Çanakçı: Tüpraş'ın iptali sorun yaratmaz

ANKA
08.02.2006 - 12:37 | Son Güncelleme: 08.02.2006 - 12:58

Hazine Müsteşarı Halil İbrahim Çanakçı, TÜPRAŞ’ın özelleştirilmesinden elde edilen 2.5 milyar dolarlık gelire ilişkin olarak, "Bu gelişmeler Hazine’nin finansman dengesi açısından önemli bir sorun doğurmayaca" dedi.

Hazine Müsteşarı Halil İbrahim Çanakçı, ekonomi alanında 2005 yılında yaşanan gelişmeleri ve 2006 yılı öngörülerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çanakçı, Danıştay’ın TÜPRAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin olarak verdiği yürürlüğü durdurma kararının anımsatılması üzerine, 2006 yılı finansman programında özelleştirme geliri öngörüsünün yaklaşık 5 milyar dolar olduğunu, bunun 2.4 milyar dolarının Türk Telekom’dan, 2.5-2.6 milyar dolarının da TÜPRAŞ’ın da içinde yer aldığı diğer özelleştirmelerden beklendiğini kaydetti.

TÜPRAŞ’ın bedelinin taksitle ödeneceğini varsayarak, bu yıl bu özelleştirmeden 1.2 milyar dolarlık bir gelir öngörüsünde bulunduklarını açıklayan Çanakçı, peşin ödeme nedeniyle 2.5 milyar dolarlık bir gelirin Hazine’ye aktarıldığını anlattı. Çanakçı, özelleştirmeden gelen kaynakların ya rezervi güçlendirmek ya da borçlanmayı azaltmak için kullanıldığını anımsatarak, "Bunlar hiçbir şekilde bizim faiz dışı harcamalarımızı finanse etmek amacıyla kullanılmıyor. Yargı sürecinin nasıl sonuçlanacağına ve ilgili idarelerin bu konuda nasıl hareket edeceğine bağlı olarak Hazine de üzerine düşeni, gereğini yapacaktır. Bu bizim finansman dengelerimiz açısından önemli bir sorun doğuracak rakam değildir" diye konuştu.

"SON ÇEYREKTE DE POZİTİF BÜYÜME OLACAK"

Çanakçı, son üç yıllık dönemde Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyelinin önemli ölçüde yükseldiğini, süreklilik ve istikrar kazandığını belirtirken, 2005 yılının son çeyreğinde de pozitif büyüme beklediklerini kaydetti.

CARİ AÇIK

Çanakçı, cari işlemler açığına yol açan faktörlerin geçmişle kıyaslandığında çok farklı olduğunu söyleyen Çanakçı, Türkiye’de bir anlamda bir "ikiz açık" olarak tanımladığı hem kamu açığı hem cari işlemler açığı olgusunun bulunmadığını kaydetti. Çanakçı, "Bu Türkiye için bir avantajdır, olumlu bir unsurdur. Tek başına riskleri ortadan kaldıracak bir durum değildir, ama bu büyümenin artan oranda özel yatırımlara ve verimlilik artışına dayalı hale gelmesi, bunun neticesinde ithalatın artması ve bunun sonucunda da cari işlemler açığının artması farklı bir durumdur" dedi.

Cari işlemler açığında rol oynayan bir diğer unsurun da petrol fiyatları olduğunu söyleyen Çanakçı, yüksek petrol fiyatlarına bağlı olarak Türkiye’nin, 2002 yılında 9.2 milar dolar olan enerji faturasının 2005 yılında 21.2 milyar dolara yükseldiğini, bunun da cari işlemler açığına bir yük ve baskı getirdiğini kaydetti. Çanakçı, 2006 programı yapılırken petrol fiyatlarındaki artışın yüzde 10-15 aralığında hesaplandığını söyledi.


ENFLASYON HEDEFİ ŞAŞMAYACAK

Hazine Müsteşarı Çanakçı, "Ocak ayı tüketici fiyatları artışı bizim enflasyon hedefini belirlerken öngördüğümüz patikanın çok dışında, çok üzerinde gerçekleşmiş bir seviye değildir" diye konuştu. Çanakçı, enflasyon hedefini saptıracak risklerin petrol fiyatlarındaki, emtia fiyatlarındaki artışlar hizmetler sektöründeki katılık şeklinde belirlendiğini belirtirken, risklerin sayılmasının mutlaka gerçekleşeceği ve enflasyon hedefini saptıracağı şeklinde algılanmaması gerektiğini söyledi.

"MORTGAGE KISA DÖNEMDE KONUT FİYATARINI ARTIRACAK"

Çanakçı, 2005 yılında kira artışının yüzde 20 olarak gerçeleştiğini ve burdaki katılığın devam ettiğini söyledi. Çanakçı, "Mortgage sisteminin kısa dönemde konut talebini ve fiyatlarını artırarak buradaki katılığın biraz daha devam etmesine neden olabilecektir. Ama orta ve uzun dönemde baktığınızda tabiki konut arzı da artacaktır ve konut fiyatları da belli bir dengeye gelecektir" dedi.

"İÇ BORÇLANMA ARTABİLİR"

Hazine Müsteşarı Çanakçı, borçlanma politikasını para politikalarıyla uyumlu götürdüklerini belirtirken, yıl içerisinde para politikasıyla uyumun zorunlu kılması durumunda Hazine’nin iç borçlanmasını bir miktar artırması ve Merkez Bankası nezdindeki rezervlerini daha da güçlendirmesinin söz konusu olabileceğini söyledi. Çanakçı, "Tabi bu belli limitler sınırlar içerisinde olacaktır. İç borç çevirme oranlarında bir kaç puanlık artışı çok olumsuz bir değerlendirme olarak da karşılamamak gerekir" dedi.

"DÖVİZ KURUNUN EN GERÇEKÇİ DEĞERİNDE"

Türkiye’de kur rejiminin serbest olduğunu, Merkez Bankası’nın kur politikasını operasyonel bağımsızlığı çerçevesinde önceden açıklanan kurallara bağlı olarak yürüttüğünü söyleyen Çanakçı, döviz piyasasında da milyonlarca aktör yer aldığını, döviz kurunun değerinin de bu aktörlerin geleceğe yönelik beklentilerine göre şekillendiğini kaydetti. Çanakçı, "Serbest kur rejiminde döviz kurunun gerçekleşen değerinin en sağlıklı, gerçekçi değer olduğunu kabul etmek gerekir" dedi.

"EKONOMİ RİSKLERE DAYANIKLI"

İran ve Suriye’de yaşanan olaylara ilişkin olarak bir ekonomik senaryo olup olmadığına ilişkin sorular üzerine Çanakçı, "Türkiye ekonomisi son 4 yıllık dönemde çok önemli testlerle karşı karşıya kalmıştır. Irak savaşı yaşanmıştır, terörist saldırılar olmuştur, enerji fiyatları artmıştır, İmar Bankası gibi çok önemli bir yükle karşı karşıya kalmıştır. Bir çok testten geçmiştir ekonomimiz ve dayanıklılığını ispat etmiştir. Şu ya da bu riske karşı bir plan hazırlamaktan ziyade ekonominin toplu dayanıklılığını artırmak gerekir ki biz de bu yönde çaba sarfediyoruz" diye konuştu.
Yapısal reformların önemine işaret eden Çanakçı, sosyal güvenlik reformunun şubat ayının sonuna kadar tamamlanacağının açıkladığını anımsatarak, bunun IMF’yle ilişkilerde önemli bir sıkıntı doğruacak bir unsur ve gecikme olmadığını söyledi.

Çanakçı, Konut Edindirme Yardımına ilişkin çalışmaların da devam ettiğini, özellikle hak sahiplerinin belirlenmesi ve ödemelerin sağlıklı bir şekilde yapılması için teknik çalışmaların devam ettiğini söyledi.
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı