Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Çağın polisine bak!

    Emel ARMUTÇU
    31.01.2012 - 09:30 | Son Güncelleme:

    “Kadınlarımızın”, kendilerini Helmut’a öptürdükleri için, örf ve adetler konusunda asla Hans’a benzemeyen “erkeklerimiz” tarafından, kaçınılmaz olarak öldürüldüğünü biliyor muydunuz?

    Emniyet Genel Müdürlüğü Araştırma Planlama Koordinasyon Dairesi'nden emekli bir emniyet müdürü. Hem de 1. sınıf. Üstelik ”Dr.” ünvanı var.

    Oturmuş, “Çağın Polisi” adlı dergiye bir “makale” yazmış; “Erkeklerin kadın cinayetlerini durup dururken işlemediği” söylüyor. Ona göre “kadınlarımız” kendilerini Helmut’a öptürdüğü için, örf ve adetler konusunda asla Hans’a benzemeyen “erkeklerimiz” tarafından, kaçınılmaz olarak öldürülüyor! Yani Yağar, uydurduğu hikayeler üzerinden katil erkeklere sonuna kadar empati yaparken, bedenlerindeki yara bere, sigara izleri, kurşun delikleri ve ruhlarındaki koca yıkıntıyla mezara gönderilmiş kadınları, iftira atarak suçluyor.

    Şaka değil, abartma da değil, aynen bunu diyor!

    Emekli de olsa, kadını –ya da herhangi bir yurttaşı- şiddetten korumakla yükümlü bir polis yapıyor bunu.

    “Doktor” Yağar, ne zaman emekli oldu bilmiyorum ancak 1920’lerde olabilir, fikirleri 1926 yasalarından kalma. O zamandan bu yana bırakın bir araştırmayı,gazete okuduğu bile şüpheli. Zira, kadın örgütlerinden vazgeçtim, kendi kurumunun ve kurumunun bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı’nın, Başbakanlığın kadına yönelik şiddet konusunda ne tür çalışmalar yaptığından habersiz. Bir yasa adamı olarak, yasaların neleri suç saydığını, uluslararası sözleşmeleri, yine başta kendi kurumu olmak üzere şiddete karşı yayınlanan onca genelgeyi bilmediği gibi, konunun gerçeklerinden, dinamiklerinden, istatistiklerinden de bihaber. Yani erkek şiddetinin, yazısının afili başlığına kondurduğu “panoramik anatomisi”ni hiç kavrayamamış.

     

    O ÇAĞ, ORTAÇAĞ OLABİLİR Mİ?

    Kadına yönelik şiddet ve özellikle kadın cinayetleriyle ilgili bilgisi sıfır noktasında ama fikri çok; öyle ki uçuyor. Belli ki son yıllarda kimi kamu görevlilerinde sıkça rastladığımız katilden çok mağduru suçlama sendromundan mustarip. “Kadın cinayetlerinin günahı sadece erkeğe yüklenemez” diye ağlanıyor.

    Üstelik bunu, adına “Çağın Polisi” adını vermiş bir dergide yapıyor. Hangi çağın acaba, ortaçağ olabilir mi?

    Türkiye Emekli Emniyet Müdürleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma

    Derneği’nin yayınladığı Çağın Polisi Dergisi’nin son sayısında, "Kadın Cinayetlerinin Panoramik Anatomisi" başlıklı bir “makale” kaleme alan Yağar, kadının erkek karşısında “fiziki güç nedeniyle mağdur” olduğunu, ancak dili ve hareketleri bakımından aynını söylemenin mümkün olmadığını söylüyor. Türkçesi, “Kadın çok konuşur, olmadık hareketler yapar!” Dolayısıyla ne olduğunu anladınız siz ama o anlatmaya devam ediyor.

    Problemi bir “milli gelenek ve göreneklerimiz ve hatta toplumsal mistik, yani dini anlayışımız”a, bir “büyük kentlere göç”e bağlayan ve yazı boyunca birinde karar kılamayan Yağar, “yürekleri yakan bu olayların güzelim Anadolu’nun ücralarındaki köy ve mezralarda değil, büyük kentlerde vuku bulduğunu” uyduruyor. Köylerde toplanan aile meclislerini, küçük erkek çocuklara işletilen namus cinayetlerini, törenin kadına yaptıklarını ya hiç duymamış ya da büyük ihtimal “oraları” zaten saymıyor. Şiddetin eğitimli eğitimsiz, zengin fakir dinlemediği gerçeği ise mahallesine uğramamış. Erkeklerin “durup dururken” değilse de yemek tuzlu olduğu, karısı boşanmak istediği ya da artık dayak yemeye karşı çıktığı için öldürdüğünü de hiçbir 3’üncü sayfada okumamış.

     

    BANA ERKEKLER DURUP DURURKEN CİNAYET İŞLEDİ DEDİRTEMEZSİNİZ

    Onun dikkati sadece, şehirlerde yapılan sosyal yardımlar köylerinde yapılmadığı için –ki ona göre yapılsa, şiddet hiç olmayacak- şehre göçen insanların nasıl abandone olduğunda. Abandone kelimesi kendisine ait ve bunu şehre göçle oluşan milli gelenek ve göreneklere, dini ve ahlaki kabullere uymayan hal ve hareketlere bağlıyor. Tabii sadece kadınlarda vuku buluyor bu hareketler, erkeklere bir şey olmuyor!

    Nasılını da “muhteşem” bir örnekle açıklıyor: Batı toplumunda birileri, “Hans eşiniz ne kadar güzel, onu öpebilir miyim?” dediği zaman (Ki anlıyoruz, olay Almanya’da geçiyor), Hans ne yapıyor, eşini öptürdüğü gibi o zata bir de ikramda bulunuyor (Artık o ikram neyse, bira mı, karısı mı, onu söylemiyor, bıraksalar söyleyecek). Oysa aynı şeyin toplumumuzda olması mümkün değil. Dolayısıyla abandone olan erkek, doğal olarak bu tutum ve davranışlarını kabul edemediği karısını katlediyor.

    Batılı kadınlar ahlaksız, onların kocaları mangal yürekli, sadece köyden kente göçen erkekler ahlaksızlaşan eşlerini öldürür, bunun suçlusu da kendini öldürten kadınlardır gibi ne tarafından tutacağınızı şaşırdığınız bu yazıya karşı, bence tek bir soru sorulabilir: Bu baştan sona çarpık yazıyı, üstelik bir polis dergisinde nasıl yayınlayabildiniz?

    Dergiyi çıkaran derneğe üye tüm emekli emniyet müdürlerini bağlayan bu görüşler, kadına yönelik şiddet konusunda genelgeler yayınlayan, yeni uygulamalar başlatan, ulusal ve uluslararası kurumlarla ortaklaşa projeler gerçekleştiren, eğitimler düzenleyen Emniyet Teşkilatı’nın çalışmalarını da gölgeliyor. Polisin şiddetle imtihanındaki negatif kamuoyu algısını güçlendiriyor. Parlak fikirli ve yetenekli yazarımız emekli olmasaydı derhal açığa alınmalı derdim, bu mümkün olmadığına göre, Emniyet Genel Müdürlüğü en azından bir açıklama yaparak, böyle düşünmediğini göstermeli. Dergi yönetimi de bir açıklama yayınlayarak yazarının işine son vermeli. Tabii onun gibi düşünmüyorlarsa…

     

    NOT: Türkiye genelinde 41 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle oluşan Haklı Kadın Platformu, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ve dergiyi yayınlayan Emekli Emniyet Müdürleri Derneği’ne bir protesto yazısı göndererek açıklama yapmalarını istedi.
     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı