"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Cahit Külebi’ye dön geri bak

TÜRK edebiyatının iyi şairi Cahit Külebi, on yıl önce aramızdan ayrıldı.

Onun Bütün Şiirleri’ni yeniden okurken, iyi şairlerin yazdıklarının kendini yenilediğini, bize her okuyuşta ayrı bir şiir ufkunu açtığını fark ettim.

Külebi’nin şiiri, halk şiirinin, kültürünün yeniden modern biçimde söylenişinin, eşsiz örnekleridir.

Bu toprağın şiiri sözü, belki bugün bazı kimselere biraz basit, sıradan bir yargı gibi gelebilir.

Oysa, insanın yaşadığı coğrafyayı anlatan, o coğrafyanın insanlarını şiirleştiren şairlere ayrı bir ilgi gösterdiğini, edebiyat tarihi kanıtlıyor.

Bütün Şiirleri’nin başında Cahit Külebi’nin Şiir Üstüne’sinden bir bölümü okuyun: "Şiirin bütün bu koşullar içinde en ilkel, en yalın, en öz bir sanat türü olarak kaldığını söylemek yanlış olmaz. Buna koşut olarak şiir, insanın kendi anadilinin çalgısında söylenen bir türkü olduğu düşünülebileceği gibi, gerçek şiirin de ulusal çalgıyla çalınan bir ezgi olduğu da düşünülebilir. Bu yüzden şiir, bütün ilkelliğine. kuralsızlığına, başıboşluğuna karşın sanatların insana en yakını ve belki de en soylusudur."

Ustaların bütün şiirleri yayınlanırken, kitabın başına bir eleştirmenin incelemesinin konulmasından yanayım. Onu bilen, kendi kuşağının okurlarından çok, yeni kuşağın şiirinin Türk şiirindeki yerini belirlemesi, onun gerçek edeb. kimliğinin ortaya çıkması için mutlaka bulunmalı.

Yayınevi bu kuralı uygulamış, Bütün Şiirleri’nin başına eleştirmen, denemeci Adnan Binyazar’ın yazıları konulmuş. Sanırım Cahit Külebi’yi ondan iyi kimse yazamazdı. Çünkü onun hem halk şiiri, halk kültürü ile ilişkisini, hem bu malzemeden nasıl modern bir şiir yarattığını, ayrıntılı, gerekçeli bir anlayışta bize sunuyor.

Adnan Binyazar’ın eleştirisinden, şiirine ışık tutan bazı saptamaları sizinle paylaşmak istiyorum: "Bütün bu dolambaçlı tutumlara karşın, Külebi’nin şiiri kendi yolunda gelişim göstermiş, ağırlığından da hiçbir şey yitirmemiştir. Hele 1970’ten bu yana yazdıklarıyla toplumsal konulara daha da ağırlık vermiş, şiirini güncelleştirme gereksinimi duymuştur. Ya da Külebi’nin şiiri, gelişimini bu yolda bulmuştur. Ama bunu yaparken hiçbir zaman, şiiri bir an parlatıp sonradan etkisiz kılan kuru slogancılığa düşmemiş, gerçekle güzelliği iç içe yaşatmayı bilmiştir. (...)

Külebi’nin imge düzeni, uyak arayışları, sesindeki çeşitlilik, türküsel söyleyiş ve alabiliğine coşku onu biçimsel bir şair olarak tanıtmaya olanak verir. Hele şiirde dümtek arayanlar, böyle özgür şairleri daha da kalıba sokma gereksinimi duyarlar. Şairleri belli kalıplara sokmak işin kolay yanıdır. Ne ki, şiir, şiirsel özden yoksunsa, biçim yalnızca bir dümtek tekdüzeliği yaratır."


Şiirin, hayatımızda karşılığı olması gerektiğini savunan anlayışın şairidir Külebi.

Onun için de, okunur, ezberlenir, eskimez. Çünkü eskimeyen duyguları şiire getirmiştir. Yalınlığın en zor elde edilen kavram olduğunu kanıtlamanın en sağlam yolu şiirdir. Külebi’nin şiirlerindeki yalınlık budur.

Külebi, düzyazıda da tanıdığı şairleri, arkadaşlarını anlatmıştır.

Ama bunların içinde gerçekten Türk edebiyatında modern ağıt biçimine verilecek örnek, iyi şair, arkadaşı Ceyhun Atuf Kansu için yazdığı şiirdir.

CEYHUN ATUF KANSU İÇİN KÖYLÜ BİÇEMİNDE AĞIT



Ceyhun kardeş sen bu elden gideli

Dağlarım yıkıldı, çöllerim bomboş.

