, bira ve genel olarak içki olayı),

Bir kişi çıkıp, “kürtaja karşıyım” dediğinde, Diyanet İşleri Başkanlığının fetvasına kadar uzanan bir zincirde, iktidarın tüm kolları toplum üzerinde baskı kurmaya çalışılıyorsa... (Kendi değerlerini, inançlarını kabul ettirme)

O ülkede demokrasi sizlere ömür, o ülkede artık parti devlet kurulmuş demektir.

Hatay’daki polis sorgulaması, parti devletin tam göstergesi. AKP sözcüsü Hüseyin Çelik “olay kabul edilemez” diyor. Madem kabul edilemez, o zaman partisi olaya adı karışan Hatay milletvekilinin istifasını istesin. Boş boş “kabul edilemez” hiç bir şey ifade etmiyor.

Altın Kavuk ödülü

AHMET Davutoğlu Konya milletvekili. Akşehir Konya’nın ilçesi. Davutoğlu Akşehir’de parti toplantısına katılıyor.

Toplantının ardından kendisine “Altın Kavuk Ödülü” veriliyor. Nasrettin Hoca’yı anma kapsamında, Türkiye ve dünya barışına katkılarından dolayı.

Ülkesini hemen tüm komşularıyla kavgalı hale getiren, Suriye ile savaşın eşiğinde gidip gelen Davutoğlu’na barış ödülü vermek, derler ya, tam Nasrettin Hocalık diye, işte Altın Kavuk Ödülü bu yıl bunu gösteriyor.

AKP Akşehir örgütü partisinin bakanına jest yapıyor, kaş yaparken göz çıkartıyor. Ruhun şad olsun Nasrettin Hoca, ödül amacına ulaşıyor, adına konulan ödül bile, herkesi güldürüyor.

X