« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Çalışmamlar sürüyor

Ogan TARHAN
SON GÜNCELLEME
Roma'yı ilk kez 1982-83 sezonunda izlemiştim. Serie A'da şampiyon olmuşlardı. Ancelotti, Conti ve Pruzzo gibi etkili İtalyanların yanında çok kaliteli iki yabancı Falcao ve Prohaska'yı oynatan Roma bir yıl sonrasında Şampiyon Kulüpler Kupası'nda final oynadı. Bu kez takımda Brezilyalı Cerezo ve Graziani de vardı ve maç Roma Olimpiyat Stadı'ndaydı. Rakip, dönemin Avrupa devi Liverpool'du ve 1-1 biten 120 dakika sonunda Graziani penaltı vuruşunu kaçırıyor, Alan Kennedy Liverpool'u zafere taşıyordu.

O günden sonra senelerce toparlanamadı Roma. Geçtiğimiz sene taraftarlar arasında yapılan bir ankette 'Yaşadığınız en büyük düş kırıklığı' maddesini hemen hemen hepsi '30 Mayıs 1984 Olimpiyat Stadı' şeklinde işaretlemişti. 1991'de bir de UEFA finali oynayan Roma onu da Inter'e kaybetmişti. Galatasaray'la karşılaşmaları ise 1992-93 sezonuna rastlıyor. O günleri hep 'Ah Uğur atılmasaydı', 'Ah Aldair'in son dakika golü olmasaydı' veya 'Ah Arif'in şutu direkten dönmeseydi' diye hatırlıyoruz...

GEÇEN YILIN ŞAMPİYONU

Roma, geçen sezon Fabio Capello yönetiminde 18 yıl aradan sonra 'Scudetto', yani İtalya lig şampiyonluğunun sahibi oldu. 30 Mayıs 1984'ü yaşayan tüm Roma'lılar da geçen senenin son düdüğüyle birlikte Avrupa finalini düşünmeye başladı. Ali Sami Yen'de misafir seyircilerin astığı 'Obiettivo Glasgow' pankartı da bu hedefin göstergesiydi.

İtalya'da tüm hakemlere altın Rolex hediye eden Roma'nın uyanık başkanı Francesco Sensi'nin de tüm gücüyle Hampden Park'da oynanacak final için çalıştığını duymayan kalmadı. Glasgow'da final oynamak, 17 yıl önceki hayal kırıklığını zafere dönüştürmek her Roma'lı gibi onun da en büyük rüyası. Sensi'nin G.Saray maçı öncesi de nasıl 'çalıştığını' anlamak güç değil.

'Göreceksin, İtalyanların hepsi elenecek'... Geçen sezonun ilk günlerinde futbol konuşurken böyle demişti Fatih Terim. Haklı olduğunu zaman gösterdi. Fatih Hoca çizmede futbolun her geçen gün geriye gittiğine inanarak böyle söylemişti. Aslında Şampiyonlar Ligi'nde bir İtalyan takımının yer aldığı son final 98'de oynanmış, 3 senedir en büyük finalde bir İtalyan markası olmamıştı.

HAKEM YARDIMI OLMADAN...

İtalyanlarca yaratılan Inzaghi, Totti ve Maldini gibi süper yıldızların aslında benzerleri, hatta daha iyileri her yerde bulunabilen sıradan oyuncular oyduğu ve hakem yardımı olmadan yol alamadıkları anlaşılmış ve düşüş başlamıştı. Ama birşeyler yapılmalı, Avrupa futbol pastasında en büyük pay sahibi olan İtalyanların çöküşüne izin verilmemeliydi.

İşte bu konuda çalışmalar sürüyor... Juventus-Celtic maçını hatırlayan var mı?

Tabii ki futbolun 'büyük kısmı' sahada oynanıyor. Tabii ki Galatasaray, Roma karşısında kendi futbolunu oynamadı,sadece iyi mücadele etti. Tabii ki hatalar yapıldı ve maçın hakkı beraberlikti. Aslında yağmurlu akşamda bekleneni veren tek isim Claude Colombo oldu. Birkaç saat öncesinde bir arkadaşımla ondan bahsetmiştik. Fransız olduğu için endişeliydi. Ona Levski maçı öncesi ismi açıklandığında ne kadar çok sevindiğimi, 'Şampiyonlar Ligi garanti' diyerek rahatladığımı anlattım. Ama Roma maçı öncesi yine Colombo dendiğinde nasıl yıkıldığımı söylerken maalesef şu sözlerimde de haklı çıktım. 'Maç berabereyken mükemmel bir yönetim izleyeceksin. Ama biz öne geçersek...gerçek Colombo'yu o zaman seyret.'

Sağolsun Claude; beni de, kendisine halen süren çalışmalar çerçevesinde zorlu bir görev verenleri de utandırmadı. Emerson'un golüne en çok o sevindi...

Bunları da Beğenebilirsiniz