Caddelerde dans!

Hürriyet Haber
11.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

İzmirli ‘‘çılgın kızlar’’ı görmeden yazmıştım ilk yazıyı. Sonra onların fotoğraflarını gördüm. Devletin temsilcisi Vali'nin yanında sıralanmışlardı. Yüzlerinde anlatılamaz bir ifade, daha doğrusu ‘‘ifadeler bütünü’’ vardı. Gülsünler mi, ağlasınlar mı bilemiyorlardı.

Kısacası kırgın ve üzgündüler. Dans ederlerken yüreklerinden tazecik bedenlerine yansıyan coşkudan eser kalmamıştı.

Beri yanda devletin temsilcisi Vali Bey, asık suratının tüm heybetiyle dimdik duruyordu. Ceket-kravat ve asık surat tam bir uyum arz ediyorlardı.

Vali Bey, öylesine bir ceberruttu ki, dönüp çocuklara bile bakmıyordu.

Oysa ceketi, kravatı fora etmeli, bir koltuğa yerleşip çocukları koltuğun kenarlarına oturtmalıydı.

Bir elinde dondurma, diğer elinde çikolata olmalıydı.

Ve o güzelim yavrucakların yanaklarına sıcak öpücükler kondurmalıydı.

Ben olsam öyle yapardım.

Belki de bu yüzden beni vali yapmıyorlardı.

* * *

Derken bir başka fotoğraf daha gördüm.

Dört delikanlı bir dansing-barda, polis kokartlı şapkalarıyla belden yukarı soyunuyorlardı. İlginç bir manzara olmalıydı.

Haberi okudum. Bu dört delikanlı tutuklanıp cezaevine atılmışlardı.

Hayır gözaltına karakola götürülmüş değillerdi. Belki önceden öyle de yapılmıştı, ama hâkim karşısına da çıkmışlardı.

Hâkim bu dört delikanlıyı sorgulamış ve onları tutuklamıştı.

Bu olay da en az diğeri kadar vahimdi. Hatta bence hukuk açısından diğerinden daha da vahimdi.

Gazete haberinden öte malumatım yok. Olayın safahatını da tam bilmiyorum. Ama mahkeme safahatını tahmin edebiliyorum.

Hâkim sanırım bu çocukların, polisin manevi şahsiyetini tahkir ettiklerini düşünmüştü. Belki onların polisi, ortalık yerde soyunan insanlara benzettiklerine kanaat getirmişti.

Bu sayın hâkime göre büyük bir suç da olabilirdi.

Ama tutuklama ne oluyordu ki?

* * *

Avrupa'da, Amerika'da sokaklar, çalgı çalan, şarkı söyleyen, dans eden insanlarla doludur. Bir bakarsınız gruplar halinde krişnalar gezerler.

Bu insanların önlerinde bir şapka ya da kap vardır. Dilerseniz para atar, dilerseniz dinler geçersiniz.

Ama Türkiye'de böyle yapamazsınız. Çünkü Türkiye'de coşku, sevinç, aşk, espri ve eleştiri ağır mı ağır cezalara tabidir.

Türkiye'de serbest olan sadece ağlamaktır. Asık surat, Türk insanının resmi üniformasıdır.

Tık eden gözaltına alınır, tutuklanır. Üniformalıları eleştirmek kökünden yasaktır.

Bunların tümünün serbest olduğu ülkeler, dünyanın en ileri ülkeleridir.

Türkiye de onların seviyesine gelmeye çalışmaktadır.

Bu kafayla, daha çook çalışacağa benzemektedir.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı