"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Çakmur: Bina yapana metro verilir mi?

GEÇEN günkü yazımda “Metro seçim de aldırır, seçim de kaybettirir” diye yazdım.

Çünkü kentin gündemi metroya kilitlenmiş durumda. Başkan Aziz Kocaoğlu da Kamu İhale Kurumu’nun son kararından sonra merkezi hükümeti karşısına almak pahasına çok sert açıklamalar yapıyor.
Yazımda “Üçyol-Üçkuyular Çakmur’un da, Özfatura’nın da çekindiği hattı. Gerçekten de endişe ettikleri kadar varmış” yazınca eski başkan Çakmur aradı. Ve dedi ki...
“Hiç endişem olmadı. Çünkü, biz yani Belediye Meclisi ve ekibimiz, ihaleyi dört dörtlük yapıp doğru kişilere vermiştik. Yani bu işi yapabilecek ehil insanlara, firmalara... Metro ileri teknoloji, yüksek mühendislik gerektirir. Bunun için iki yıl boyunca araştırdık, bilim adamlarıyla çalıştık. Sadece metro ihalesini yapmadık. Kentin ulaşım master planını da hazırladık. İzmir’in geleceğiyle ilgili öngörülerde bulunup ihaleyi öyle yaptık. İhaleyi de daha önce metro inşaatı yapan, bu işi bilen, referansları güçlü bir şirket aldı.” Çakmur’a, “KİK’in son kararından sonra siz ne yapardınız, Kocaoğlu gibi betonlama için bir seferberlik başlatır mıydınız” diye sordum.
Cevabı şöyle oldu:
“Şikayet eden kendini şikayet eder. İhaleyi doğru yapmıyorsan kimi kime şikayet ediyorsun? Bu çocuk oyuncağı mı? Apartman yapan inşaat firmasına metro verilir mi? En başından yanlışlık var. Ortopediste diş çektirilir mi, dişçi cerrahlık yapabilir mi? Aziz Bey, şapkayı önüne koysun. Bina yapana metroyu verirsen, olacağı budur. Kamu yöneticisinin hangi partiden olursa olsun şikayet etmeye hakkı yoktur.”
Yüksel Çakmur, Üçyol-Üçkuyular hattını önce planladıklarını ancak sonrasında güzergah tercihinin değiştiğini hatırlatıyor. Çakmur, o dönemde seçimi kazansaydı şimdi bu hattın çoktan bitmiş olacağını iddia ediyor.
Ve bir uyarıda daha bulunuyor: “İzmir çok mu zengin, Türkiye’nin kaynakları çok mu fazla... Bir hattı bitirmeden neden ikincisine başladınız? Bitir Üçyol-Üçkuyular’ı sonra Aliağa-Menderes’e başla. Bir doktor iki ameliyatı birden yapamaz. Diz ameliyatı yapılırken, kalp damarları değiştirilmez. Kocaoğlu tercihlerini yeniden gözden geçirmeli...”
Metro konusu daha çok konuşulur, çok tartışılır.

İzmir’i sorgulayalım


“İzmir’i sorgulayalım” diye yazınca mailler birbiri ardına geldi. Daha çok bu sorgulamayı yapan bir okurum Ali Atilla’ydı. Kimisi eleştiriyor; kimisi olaya farklı bir pencereden bakıyordu. Elbette, herkes başka bir detaya takılacak; ortak akıl da böyle sağlanacak. Bugün o mesajlardan birini paylaşıyorum. Sayın Türkkan’ın yorumu şöyle...
***
“İzmir’in yakın tarihi olarak işaret edilen son 20-30 yıl olarak değerlendirilir ise son 30 yıla bir bakalım isterseniz. Son 30 yılın belediye başkanlarıyla başlayabiliriz örneğin: Burhan Özfatura 1984-1989 ve 1994-1999 yılları arasında iki dönem belediye başkanlığı yapmış. Yani İzmir, Yüksel Çakmur’dan sonra tercihini yine Burhan Özfatura’dan yana kullanarak Çakmur’a bir ders vermiştir. 1999-2004 yılları arasında başkanlık yapan Ahmet Piriştina’nın ömrü ne yazık ki, İzmir planlarını tamamlamasına yetmedi. Tabii Kocaoğlu dönemi... Kocaoğlu’nun ikinci kez seçilmesi, İzmirli’nin AKP’ye verdiği mesaj olmuştur.  Geçmişte hiç kimsenin vazgeçilmez olmadığı dersini veren İzmirli, bu kez Kocaoğlu’na destek olarak göstermiştir. Bunu inkar etmek mümkün müdür?
Ayrıca, yanlış bir tahlil de yapıldığı görüşündeyim ‘İzmir, Özal’ın liberalleşme dönemini de kaçırınca İstanbul ile ara açıldı’ satırlarıyla. Eğer Ali Bey’in belirttiği gibi merkezi devlet politikalarını desteklemek ile ilintili ise gelişme olarak nitelenen, sayın Özfatura neden gerekli desteği almamıştır dönemin Özal hükümetinden?
Gelişme olarak kastedilen, Alsancak Garı’ndan Kordonboyu’na doğru uzanan o çirkinlik abidesi otoban mıdır sizce? ‘Günümüzde ise merkezi devletin özellikli desteğini alamaması, Anadolu’nun yükselen yeni seçkinlerinin de gerisinde kalmasına neden oluyor’ sözleri ile İzmirli açık açık AKP’yi desteklememekle suçlanmaktadır. Ali Bey’in bahsettiği ve İzmir’in gerisinde kaldığı gelişme, Türkiye’yi içinden çıkılamayacak bir sürece sürüklemektedir ne yazık ki. Ve eğer İzmir bunu reddederek geride kalıyorsa bırakınız.
Sonuç olarak daha pek çok şey yazılabilir, ancak İzmir sesini yükseltiyorsa da, sessiz kalıyorsa da bir sebebi vardır. Yeri gelmiş faşistlikle suçlanma pahasına sesini yükseltmiştir İzmir, yeri gelmiş sesi sokağa taşmış Türkiye’yi bekleyen tehlikeler için uyarmıştır insanları. Ve İzmir sessiz kalıyorsa emin olunuz ki, bunun da bir sebebi vardır.”
***
İzmir’i sorgulayalım. Sayın Türkkan’a bu yorumu için teşekkür ederiz.

X