GeriSeyahat Caddelerde sarı akasya kokusu kırlarda bahar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Caddelerde sarı akasya kokusu kırlarda bahar

Caddelerde sarı akasya kokusu kırlarda bahar

Kıbrıs’ta baharı içinize çekmenin tam zamanı. Adanın kasım yağmurlarıyla yeşeren doğası, mart ayında coşar, mayıs ortalarına kadar süren bu şölende şehirler bile başdöndürücü çiçek kokularına bürünür. Mevsimin fiyat avantajlarından yararlanıp, hafta sonu tatili için KKTC’nin yolunu tutabilirsiniz. Mayonuzu da çantanıza koymayı unutmayın, deniz suyu sıcaklığı şimdiden 20 derece.

Kıbrıs’ta baharı tarif etmek gerçekten çok güç. Çünkü bu güzel adada kış ne zaman biter, ilkbahar ne zaman başlar, yaza ne vakit geçilir bilinmez. Tüm mevsimler aniden karşınıza çıkıverir. Kıbrıs’ın her mevsimi güzel, baharı başlıbaşına bir şölen. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni daha önce görmüş bile olsanız, bu dönemi yaşamak için, hiç değilse bir hafta sonunu ayırmanızda yarar var. Eğer Kıbrıs’a hiç gelmediyseniz, çok sıcak, çorak olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü Kıbrıs’ta bahar, renk cümbüşü demek, aklınıza gelebilecek her türlü çiçeğin, ağacın açması, manavlarda her türlü sebzenin en tazesinin bulunması demek.

GİRNE LİMANI’NDA KAHVE TARİF GEREKTİRİR

Kıbrıs’ta doğa zaten pek uyumaz ama kasım geldiğinde bir bakarsınız uçsuz bucaksız araziler yemyeşil olmuş. Çünkü yağmurlar başlamıştır. Ardından adada anemonlar, siklamenler, nergisler, sümbüller ve yabani orkidelerle laleler açar. Badem ağaçları çiçeğe bürünür. Bu çiçekler mart ayının sonuna kadar tüm güzelliklerini korur. Martta tanıdığınız tanımadığınız her türlü ağaç çiçek açar. Özellikle adanın her bölgesinde görebileceğiniz sapsarı açan Kıbrıs akasyaları sayesinde mayıs ortasına kadar çevre mis gibi kokar. Güzelyurt ve çevresinde dolaşıyorsanız burnunuza buram buram portakal, limon çiçeklerinin kokusu gelir. Hayatınızda belki de böylesine güzel kokan caddelerle hiç karşılaşmamışsınızdır. Güzelyurt’tan biraz ileriye gittiğinizde Yeşilırmak’a gelirsiniz. Burada çilek tarlaları ve seraları size "merhaba" der. Mis gibi kokan çilekleri ister kendiniz toplarsınız ister toplanmışından alırsınız. Kıbrıs’ın çileği de kendine özgüdür. Rayihası güçlü, suyu azdır, doyum olmaz. Eğer iflah olmaz bir deniz hastasıysanız, ben kıyıda köşede gezemem, diyorsanız nisan ve mayıs aylarında en iyi yürüyüş yapılacak yer Girne Limanı. Eğer rüzgarlı bir günse, kocaman dalgalar kollarını açarak size koşar, ciğerleriniz mis gibi Akdeniz kokusuyla dolar, yok eğer rüzgarsız bir günse çarşaf gibi bir deniz size selam durur.

Liman yürüyüşünden sonra, biraz da bu ülkenin tarihine ilgi göstereyim, derseniz hemen yanı başınızdaki Girne Kalesi’ne uğrayın. Girişte verilen broşürün rehberliğinde bu muhteşem kaleyi büyük keyifle gezersiniz. Ancak bu yürüyüş hayli uzun olacaktır ve sizi yoracaktır. Limandaki onlarca kafe, lokantada soluklanın, manzaranın keyfini çıkarın. Burada her türlü yiyecek ve içeceği bulabilirsiniz, demleme çay hariç! Ağzınızın tadına düşkünseniz, önerim iştahınızı sonraya saklamanız, limanda içeceklerle yetinmeniz. Barlarda her türden alkollü içeceği bulabilirsiniz. Liman manzarasının tadını Türk kahvesiyle çıkarmak istiyorsanız "Mehmet Efendi Türk kahvesi istiyorum" diye özellikle
/images/100/0x0/55eab00af018fbb8f890535e
vurgulamanız gerekiyor. Yoksa bahtınıza ne çıkarsa onu içersiniz... Kıbrıs’a özgü Türk kahvelerini de tadabilirsiniz: Con kahve çok daha açık renkli ve daha hafif, Özerlat ise Mehmet Efendi ile Con kahve arasında sertliğe sahip. Yemek için için ideal adresler, limandan çıkıp sahil boyunca yürüyerek ulaşabileceğiniz, Lagoon veya Niazi’s. Lagoon, balık ve enfes mezeleri denize sıfır mekanında sunuyor. Et tercih ediyorsanız, caddenin karşısındaki Niazi’s sizi bekliyor.

TEMBELLİK AĞACI HÁLÁ YERLİ YERİNDE

Günbatımını izlemek için ideal mekanlardan biri Bellapais. Girne merkezinden, otomobille 10 dakika uzaklıkta. Nefesinize güveniyorsanız, bahar kokuları arasında yürüyebilirsiniz. Doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Daha kısa bir güzergah için Ozanköy’e kadar otomobille gidip, yine yokuş tırmanarak Bellapais’e ulaşabilirsiniz.

Denizi, Girne’yi kuşbakışı göreceğiniz köyün dar sokaklarında yürüyün önce. Dik bir yokuşu tırmanıp "Acı Limon" sokağına geldiğinizde, Lawrence Durell’in eviyle karşılaşacaksınız. İngiliz yazar, 1952-56 arasında burada yaşamış. Geçen yıl Türkçe’ye çevrilen "Kıbrıs’ın Acı Limonları"nı yazmış. Evi yaz aylarında ziyarete açık. Söz acı limondan açılmışken, mutlaka tatmanızı öneririm. Hayatınızda görebileceğiniz en iri, sarı, sulu, kokulu limonlardır bunlar. Çekirdeksizdir, portakal, greyfurt gibi rahatlıkla yenilebilir.

Bellapais’e gelmişken buranın manastırını ziyaret etmemek olmaz. Bellapais manastırı Gotik sanatın bir şaheseri ve Yakındoğu’daki en güzel örneği. Bahçesindeki ağaçlar, çiçekler görülmeye değer. Çıkışta dinlenmek isterseniz, Durrell’in kitabında bol bol söz ettiği "Tembellik Ağacı"nın altında oturabilirsiniz. Geçmişte köyün halkı bu ağacın altında geçirirmiş günlerini. Bellapais’i sevdiyseniz akşam yemeğine kalın. Benim favorim, merkezin biraz gerisindeki butik otel Bellapais Gardens’ın restoranı. Eşsiz lezzetlerinin tadını çıkarırken, Girne’yi seyredebilirsiniz.

CAMİDEKİ LEZZET ADRESİ

Lefkoşa’yı da unutmamak gerek. Yarısı Rum kesiminde yarısı da Türklerde kalan şehir iki bölgeden oluşuyor: Eski ve yeni kent. İlkbaharda yeni yerleşim bölgesinde yürüdüğünüzde onlarca kafe-lokantanın keyfini çıkarabilir, hayatınızda bir kez daha rastlayamayacağınız kadar çiçek açmış ağaçların altından yürüyebilirsiniz. Girne Kapı’dan geçip de eski yerleşime vardığınızda Osmanlı mimarisinin örneği Büyük Han çıkacak karşınıza. Restore edilen handaki 68 dükkanda, otantik ürünleri, el sanatlarının usta işi örneklerini bulabilirsiniz. Şehre özgü el işi Lefkara, sepet örme, ipekböceği kozasını satın alırken, nasıl yapıldığını da öğrenebilirsiniz. İki katlı hanın alt katındaki kafe-restoranlarda soluklanabilirsiniz. Han çıkışında, kısa bir yürüyüşle Selimiye Camii’ne ulaşacaksınız. 14. yüzyıla ait yapı adadaki önemli gotik tarzdaki binalardan, görülmeye değer. Avlusundaki tarihi ağaçlar, yapı kadar dikkat çekici. Camiyi gezdikten sonra avlusundaki Kuzey Kıbrıs Müze Dostları Derneği’nin küçük, leziz lokantasında karnınızı doyurabilirsiniz. Sadece öğle yemeği çıkan lokantanın kolokas, molohiya, nor böreği, katmer, hellim böreği harika.

Biraz dinlendikten sonra Yiğitler Burcu Parkı’na uğrayın. Burada kenti ve hayatı ikiye ayıran tel örgüleri göreceksiniz. Telin bir yanı Türk diğer yanı Rum. Sırtınızı parka dönüp, dümdüz yürüdüğünüzde Arap Ahmet Mahallesi’ne varacaksınız. Burası kentte Osmanlı tarzı evlerin ayakta kaldığı tek semt. Cumbalı evlerin bazıları restore edilmiş, çoğunluğu ise bakıma muhtaç. Mahalledeki tarihi dokuyu içinize çekip, akasya kokularının tadına vardıktan sonra gece Lefkoşa’daki Çapari Restoran’da balığın ve mezelerin keyfini çıkarmayı ihmal etmeyin...

RÜZGARDAN KORKMAYANLARIN KALESİNE TIRMANIN, KARPAZ’IN ALTIN KUMLARINDA ÇIPLAK AYAKLA YÜRÜYÜN

Kıbrıs sadece deniz değil, aynı zamanda dağ ülkesi. Yağmur sonrasında heybetli Beşparmak Dağları’nda ayaklarınıza kadar inen gökkuşağıyla karşılaşırsanız şaşırmayın. Doğa yürüyüşünü sevenlerin ideal rotalarından biri de Buffovento Kalesi. Anayolun kenarındaki parka aracınızı bıraktıktan sonra yürüyüşe geçebilirsiniz. Yolun son 500 metresi ciddi bir tırmanma gerektiriyor. Yol boyunca karşılaşacağınız çiçeklerin rengi, gökkuşağını kıskandıracak kadar çeşitli. 950 metre yüksekteki kalede başka bir sürpriz bekliyor sizi. Neredeyse tüm adayı buradan görmek mümkün. Kalede yılın her ayı rüzgar eser. Adı Buffavento, yani Rüzgardan Korkmayan... Bu manzarayı kaçırmayın sakın. Yürümeyi göze alamıyorsanız, aracınızla kapısına kadar ulaşmanız mümkün.

Baharın tadına varabileceğiniz bölgelerden biri de Karpaz. Yarımadada yerleşim az, doğal alanlar geniş. Otomobilinizle gördüğünüz tüm köylere girebilir kırların tadını çıkarabilirsiniz. Dip Karpaz’a yaklaştıkça uçsuz bucaksız sahile hayran kalacaksınız. 12 kilometre boyunca uzanan "Altın Kum" sahilinde, masmavi sulara kendinizi atabilirsiniz. Deniz suyu sıcaklığı şu günlerde 20 derece civarında. En azından ayaklarınızı denize sokmadan dönmeyin. Çünkü büyük bir keyfi kaçırmış olacaksınız. Karpaz’ın incecik kumları üzerinde, tertemiz bir deniz kenarında kilometrelerce çıplak ayakla yürümekten daha keyifli ne olabilir ki?
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle