Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çanak çömlek ve yeni casusluk

Hadi ULUENGİN

İlk sanayi casusluğunun kökeni insanların çanak çömlek sevdasında uzanır.Çin'de daha Tang hanedanı döneminden itibaren üretilen o gizli ve gizemli porseleni Marco Polo aracılığıyla keşfeden Avrupalılar, beyleri ve kralları ağız tadıyla zıkkım içsin diye ne yapıp yapıp bunu kopyalamaya çalışmışlardır.

Lakin Çinli bu ‘uzun burunlulara’ öyle kolayından sır kaptırır mı, başta Floransa ve Hollanda'nın cam ustaları, seramik erbabı bin bir itinayla kızgın fırından çıkarttığı züccaciye ürününü gerçek porselene tam benzetememiştir.

Ama 18.yüzyıl başlarında Saksonya'nın Meiser fabrikası devreye girmiştir.

Alman uyanıklar Sarı Deniz'e pek aşina Portekizli gemicilere para yedirmiş ve onlar sayesinde Pekin'de karıştırılan asıl alaşım formülüne kavuşmuşlardır.

Töton tacirler casus olarak Lüsitanya donanması erlerini kullanmışlardır.

Dolayısıyla, hamura arı kaolin kili katan Cermen fabrikatör hem Felemenk tekelini kırmış, hem de meşhur ettiği Saksonya porseleniyle zengin olmuştur.

Modern sanayi casusluğu çanak çömlek ispiyonlayarak başlamıştır.

* * *

Vukuat şundan aklıma geldi: ‘İl Mondo’ gazetesinde yayınlanan çok kapsamlı dosyayı okuyunca anladım ki meğer benim maziden bildiğim bu gariban Alman-Portekiz casusluğu şimdikilerinin yanında sütten çıkma ak kaşık kalıyormuş.

Sağolsunlar Amerikalılar, hepsi Anglo-Sakson ya hazretlerin ayrıcalığı var, yanlarına İngiliz, Kanadalı, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı biraderlerini alarak tüm dünyada emsalsiz bir ispiyonlama operasyonu gerçekleştiriyorlarmış.

Çünkü, müteveffa SSCB'yi gözlemek ve dinlemek için kurulan ve ABD'nin en gizli servisi olan ‘Ulusal Güvenlik Ajansı’ (NSA)'nın elektronik faaliyetleri Duvar'ın yıkılışı ertesinde durdurulmamış. Tersine, müttefiklere döndürülmüş.

Avrupa ve Japonya'da ne kadar telefon, faks ve e.mail görüşmesi yapılıyor, sağır olur inşallah, Sam Amca tepemize yerleştirdiği üç dev uydusu ve müthiş kapasitedeki bilgisayarları aracılığıyla bunlara şıppadak kulak kesiliyormuş.

Mübarek makinalar öylesine akıllı ve öylesine alengirliymişler ki hem dakikada iki milyon telefon konuşmasını filtre edebiliyor, hem de söz konusu filtre işlemini gerçekleştirirken sırf anahtar kelimelerle yetiniyorlarmış.

Örneğin, Almanya ve Fransa her hangi bir havayolu şirketine Airbus uçak mı satmak istiyor, NSA hemen aynı konuyla ilgilisi olabilecek tüm telefonları dinleme aparatına bağlıyor ve hafızaya ‘airbus’ sözcüğünü yüklüyormuş.

Ne zaman ki kelime telaffuz edildi, filtreden teyp kaydına geçiliyormuş.

Avrupalı satış müdürleri filanca kumpanyanın ihalesinde falanca rakkama kadar tenzilat yapmaya mı karar verdi, haber derhal rakip Amerikan firması Boeing'e uçuruluyormuş. Büyük ihtimalle ihaleyi Coniler kapıyormuş.

Zaten, Volkswagen şirketinin yönetim kurulu toplantısını dinleyen aynı NSA burada olup bitenleri yine Amerikan General Motors'a ait Opel'e de duyurmuş.

Öte yandan, yüz surat mahkeme duvarı, Yaşlı Kıta'ya ilişkin tüm verileri İskoçya'daki Menwith Hill bazında merkezileştiren İngiltere AB üyesi olmasına rağmen Washington'a böylesine göbek bağıyla bağlı olmaktan hiç utanmıyormuş.

Londra'nın ABD dümen suyundan gitmesi Anglo-Sakson ağabeyinin kurduğu bu muazzam elektronik şebekeden yararlanmak kaygısından kaynaklanıyormuş.

Açıkçası, Çin'den çanak çömlek formülü yürütmek için yapılan o ilk Alman - Portekiz sanayi ispiyonluğu bugünkünün yanında çocuk oyuncağına benziyormuş.

* * *

İtalyan gazetesindeki dosyayı okudum, nem kaptım ve zaten dikkat ederdim ama şimdi telefon ve fakslarıma daha da fazla dikkat eder oldum.

Anahtar kelime yerine geçer diye artık ‘porselen’ sözcüğünü kullanmıyorum.

Yüklü bir züccaciye işi için şu sıralar Çin'le yoğun temas halindeyim de..

Ne yani, çanak çömlek ticaretimi Conilere kaptırmaya niyetim yok !..













X