Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çanakkale’nin hamasetsiz gerçeği

BUGÜN Çanakkale Zaferi’nin 90’ıncı yıldönümünü görkemli törenlerle anıyoruz.Gururlanıyoruz, övünüyoruz ama siz hiç Çanakkale’ye gitmeyi denediniz mi?Bir deneyin. Türkiye’nin en batı ucundaki bu kentimize, Truva ve Çanakkale gibi tarihin kaderini değiştiren iki çok önemli savaşın geçtiği bu topraklara ulaşmanın ne kadar zor olduğunu göreceksiniz.1950’li yıllarda İstanbul ya da İzmir’den Çanakkale’ye deniz ve hava yolu ile gitmek mümkünken, bugün ancak beş-altı saatte otomobilinizle ulaşabiliyorsunuz. Başka ulaşım yolunuz yok. Günübirlik Diyarbakır’a gidip gelmeniz mümkün ama Çanakkale’ye mümkün değil. Ya da çok yorucu. Çanakkale’nin, bırakın köylerini, ilçeleri arasında bile ulaşım sorun. Bu yüzden organize sanayii bölgesine de ilgi yok. Bunun birçok nedeni var ama en önemlisi ilgisizlik. Yıllardan beri Çanakkale zaferi görkemli törenler ve hamasi nutuklarla kutlandı ama kutlamaların ertesi günü Çanakkale unutuldu. Eğer öyle olmasaydı, Çanakkale ve çevresi, 90 yıl içinde geçmişine uygun bir kalkınmışlık seviyesine ulaşırdı. * * * ÇANAKKALE’ye her gün turist geliyor. Geliyor değil geçiyor demek daha doğru. Çünkü burada beş yıldızlı Kolin Otel ve birkaç küçük otel dışında yeterli altyapı yok. Örneğin 25 Nisan’daki Anzak kutlamalarına katılmak istiyorsanız eğer, şu an itibarıyla kentte yer bulmanız olanaksız. Alman Profesör Manfred Korfmann, Truva’da çok önemli çalışmalar yaptı, önemli bulgular ortaya çıktı ama hálá bir Truva Müzesi yapılamadı. Çanakkale Müzesi’nde izledikleriniz aşağıda depoda saklı olanların sadece ufak bir parçası. Bu bölge, medeniyetin beşiklerinden biri. Ama kendi kaderine terk edilmiş. Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in sayesinde Gelibolu Milli Park ilan edildi. Ancak bu projenin hayata geçirilişinde de yanlışlıklar ortaya çıkıyor. Bölgedeki sivil toplum örgütleri uygulama aşamasında kendilerinin dışlandığını söylüyorlar. Projenin amacı savaş alanlarının, bugün nesillere barış mesajı veren alanlar haline dönüştürülmesi ama sivil toplum örgütleri ‘bu yön geride kalmış’ diyorlar. Projede ulaşım sistemine de çok titizlik gösterilmiş, bisiklet yolları ve toplu ulaşım öngörülmüştü ama uygulamada sadece törenlere katılacak resmi konuklar düşünülerek otoyol mantığıyla yollar yapıldı milli parka. Kaz Dağları ise MTA tarafından maden arama bölgesi ilan edildi. Yakında, dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı bu dağların dinamitlendiğini duyarsanız şaşmayın. * * *ÇANAKKALE Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, ‘Çanakkale, her yıl bir gün açılıp ertesi gün kapatılan bir defter olmamalı’ diyor ‘Çanakkale, Gelibolu-Truva ve İda dağlarıyla birlikte ele alınması gereken bir bölge. Ege’deki iki Türk adası Gökçeada, Bozcaada buraya bağlı. Çanakkale’nin önemi anlaşılmalı ve ona göre projelendirilmeli.’Gökhan haksız mı? Çanakkale’yi geliştirmeden, onu örnek bir köşe haline getirmeden, yılda bir kez geçmişimizle övünerek Çanakkale ruhunu yaşatmak mümkün mü? KULAK VERİNDÜN İstanbul’da gazeteciler, yeni Ceza Yasası’nın basın özgürlüğünü kısıtlayan maddelerine dikkat çekmek için Adliye’ye yürüdüler. Yine dün Kars’ta bir yerel gazete bu protestoya sadece yemek tarifleri basarak katıldı. Yeni Ceza Yasası’nın haber verme özgürlüğünü sınırlayan maddeleri değiştirilmeden yürürlüğe girmemesi, medyanın sesinin daha fazla kısılmaması için Türkiye’nin her yerinde gazeteciler seslerini yükseltiyor. Bu sese kulak verin.
X