Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Çakıcı'nın şirketi kapatıldı

    Hürriyet Haber
    14.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 14.09.1998 - 00:01

    Bulgaristan uzun süredir Türkiye'den çeşitli suçlar nedeniyle kaçanların adresi oldu. Jivkov döneminde iki ülke arasındaki diyalogun, özellikle ‘‘soydaş sorunu’’ nedeniyle bozulması, suçluların iadesini engelleyen birinci nedendi. 1993'e gelindiğinde narkotik suçlarda Türkler ilk sıraya yerleşmiş bile...

    Bulgaristan'da bugün 2 binin üzerinde Türkiyeli Türk yaşıyor.

    Bunlar bin mark karşılığında ikametgah ve şirket iznine sahip olabiliyor. Türk mafyası için yıllardır cennet olan Bulgaristan'da Alaaddin Çakıcı, Kürşat Yılmaz ve onların arkasındaki Türk isimlerle sık sık karşılaşmak mümkün

    Son bir yılda Bulgar hükümeti mafyayla mücadelede önemli yol kat etti. Demokratik Güçler Birliği'nin Lideri Başbakan İvan Kostov ve Cumhurbaşkanı Peter Stoyanov kararlı bir tutum sergiledi. Bu nedenle Türk uyuşturucu mafyası, Çeçen ve Rus mafyasına karşı işbirliği yaptığı Bulgar mafyasıyla birlikte Türkiye'ye karayoluyla en yakın kent olan Filibe ve denizden en yakın kentler olan Varna ve Burgaz'a kaydı. Bu kentler Aynı zamanda Romanya, dolayısıyla Avrupa'ya daha yakın.

    Mafya haberleri yapan Bulgar gazeteciler, Türk mafyasının 1989'a kadar kontrol altında olduğunu, politik dengelerin altüst olduğu bu tarihten sonra mafyanın boşluklardan yararlandığını söylüyorlar. ‘‘Altın Üçgen'den gelen tonlarca uyuşturucu, Bulgaristan'daki depolarda perakendeye ayrılıyor. Avrupa'ya buradan dağılıyor.’’ Gazetecilerin anlattığına göre ‘‘Türk işadamları’’, Şipter adı verilen Kosova Türkleri'ni ve gurbetçi Türkler'i de kullanıyor. Bulgar mafyası ise 1993'ten itibaren güçlü organizasyona sahip oldu ve Rus mafyasıyla ‘‘Birbirlerinin alanına girmeme konusunda centilmenlik anlaşması’’ yaptı.

    Bulgaristan'a gelen uyuşturucu, hemen yurtdışına çıkmak zorunda. Bulgar Emniyeti'nden bir polis, bunun nedenini açıklıyor: ‘‘Küçük bir ülkeyiz. 50 kilogram kokain bile hemen farkediliyor. Büyük piyasa olsaydı rekabet olurdu. Bulgaristan sadece nakliye terminali görevi görüyor. 40 milyon doları aşan para hemen dikkat çekiyor. Bu nedenle uyuşturucu ve para uzun süre kalamıyor. Mafya da daha rahat çalışmak için böyle istiyor.’’ Sofya'da mercek altında olan mafya, Karadeniz sahilinde gayrimenkuller almış. Bulgar Emniyetçinin PKK'ya ilişkin tahlili de şöyle. ‘‘Türkiye'yle yapılan anlaşma nedeniyle PKK burada çok dikkatli. Kendilerini deşifre etmekten kaçınıyorlar. Romanya'yı tercih ediyorlar.’’ Sofya'daki gazeteci ve Emniyetçiler, yakın zamanda mafya grupları arasında bir savaş çıkacağına kesin gözüyle bakıyorlar. En büyük neden, piyasada fazla uyuşturucu olması.

    24 Saat Gazetesi'nin son haberlerini taradığımızda Türk mafyasıyla ilgili önemli bilgilere rastladık: ‘‘Türk ve Interpol yetkililerinin verdiği bilgiye göre Türk mafyası için en güvenli yer Bulgaristan. Yetkililere göre Kürşat Yılmaz'ın tutuklanması Bulgaristan'daki Türk mafyasının tasfiyesinin ilk halkası. Bulgar yetkililerine göre en yakın zamanda Bulgaristan'da faaliyet gösteren Türk mafyozolar tasviye edilecek. Kırcaali Emniyet Müdürlüğü, bölgede kayıtlı olan Türk şirketlerine geniş kapsamlı incelemeye başladı. Bu inceleme sonucu tahmin ediliyor ki birçok Türk şirketi tasfiye edilecek.’’

    24 Saat Gazetesi'inden bir yazar, ülkücü kaçaklarla Bulgar mafyasının nasıl ortak şirketler kurduklarını, faaliyetlerini anlatıyor. Çakıcı arandığı yıllarda, Bulgaristan'ın en büyük bodyguard şirketi 1200 elemanlı VIS'in gayri resmi ortağıydı. VIS, ‘‘Gerçek Adına Koruma’’ anlamına geliyor. Adının açıklanmasını çok sakıncalı bulan bir Bulgar baba, ‘‘Aralarında, çok sayıda sabıkalı vardı’’ diyor. Çakıcı'nın görünmeyen ortağı olduğu iddia edilen bodyguard şirketi VIS'in çalışma tarzını, yine Bulgar babadan öğreniyoruz: Dört bodyguard, şirketten içeri giriyor. Şirketin tüm eşya ve otomobillerini korumayı üstlendiklerini bildiriyor. Ret cevabı verildiğinde, ertesi sabah manzara korkunç oluyor: Bürodaki tüm eşyalar kırılmış, şirket otoları da sırra kadem basmış. Bu yöntem sonucu çok sayıda firma, VIS tarafından korunmayı mecburen kabul etmiş. VIS'in şiddet yöntemleri, devletin duruma müdahele edip kapatmasına kadar sürmüş. Şirket bu kez, geçtiğimiz 1994 Ağustosu'nda ‘‘VIS 2’’ adıyla yeniden faaliyete geçmiş. VIS yedi ortaklıydı. Yönetim Kurulu Başkanı, Vasil İliyev, 1995 Mart'ında öldürülmesinde ‘‘iç hesaplaşma’’ yani Çakıcı'yla anlaşamaması rol oynadı. O dönem görüştüğümüz İdari İşler Müdürü Lubomir Slavcev ‘‘Türk ortaklarımız da var ama adlarını bilmiyorum’’ demişti. Ancak, Türklerin yoğun olduğu Kırcaali ve Haskova dahil, 40 şubeleri olduğunu da gururla anlatmıştı.

    AVAR TURİZM OLAYI

    1997'de iktidara gelen Demokratik Güçler Birliği, VIS'i büyük ölçüde dağıttı. Çakıcı ve adamları büyük darbe yedi. geçtiğimiz Ağostos'un son günlerinde, aralarında VIS'in de bulunduğu, Türk mafyasının ortak olduğu Planeta Inc, Union Inc, Levski-Spartak, Apolo Bolkan'ın kapılarına kilit vuruldu. Eski komünist yöneticilerin paralarını işleten Multi Group da kapatılanların arasında. 24 Saat'in yazarı, hükümetin emriyle özel timin bu şirketlerin merkez ofisine baskın yapıp dosyalarına elkoyduğunu anlatıyor.

    Aynı yazar, Bulgaristan'da da yolcu taşıma yetkisi olan Avar Turizm'in, Türkiye-Batı Avrupa hattında uyuşturucu trafiğinde etkin rol aldığını, kara para transferi yaptığını anlatıyor. 22 Aralık 1997'de Edirne'de öldürülen altı kişinin arasında Bulgaristan'dan 1978'de göçen soydaş Bedri Kara'nın da bulunduğunu vurgulayan yazar, bu olaydan sonra Avar Turizm'in Bulgaristan'daki yolcu taşıma yetkisinin iptal edildiğini anlatıyor. Bir ay önce de uyuşturucu kaçakçılığı yapan Cemal ve Mehmet Özmen kardeşlerin sınır dışı edildiğini, onlar hesabına çalışan altı Bulgar polisinin görevden alındığını hatırlatıyor.

    AKŞENER'DEKİ LİSTE

    Çiller Başbakan olduğu dönemde adı uyuşturucu ticaretine karışan Kürt işadamlarının listesinin ellerinde olduğunu açıklamıştı. Bu açıklamayı izleyen tarihlerde bazı Kürt işadamlarının öldürülmesi gündeme geldi, Susurluk soruşturmasında da kayıtlara geçti. Meral Akşener İçişleri Bakanı olduktan sonra Bulgaristan tarihinde ilk kez bir İçişleri Bakanı Türkiye'yi ziyaret etti ve Bakan Bogomil Bonev, Meral Akşener'le iki ülke arasındaki uyuşturucu ve silah trafiğini görüştü. Bonev Akşener'e, Bulgaristan'da Türk işadamlarından haraç alan Kürtler'in listesini verdi.

    Bulgaristan'la mafyaya ilişkin diyalog, Mesut Yılmaz'ın Başbakanlığı döneminde de sürdü. Dönemin İçişleri Bakanı Murat Başeskioğlu, Mesut Yılmaz'ın Aralık 1997'de yaptığı Bulgaristan ziyaretinden birkaç gün önce Bulgaristan'a gitti. Bu ziyaret sırasında PKK ile ilgili anlaşma imzalandı. İçişleri Bakanı Bogomil Bonev Başeskioğlu'na, Bulgaristan'daki Türk uyuşturucu mafyasında adı geçen Türk işadamı ve şirketlerinin de isim listesini verdi. Geçtiğimiz Nisan ayında Antalya'da Bulgaristan Romanya ve Türkiye arasında Organize Suçlarla Mücadele Anlaşması imzalanarak üç komşu ülke mafyayla daha kararlı mücadelede ortak karara vardılar.

    Tekne Tuzla'da yapıldı

    On yıldır Bulgaristan'da yaşayan bir ülkücü işadamı, Çakıcı'nın Nice'te yat satın almak için değil, kendi teknesine binmek için geldiğini iddia etti. ‘‘Son modeldi. Her türlü teknolojik donanıma sahip ultra lüks bir tekneydi. Binmek kısmet olmadı’’ dedi. Teknenin Tuzla'da yapıldığını öne süren ülkücü işadamı, geçtiğimiz Mart başına kadar Tuzla açıklarında bekleyen teknenin elektrik aksamının Büyükçekmece'deki oto elektrikçilerine yaptırıldığını da anlattı. Çakıcı'nın yer ve gün talimatıyla ayrılan tekne hakkında bazı ayrıntılar verdi. ‘‘Yanına yaklaşan en küçük şeyi bile farkedecek donanıma sahipti. Son hızla uzaklaşmak üzere bekliyordu.’’ Ülkücü baba, Çakıcı'nın tekneyi yaptırış amacının uluslararası sulara ve Emniyet güçlerinin elinin uzanamayacağı adalara gitmek olduğunu da söylüyor. Ülkücü işadamı, Türk ve Bulgar uyuşturucu mafyasının, son yıllarda Cayman ve Virgin Adaları'nda paravan şirketler kurduğuna dikkat çekti. Ekonomisi, kara para üzerine kurulu bu adalarda Türklerin son yıllarda paralarını 15'e katladığı da gelen bilgiler arasında.

    Uyuşturucuda şampiyon Türkler!

    Bulgar İçişleri Bakanı Genel sekreteri Bojidar Popov'un 28 Ekim 1997'de yaptığı açıklamaya göre, Bulgaristan'da uyuşturucu ticaretine karıştığı tespit edilen Bulgarların sayısı 1677. İkinci sırada 1053 kişiyle Türkler yer alıyor. Ardından 101 kişiyle Arnavutlar, 106 kişiyle Arap ve 66 kişiyle İranlılar geliyor. Resmi rakamlara göre uyuşturucu işi yaptığı saptanan şirketlerden 112'si Bulgar, 30'u Türk.

    Sınırda uyuşturucuyla tutuklanan Türkler, dönemin içişleri bakanı Murat Başeskioğlu'na verilen listede isimleriyle yeralıyor. 1997'de 14, 1996'da 10, 1994'te 10, 1993'te de 10 kişi bu listeye geçmiş. 1995'de hiç Türk yok! Bulgar yetkililer, aslında o yıl da yakalananlar olduğunu ancak iktidardaki komünist yönetimin rehavetinden dolayı istatistiklere girmediğine dikkat çekiyorlar.






    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı