"Sibel Arna" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Arna" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Arna

Çakobel Karamel’in emzirme azmi

Emzirenler ve emzirmek üzere olanlar bu yazı size... İnsan emzirmeye azmetmeye görsün işleri nasıl yoluna sokuyor, o süreci nasıl tıkır tıkır işletiyor en büyük kanıtı Çağla Şikel yani benim ona taktığım isimle Çakobel Karamel’dir.

Çocukluğundan beri eş dost arkadaşının ona en çok taktığı isim Çako’ydu. Ben Sibel’le mi bağlantı kurmak istedim bilmiyorum bir gün Çakobel deyiverdim. Belki de çocukluğumuzda yediğimiz şu marshmallow’lu çikolatadan falan esinlendim. Sonuna da hem kafiye olsun diye hem de teni her daim karamel renginde olduğu için Karamel’i ekledim. Aynı oranda tatlı oluşunu ayrı tutuyorum…
Çağla Şikel ile yakın arkadaşız ama oğullarımız bizden de yakın. Bir kere aynı anaokulunda aynı sınıfa gitmelerinden sebep her gün görüşüyorlar. Hastalık gibi zorunlu sebeplerle görüşemezlerse birbirlerini özlüyorlar. Eve döndüklerinde Kuzey Rüzgar’ı, Rüzgar Kuzey’i anlatıyor. Ne renk tişört giydiklerini, suluboya yaparken etrafı ne kadar batırdıklarını...
Hal böyle olunca onları yazın da ayırmadık. Bodrumsa Bodrum, Çeşmeyse Çeşme’de özellikle saat 17.00’den sonra birlikte koşturup oynuyorlar. Arada oyuncakları paylaşamadıkları için hırgür çıkarsalar da yine de tam anlamıyla kankalar.
Malum Çağla beş ay önce ikinci oğlu Uzay’ı dünyaya getirdi. Artık aramızda minik bir adam daha var. Ve nasıl hızla büyüdüğüne inanamazsınız.
Tahtalara vurarak, 41 kere maşallah ile söylüyorum, çok hızlı kilo alıyor. Çünkü bizim Çakobel Karamel bu emzirme işini çok ama çok iyi beceriyor. Üstelik bu konuda önemli bir yardımcısı var: Emzirme danışmanı Tijen Eren. “Kafama bir şey takıldıkça ona soruyorum, rahatlıyorum” diyor.
Artık işin kafada bittiğini çözdü. “Ben rahat, huzurlu ve mutlu olursam sütüme hiçbir şey olmaz” diyor, etrafındakilere de bunu salık veriyor.
Annelik içgüdüsüyle, “Kuzey’i sekiz ay emzirdim, Uzay’ı daha az emziremem” diye düşünüyor. Yaz demiyor, sıcak demiyor, deniz-kum-güneş ortasında sütün peşine mi düşülür demiyor. Her dört saatte bir pombayla sütünü çekiyor, Uzay’ına içiriyor. Emzirmeyip pompalamasının sebebi Uzay Bey’in tercihi. Böylesinin daha zahmetsiz ve kolay olduğunu daha bir aylıkken çözdü, meme yerine biberon istiyor. Çağla’ya iki misli daha iş çıkıyor ama bana mısın demiyor. Geceleri uykularını bölüyor. 24.00’te yatsa 04.00’te… 05.00’de tekrar yatsa 09.00’da uyanıp süt sağıyor. Gece yarısı uykuya yenik düşmemek için kendine adrenalin verecek şeylerin peşinden gidiyor. Ya iPad’i açıp internetten alışveriş yapıyor ya da oyun oynuyor. Enteresan bir küpe, bileklik ya da bikini bile onu motive etmeye yetiyor. “O anlarda sütümün fazlalaştığını hissediyorum” diyor.

ESKİDEN POMPA YAPARDI

Gündüzki durumumuz tam bir film. Eskiden eve ya da otel odasına gider pompa yapardı şimdi üzerine bir şey örtüp plajın ortasında şezlongda süt sağıyor. Neymiş, odada sıkılıyormuş şezlongda bizimle sohbet edince zamanın nasıl geçtiğini anlamadan 150 cc süt çıkıyormuş.
İnanın kimse bir şey anlamıyor. Benzer durumdaki anneler, söylüyorum lütfen şu emzirme süreci bitene kadar utanma duygunuzu rafa kaldırın. Siz rahat olun, eğlenin gerisi gelecektir.
Eğlenin derken orası size kalmış. Mesela Çağla wake-board yapıyor artık. Anne olmadan önce birkaç kez denediği ve ayağa bile kalkamadığı su kayağında şimdi harikalar yaratıyor. Sporun ve eğlencenin adrenalini yine süte yarıyor. Bir saatlik ders dönüşü, birkaç kez ağzının üstüne düşmesine rağmen öyle mutlu dönüyor ki, tarifsiz. Yani iş sizde bitiyor hanımlar, anladınız siz beni...

X