Ege Haberleri

    Çağdaş sanat Datça'da masaya yatırıldı

    Mehmet ÇİL / DATÇA, (DHA)
    25.07.2012 - 10:10 | Son Güncelleme:

    Datça İlçesi'ne bağlı Yaka Köyü'nde iki yıl önce hizmete giren Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi'nde düzenlenen panelde, çağdaş sanat tartışıldı.

    Yaka Köyü'nde düzenlenen “Çağdaş sanatta yeni durum, yeni sorular, yeni olanaklar, yeni yönelişler ve yeni ütopyalar” konulu panele çok sayıda sanatçı katıldı. Ressam Ekrem Kahraman'ın yönettiği panel, bir grup üniversite öğrencisi tarafından da ilgiyle izlendi. İstanbul Burgaz Üniversitesi Öğretim Üyesi Fırat Arapoğlu panelde yaptığı konuşmada, Türkiye'de 1990'larla birlikte bir çok alanda olduğu gibi sanatın da değiştiğini söyledi.
    Arapoğlu, “Cep telefonları, internet, AVM'ler, reklam sektörünün önem kazanması, özel üniversitelerin açılması hepsi 1990'ların yeni rol modelleridir. Bunlarla birlikte, sanatın da tanımı değişmeye başladı. Bugün çağdaş sanattaki birçok önemli figürün ilk görünür olduğu etkinlikler bu döneme rastlar” dedi.

    BAŞARISIZLIK LANETLENİYOR

    Çağdaş sanattaki kriterler, başarı, kariyer, verimlilik ve para olduğunu ifade eden Arapoğlu, “Yeni sanatçı modelinin saplantısı, başarı ve kariyerdir. Çünkü yeni orta sınıfa mensup olduğu için çağdaş sanatı temsil eden sanatçı sınıfı, sürekli bir tehdit hissediyor. Bu tehdit, başarısız olmak ve aşağı yuvarlanma riskidir. Bundan çok korkuyor, çünkü kaybedecek çok şeyi var. Kaybetme korkusu sanatçıyı neredeyse her ay bir sergiye katılmaya zorluyor. Hatta sanatçıyı aynı ay içerisinde bir iki karma sergide görebiliyorsunuz. Çağımızın değeri, görünen şey iyidir. Çünkü iyi olan görülür. Anahtar kelime; görünür olmaktır. Başarısızlık lanetlenmiş durumda, çağdaş sanatta Venedik ya da İstanbul bienaline katılmak başarı kriterlerindendir. Yurt dışına devamlı seyahat etmek çok önemli. Bilgiye değil gösterişe dayalı bir durum söz konusu” diye konuştu.

    ATÖLYELERİN MAHREMİYETİ KALKTI

    Çağdaş sanat ile birlikte sanatçının atölye mahremiyetinin de ortadan katlığını vurgulayan Arapoğlu, “Atölye artık mahrem olmaktan çıkmıştır. Atölye şu an bir vitrin konumuna gelmiştir. Şu an sanatçı modeli, evini, atölyesini ziyaretçilere açıyor. Atölyeler, perdelerin kaldırıldığı bir dükkan konumuna geldi” dedi.

    SANATÇI DENİZDE YÜZME BİLMEYEN İNSAN GİBİ

    Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Genç ise konuşmasında, Türkiye'nin hızlı bir dönüşümden geçtiğini belirterek, “Öğrencilerime bazı sergilere gitmelerini tavsiye etmiyorum. Etki altında kalıp, yeteneklerini yitirmesinler istiyorum. O kadar çabuk o kadar hızlı bir dönüşüm geçiriyor ki ülkemiz, bu bir yapay dönüşümdür. Yüzme bilmeyen insanı denizin ortasına atarsınız çırpınır durur, o halde olan sanatçılar var. Bir insanın; sanat tarihi kültürü olmadan, derin bir araştırma yapmadan, bilgileri tahlil etmeden, var olan olguları sınıflandırmadan, somut bir noktaya varabilmesi mümkün değil” diye konuştu.


    TÜRKİYE HEYKEL MEZARLIĞINA DÖNÜŞTÜ


    Çağdaş sanatçının, keskin bir analizci ve analitik görüşe sahip olması gerektiğine değinen Prof. Dr. Genç, şunları söyledi:
    “Gördüğünü, hissettiğini yaşadığı dünyayı çok iyi izleyip, çok iyi yorumlayabilmeli ve kendi kişiliğini orada yeniden oluşturabilmelidir. Çağdaşlık bence budur. Kopya resim yaparak sanatçı olunmuyor. Burada herkese kalıp heykel malzemesi vererek, alet edevat da var nasıl olsa bir ürün yapın demekle sanat olunmaz. Yaptığınız işi tartışmıyor, neden yaptığınızı bilmiyorsunuz. Kaç günde yapılır haberiniz yok. 15 günde sempozyum yapan bir ülkede yaşıyoruz. Türkiye neredeyse heykel mezarlığına dönüştü.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı