"Sibel Arna" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Arna" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Arna

Can’ın annesi nasıl ölebilir?

Ne oluyor ya? Bu ne demek oluyor? Daha iki yaşına bile basmamış bir çocuk nasıl annesiz kalabiliyor? Defne gibi bütün gözeneklerinden hayat fışkıran bir kadın nasıl ölebiliyor?

Kötü haberi aldığım andan beri Defne’nin oğlu Can’ın yüzü gözümün önünde... Şimdi o ne yapacak? Düşünün, o Defne gibi eğlenceli bir kadının oğlu. Birlikte oyun oynadıkları anları düşünmeye çalıştıkça kahroluyorum. Kim bilir Can’ın hayal gücünü geliştirmek için ne numaralar yapıyordu! Onu ne çok güldürüyor, nasıl güzel seviyordu?

Çok iyi baktığına, üstüne titrediğine hiç ama hiç şüphem yok. Bu konuda laf söyleyen, saçma sapan fanteziler üreten, hiçbir şeye saygısı olmayan, beyni de ruhu da örümceklenmiş insanlara çok şey söylemek istiyorum. Ama susuyorum. 
Defne’yi şahsen tanıdığımda Can 16 aylıktı. Yani bundan dört ay önce... Yok Böyle Dans projesi için bir araya gelmiştik. Birbirimize ‘Merhaba’ dedikten üç dakika sonra hâlâ bebeğine süt verdiğini anladım. Çünkü benim de emzirdiğim zamanlarda yaptığım gibi, ikide bir göğüslerinin sütle dolup dolmadığını kontrol ediyordu. Oğlu çoktan bir yaşını geçmişti ama sütten kesmeye kıyamıyordu. Anne sütünün mucizesine, anne ve çocuk arasındaki tutkal etkisine inanıyordu. “Bana kalsa 18 yaşına kadar emziririm” diye de şaka yapıyordu.

FAZLASI VARDI EKSİĞİ YOKTU

Yok Böyle Dans projesine kadar 7-24 oğluyla vakit geçiren, hatta ilk 5 ay anne, kayınvalide ve bakıcı yardımı olmadan oğlunu büyüten bir anneydi Defne. Yarışma sırasında yaşadığımız sorunlar ortaktı. Provaları oğlanların uyku saatine denk getirmeye çalışıyor, evlerimize yakın diye genellikle Tan Sağtürk’ün okulunda çalışıyorduk, geceleri düzgün uyuyamadığımız için gündüzleri de ruh gibi geziyorduk... Bu tempo yüzünden onda süt müt de kalmamıştı tabii. Tatlı bir bakıcı ablası vardı Can’ın... Defne herkesle olduğu gibi onla da yakın arkadaştı. Biz canlı yayındayken her fırsatta arar, Can’ın ne yaptığını sorardı. Yani anne gibi anneydi. Fazlası var eksiği yoktu.   

SADECE MUTLU OLMASINI İSTERİM

Tüm bunları di’li geçmiş zamanla yazdığıma onun artık bu dünyada olmadığına inanamıyorum. Ve sabahtan beri, ben ölsem Rüzgar’a ne olur, diye düşünmeden edemiyorum. Beni yan odaya, hatta tuvalete bile yalnız göndermeyen çocuğuma kim nasıl anlatabilir toprak olduğumu... Şimdi Can Kılıç’a kim nasıl anlatacak Defne’nin yokluğunu... Benim babaannem yok. Babam iki yaşındayken ölmüş. Bugün 56 yaşında olan babamın neden annesiz büyüdüğünü hiç anladığını zannetmiyorum. Hâlâ geceleri uyumak için tavana bakarken “Neden ben” diye söylendiğini biliyorum... 

Tanrım işine karışmak gibi olmasın ama bebeklerin annelerini biraz geç alsan yanına olmaz mı? Hiç olmazsa konuşmaya başlasaydı... Derdini anlatsaydı...
Bugünden itibaren hepimiz Can Kılıç’ın hayat boyu mutlu olması için dua edelim olur mu? Çünkü Defne bir tek bunu istiyordu. Parents dergisinden Müge Serçek, Defne ile yaptığı annelik röportajında “Can Kılıç nasıl bir çocuk olsun istersiniz?” diye sormuştu... Defne’nin cevabı her zamanki
gibi dürüst, samimi, naif ve netti: “Bu konuyla ilgili çok şey düşünüyorum fakat sonra hiçbir şey düşünmemenin daha doğru olacağına karar verdim. Bu yüzden sadece mutlu olmasını isterim.”

X