Söğütlü dereler, iğdeli beller,

Kuraktan çatlamış göllerim bomboş.



Turhal yöresinden, Yıldızeli’nden

Çocuktan, büyükten, kızdan, gelinden,

Kurtarmıştın sayrılığın elinden,

Şimdi sayrı kaldım, ellerim bomboş.



Her sevdiğin şeye sen gülüm derdin,

İnsanları bebe gibi severdin,

En sonunda kendi yüreğin verdin,

Kırıldı dallarım, güllerim bomboş.



Külebi der ölüm gelir yavaştan,

Ben de bıktım bu anlamsız savaştan,

Dağdaki geyikten, gökteki kuştan

Beter oldum, telim teleğim bomboş.



Şairler alçakgönüllü müdür? Ben alçakgönüllü diye bilirim, zaten sevdiğim şairler de böyledir.

Apollinaire’in, Ataç için yazdığı manzum portreler de, şiirin başka uzantılardaki gücüdür.

Cahit Külebi’nin şiirlerine yeniden dönüp bakın. İyi şiire her zaman ihtiyaç vardır.

Cahit Külebi’nin çiçek demeti

İçi Sevda Dolu Yolculuk, Külebi’nin yaşamından kesitler, yaşam tanıklıkları, tanıdıkları, dostluklarını barındıran bir kitap.

Tanıdığınız şairleri, müzikçileri ondan okuyunca, şair duyarlığının, gözlem gücünün bunlara ne kadar lezzet kattığını göreceksiniz.

Dönemi, insanları sevgiyle anlatması beni etkileyen yanlardan biri.

Hele Zomzom benim için başka bir özellik taşıyor. Sabahattin Ali’nin Bir Mesleğin Başlangıcı hikáyesiyle benzeşmesi.

Kitabın ilk iki bölümü, Külebi’nin şiirsel düzyazı örnekleri olarak tanımlanabilir.

Solgun Resimler, geçmişten bellekte kalanlar. Geçmiş yaşamın izdüşümleri.

Dost Bahçesi Gülleri’nde kimler yok ki? Yakın dostlukların kişileri: Ahmet Kutsi Tecer, Veysel, Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Behçet Necatigil, Ceyhun Atuf Kansu.

Önsöz’de kendisi şöyle adlandırıyor bu yazıları:

"Her şiir bir konuşma, kendini ve çevresini anlatma olduğu gibi, her çevre gözlemi de bence şiirdir. Öykü, roman, anı değildir. Yapay bulduğum için, belki de becerememekten korkarak tek öykü, tek roman, tek oyun yazamadım. Bu yazdıklarım başka. Şiir yazar gibi hevesle, coşkuyla birkaç gün içinde tamamladığım karalamalar. Benim değil, başkalarının yaşantısı. Elli yıldır, kırlardan toplanmış bir çiçek demeti."

Anı/portre diyebileceğim yazılar, ikisinden ayrı bir tat. Külebi’nin kişisel antolojisi adeta.

KİTAPTAN

Zomzom'un Değişen Kaderi

Zomzom, Sivas'ın yerlisi. Babasından yüklüce bir miras kalmış. Ama iki tutkusu varmış. Cins yarış atları alıp koşulara sokar, bu aygırları başkalarının kısraklarına çekmekten hoşlanırmış. İkinci tutkusu ise eğlence. Her gece arkadaşlarını toplar, içip karı oynatırlarmış. Kısa sürede parası tükenmiş, atlardan kimisi sakatlanmış, kimini satmış. Yek at, yek mızrak kalmış. Kimse kendisini arayıp sormamış.

Günlerden bir gün eski varlıklı arkadaşlarından biri "Dayı" demiş, "senin gibi kırnata çalıp türkü çağıran yok, bundan sonra da sen bizim konuğumuz ol." Zomzom'un aklı yatmış. Bir süre sonra arkadaşları, "Lan Zomzom, karının iyisini sen bilirsin, bu akşama bir-iki avrat bul." Zomzom da başlamış bu işe... Yaşantısı böylece sürüp gitmiş.

Bu anlattıklarımı Sabahattin Ali de, "Bir Mesleğin Başlangıcı" adlı öyküsünde yazdı. Ama Zomzom'un öyküsü söylence değil, gerçek olaydır. Ben de görüp işittiklerimi yazıyorum.

DOĞAN HIZLAN’IN SEÇTİKLERİ

Murat Belge Başka Kentler Başka Denizler 2 İletişim

Lou Salome Nietzsche Versus

Orhan Kemal Kanlı Topraklar Everest

Isaac Asimov Dolu Dolu Yaşadım Hitkitap

Ayhan Bölükbaşı Zinnur Karakutu
X