BÜYÜME BEKLENTİNİN ALTINDA KALDI

Hürriyet Haber
10.09.2012 - 10:03 | Son Güncelleme:

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) gayrisafi yurtiçi hasılanın 2012'nin 2'inci çeyreğinde yüzde 2.9 büyüdüğünü açıkladı. Analistlerin beklentisi büyümenin yüzde 3.3 olması yönündeydi. Diğer taraftan Sanayi üretim endeksi ise Temmuz ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3.4 artarak analistlerin beklentisi olan yüzde 2.4'ten yüksek çıktı.

Gelen veriyle gayri safi yurtiçi hasıla cari fiyatlarla yüzde 10.3 artışla 349 milyar 630 milyon lira düzeyinde gerçekleşti. Aynı dönemde sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasılanın ise yüzde 2.9'luk artışla  28 milyar 838 milyon lira olduğunu açıkladı.

Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde de yüzde 3.2 büyümüştü. TUİK'in açıkladığı ikinci çeyrek verisiyle yılın ilk yarısındaki büyüme oranı da yüzde 3.1 olarak gerçekleşti.

TEB Başekonomisti Selim Çakır, mevcut verilerle yıl sonunda büyümede yüzde 4'ün yakalanmasının zor olduğunu ancak yüzde 3'e yakın bir büyüme gerçekleşebileceği tahmininde bulundu.

Çakır, "Genelde ihracat kaynaklık bir büyüme olduğunu görüyoruz. Bizim yıllık büyüme tahminimiz yüzde 3'tü. Bunu olası görüyoruz ama yüzde 4'ün biraz daha zor olduğunu görüyoruz. Üçüncü çeyrekte büyümede bir yavaşlama, son çeyrekte yeniden bir toparlanma bekliyoruz." dedi.

ÇAĞLAYAN: FREN BALATALARI SIYRILMAYA BAŞLADI

Büyüme verisini değerlendiren Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye ekonomisinin 11 çeyrektir büyüdüğünü belirterek, bu yılın 2. çeyreğinde yakalanan yüzde 2,9'luk büyümenin 5.6 puanının net ihracattan geldiğini bildirdi. Çağlayan yıllık yüzde 4 hedefine de dikkat çekerek Merkez Bankası'nı uyardı.

Çağlayan, "İhtiyatlı olalım derken, fren balataları sıyrılmaya başladı. Merkez Bankası ayağını frenden çekmekte gecikmemeli. Bu yıl yüzde 4'ün üzerinde büyüme, giderek zorlaşıyor. İniş gerçekleşti, ama bu uçak durmak için inmedi. Yakıt ikmali yapıp yola devam etmeliyiz" dedi.

SANAYİ ÜRETİMİ BEKLENENDEN FAZLA ARTTI

TÜİK'in açıkladığı diğer bir veriye göre de sanayi üretim endeksi, Temmuz ayında geçen  yılın aynı ayına göre yüzde 3.4 oranında arttı. Bu veri için analistlerin tahmini ise yüzde 2.4'tü.
       
Bu dönemde bir önceki yılın aynı ayına göre madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 1,7 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi ise yüzde 8,2 arttı.

Takvim etkisinden arındırılmış endeks, Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,4, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi  üretim endeksi de bir önceki aya göre yüzde 1,7 oranında arttı.

MERKEZ'İN KARARLARI VE KÜRESEL YAVAŞLAMA ETKİLİ

2'inci çeyrek büyüme verilerine ilişkin değerlendirmede bulunan Garanti Yatırım Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç,  "Hem Merkez Bankası politikalarının hem de global ölçekteki yavaşlamanın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini belirgin şekilde görüyoruz" dedi.

Altınsaç, mevsimsellikten ve takvim etkisinden arındırılmış GSYH'nin önceki döneme göre yüzde 1,8 arttığını belirterek, “Büyümenin kompozisyonuna baktığımızda, dış talebin toplam büyümeye 5,7 puan katkısı olurken, stokların 0,8 puan, iç talebin ise 2 puan düşürücü etkisi oldu” dedi.

Dış talebin katkısının 3. ve 4. çeyreklerde azalacağını hesapladıklarını belirten Altınsaç, iç talep göstergelerinin de büyümenin daha da yavaşladığına işaret ettiğini söyledi.

Büyüme açısından 3. çeyreğin çok daha sıkıntılı gözüktüğüne dikkat çeken Altınsaç, “Son çeyrekte ise yılın en düşük büyüme rakamını bekliyoruz. 2013 yılına ilişkin büyüme beklentilerinin de aşağı çekilmesi söz konusu olabilir” dedi.

Özellikle global anlamda 2013 yılının 2012'ye göre çok daha sıkıntılı bir yıl olmasını beklediklerini kaydeden Altınsaç, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye'nin de bu resmin dışında kalması çok olası gözükmüyor. Hem Merkez Bankası politikalarının hem de global ölçekteki yavaşlamanın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini belirgin şekilde görüyoruz. 2011'in son çeyreğinde ve 2012'nin ilk çeyreğinde oldukça yükselen faiz (gösterge faizin yüzde 8'lerden yüzde 11'lere yükseldiği dönem) ekonomik yavaşlamada rol oynadı. Bundan sonraki süreçte Merkez Bankası'nın düşen enflasyonun da yardımıyla gevşek para politikasına geçmesine kesin gözüyle bakıyoruz. 18 Eylül'deki toplantıda koridorun üst bandında 50 baz puanlık indirim bekliyoruz. Faizin ana yönünün de halen aşağı olduğunu düşünüyoruz. İç talepteki daralma dikkat çekici, tüketimden ziyade yatırım talebinin ciddi anlamda daraldığını görüyoruz.”

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı