Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çankaya, Çankaya kalacak mı?

HAYRÜNNİSA Hanım’ın Dolmabahçe Sarayı’ndaki bazı objeleri Çankaya Köşkü’ne taşıma talebi ile ilgili yazım bir tartışma yarattı.

Çankaya Köşkü’nden, saraylardan bu şekilde obje alımının daha önce de yapıldığı açıklanırken, kişilik hakları ihlali yaptığımız ifade edildi.

Kabul etmemin mümkün olmadığı bu ifade üzerine konuya yeniden girmek durumundayım.

Öncelikle Depo Müze’nin, depo olmadığını, halka açık sergi müze olduğunu; Hayrünnisa Hanım’ın depolara bakmadığını belirteyim.

Ayrıca Depo Müze’de halı yoktur; ama Hayrünnisa Hanım’ın talepleri arasında bildiğim kadarıyla ve de uzmanların itirazlarına rağmen, halı da var.

YAKIŞIR ANLAYIŞI

Sanat tarihçisi, tarihçi, içmimar olmayan Hayrünnisa Gül’ün eserleri tek başına, "Bu şuraya, bu buraya yakışır" yaklaşımıyla seçtiği de aktarıldı.

First leydilerin yaşadıkları mekanlara bilgileri, eğitimleri, misyonları çerçevesinde bir damga vurdukları gerçeğini kabullenerek bir örnek vereyim:

Rahmetli Emel Korutürk, Sorbon Üniversitesi’nde güzel sanatlar okumuştu.

Kendi çabasınca Köşk’te bazı düzenlemeler yaptı; ama her obje seçimine Enver Ziya Karal başta olmak üzere uzmanlarıyla toplanıp karar verdi.

Rahmetli Sakine Evren ise eşinin Köşk hayatını görmeden vefat ettiğinden Kenan Evren, dönemini yalnız yaşadı; ama o döneminde de Karal ve bazı bilim adamları sık sık devrede oldular.

Karal’ın, "Köşk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun simgesi, semboldür.

Her tarafında o kokunun alınması, dekorasyonun bu ruhu yansıtması gerektiğini" her seferinde söylediğini 15 yıl Köşk’te yaşayan Ali Baransel’den öğrendim.

Semra Özal da kendi dönemlerinde saraylardan hiçbir eser alınmadığını, Ahmet Necdet Sezer döneminde iade edilen objelerin varlığından dahi haberdar olmadığını, bunların depolarda tutulmuş olabileceğini aktardı.

LİSTEDE NELER VAR

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in görüşlerini de özetleyeyim:

"Mahkeme kadıya mülk değil.

Orası makam sahibinin mülkü değil.


Bunlar yanlış şeyler.

Devirler farklı (Cumhuriyet/Osmanlı).

Saraylardan obje getirmeye hiç gerek yok, yanlış.

Biz de yapmadık.


Dokunmasınlar saraylara."

Köşk’ün, önceki dönemlerde saraylardan alındığını belirttiği listenin ilk iki sayfasını Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen bana faksladı.

Ama listeye baktığımda kayıt numarası 670’e ulaşan objeler var.

Yeniden görüşemediğim için şu iki soruyu soramadım:

- Bunlar Atatürk döneminde Köşk ilk kurulurken olanaksızlıklar nedeniyle Dolmabahçe’den getirilen yemek takımları ve eklentileri mi?

Sezer’in, "Burası Cumhuriyetin simgesi, bu objeleri de kullanmıyoruz, ait oldukları yere gönderelim" diye iadesine karar verdiği 7 bin 947 obje de ağırlıklı olarak bunlar mı yoksa aralarında Hayrünnisa Hanım’ın talep ettikleri gibi koltuk takımları, sobalar, avizeler, halılar, sehpalar da var mı?

İki listeyi kıyas için, İsen’e, "Hanımefendi’nin 35 objelik listesini de açıklar mısınız" ısrarında bulundum; ama olumsuz yanıt aldım.

Bu kıyas yapılmadan doğru karar mümkün değilse de asıl soru şu:

Çankaya, Çankaya; Dolmabahçe, Dolmabahçe olarak kalacak mı?
X