Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Büyükleri değil, Türk futbolunu düşünün

Küçük kulüpler düzgün idare edilirse eğer futbol federasyonları da onlara sahip çıkarsa Türkiye’de futbol toparlanır.

Ben bunu şuna benzetiyorum ve yılların verdiği tecrübeye dayanarak net bir şekilde şunu söylüyorum: İyi bir teknik adam sahaya çıkardığı 11’le değil yedek kulübesiyle anlaşılır. Sebebi de hiçbir futbolcuyu korkutarak, ceza vererek veya öperek oynatamazsınız. Hani diyorlar ya ‘Şu antrenör takımı çok iyi motive ediyor’ diye, veya ‘Yedek kulübesinde atlıyor, zıplıyor ve takımını hırslandırıyor’ diye… İyi teknik adam, sahada oynayan 11’i yedek kulübesinde oturanlarla tehdit eden adamdır. Çünkü sahada oynayan futbolcu yedek kulübesinde, kendi yerine girecek hazır bir oyuncuyu hissederse elinden gelen her şeyi sahada yerine getirir. Yoksa o kulübeye baktığında ‘Burada benim yerime oynayacak kimse yok, olsa da hazır değil’ derse o teknik adam bitmiştir.
Bu tip bir benzetmeyi kulüpler için de yaparız. Bakın nereden nereye geldik. 3 sene evvel Bursaspor şampiyon olduğunda Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, diğer büyük kulüp başkanlarına çağrı yaptı: “Beyler” dedi “Biz kendi aramızda anlaşma yapmazsak bugün Bursa şampiyon olur öbür gün diğerleri. Bunların isteklerine cevap vermek zorunda kalırız.”

Aziz Yıldırım, büyük kulüpler açısından doğru bir pencereden bakıyordu ama Türk futbolu açısından yanlış. Neden? Çünkü, “Bırakın küçükler de kuvvetli olsun. Onlar kuvvetli olsun ki biz şampiyonluklarda zorlanalım, kendimize çeki düzen verelim, daha doğru işler yapalım” deseydi olay, mantık açısından doğru olurdu. Bakıyorsunuz Türk futbolundaki para dağılımına, bundan 25 sene evvel şampiyon olduğu için kasasına daha fazla para girenler var. Bu şu demek: Benim babam gençken senin babanı döverdi. Peki, şimdi dövebilir mi? Veya dövebiliyor mu...

PANKART SORUNSALI GELİYOR

SON zamanlarda takımların elinde 14 metre uzunluğunda, 1 metre eninde pankartlarla sahaya çıkması moda oldu. Bunları maça çıkarken değil, ısınmaya çıkarken kullanmak lazım. Çünkü taşınmaları bir sorun, kaldırılmaları başka bir sorun. Kesinlikle ıslah edilmesi gereken bir olay. Ayrıca santraya sponsorun logosunu koyuyorsunuz. Şimdi Gençlik Spor da 2020 logosunu koymaya kalkacak. Eee, santraya para vererek logosunu koyan sponsor o zaman ne diyecek?

HAKEMLER RAHATSIZ

HATIRLARSANIZ Cüneyt Çakır, babası ve Süleyman Abay’ın derneğe olan aidat borçlarının 30 bin liraya yakın olduğunu yazmıştım. Cüneyt Çakır’la Süleyman Abay, lütfetmişler en son senenin paralarını yatırmışlar. Ve bu üçlünün borcu 25 bin liraya düşmüş. İşin başka daha ilginç yanı var. Bunları gören diğer hakemler ki adetleri 50’ye varıyor “Biz aptal mıyız? Biz de vermeyiz” demeye başlamışlar. Futbol Federasyonu da seneye yeni bir sisteme geçecekmiş. Eğer doğruysa, derneğe üye olmayabilirsiniz, serbestsiniz. Ama üye olan hakemden vize parası şu kadar, üye olmayan hakemden 10 misli daha fazla derse ne olacak?
NOT: Şu ana kadar parasını vermeyen 3 arkadaş ve diğerleri, yeni yönetmelik çıkana kadar paraları vermek mecburiyetindeler. Vermeyenlerden haciz işlemi ile para alınmalıdır.

BABA İŞİNE SON

EĞER bir hakem faalse, düdük çalıp bayrak kaldırıyorsa o hakemlerin babaları o futbol federasyonunda gözlemcilik görevi yapamazlar. Bunun kesin şekilde uygulanması gerekir. İşin içinde olanlar bunun bütün mahsurlarını biliyorlar. Ve kesinlikle babalarının en kestirmeden bu işi bırakması gerekir. Eğer onlar bırakmıyorsa bunu, federasyon net bir şekilde çözmelidir. Türkiye’ye eğitime gelen UEFA’nın eğitmenlerine de bu konuyu isterseniz sorabilirsiniz.

AYSAL’IN DOĞUM SANCILARI

ÜNAL Aysal geldikten sonra Galatasaray Kulübü’nde şekil değişmeye başladı. Olaylara daha bir profesyonel bakılıyor. Muhakkak da beraberinde sancıları getiriyor. Ben bunu doğum sancılarına benzetiyorum. Ve Aysal’ın başarılı olmasını istiyorum. Sebebi de diğer kulüplere örnek olsunlar diye. Tabii ki Ünal Aysal daha acemi. Fatih Terim’in 2. oyun harici olayından 1 saat sonra Galatasaray’ın bildiri yayımlaması yanlıştı. Nitekim Ünal Aysal bu yanlışlarını, Federasyon Başkanı Yıldırım Demirören’in makamına giderek ve ona biat ederek ödedi. Demek ki o da biraz etrafını dinleyecek, aklı selim insanları.

EN İYİSİ MUSLERA’YSA…

GALATASARAY şampiyon oldu. Hak ederek. Rakipleri de ligde pek iyi değildi. Ama bakın, şampiyon olduğunuzda gerçekleri görmezseniz yarın çok ağlarsın. Buna da hakkınız olmaz. Yola çıkın, futboldan anlayan her takımdan değişik kimselere sorun “Galatasaray’ın şampiyonluğundaki en etkili isimler kimler?” diye. Kimileri “Ünal Aysal”, kimiler “Fatih Terim” kimileri “Burak Yılmaz” diyeceklerdi. Bu isimleri artırabiliriz. Ama 100 kişiye sorduğunuzda 100’ünden de tek bir ortak cevap alırsınız. O da Muslera olacaktır. Peki, Fernando Muslera kimdir? Galatasaray’ın kalecisi. Peki, açık ara Muslera öndeyse nasıl bir sorun vardır? Galatasaray’ın defansif yönünde. İşte, futbol bu kadar basit bir oyudur. Bazılarının ahkam kestiği gibi çok bilinmeyenli değil. Yani düz mantık.

MEKANI CENNET OLSUN

SEVGİLİ arkadaşım İbrahim Yazıcı’ya çok üzüldüm. Başarılı bir başkandı. Espriyi de severdi. Cenaze namazını televizyondan seyrettikten sonra eğer sevgili İbrahim’in kalbi çalışıp, hayata dönüp, tabutu kaldırıp etrafa şöyle bir baksaydı “Bu kadar sevildiğimi bilsem daha evvel ölürdüm” derdi herhalde. Mekanın cennet olsun.

DİKKAT İLHAN ABİ

İlhan Cavcav’ı anlamak mümkün değil. Elindeki altın bileziği göz göre göre kaçırıyor, gidiyor bakır bileziklerini peşinde, onların oyuncağı oluyor. Dikkat İlhan Abi, sonbahar sana yaramıyor.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI