Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Büyükanıt ve Başbuğ tanık olarak dinlensin talebi

    Serpil KIRKESER / İSTANBUL, (DHA)
    27 Ekim 2011 - 15:39Son Güncelleme : 27 Ekim 2011 - 15:56

    İnternet Andıcı Davası’nın tutuklu sanığı emekli Tuğamiral Alaettin Sevim, dönemin Genelkurmay Başkanları Yaşar Büyükanıt ve İlker Başbuğ’un tanık olarak dinlenmesini istedi.

    Tutuklu sanık Deniz Yıldırım, Deniz Feneri soruşturması ile Ergenekon Davası arasındaki farkları anlatarak, "Deniz Feneri ’yüzyılın soygunu’ davasıdır. Ergenekon ’yüzyılın muhalif avı’ davasıdır" dedi. Hakkında yakalama kararı bulunan Orgeneral Hüseyin Nusret Taşdeler’in avukatı Ertuğrul Gülsoy da müvekkilinin GATA’da baypass amaliyatı olduğunu ve duruşmaya gelemeyecek durumda olduğunu söyledi.

    İnternet Andıcı Davası’nda 42. duruşmasında sanıkların ve avukatların sözlü ve yazılı taleplerinin alınmasına devam ediliyor. Talepler kısmında söz alan emekli Tuğamiral Alaettin Sevim, ihbar mektubunda adı geçenlerin sanık olarak yer aldığını belirterek, kendi adının ise hiç bir ihbar mektubunda yer almadığını söyledi. Sevim, "İrtica ile Mücadele Eylem Planı"nın taslağı olduğu iddia edilen ve Gölcük’te bulunan "Proje" belgesini hazırladığı iddialarına değindi. Proje belgesinin 2 Mart 2008’de oluşturduğunun ve 21 Mart 2009’da son kez kaydettiğinin iddia edildiğini anlatan sanık Sevim "Bu tarihlerin Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı’nın son dönemi ve İlker Başbuğ’un ilk dönemi olması nedeniyle Büyükanıt ve Başbuğ’un tanık olarak dinlenmelerini talep ediyorum" dedi. Ağustos 2007’de Yüksek Askeri Şura’da amiralliğe terfi ettirilerek Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı’na getirildiğini belirten Sevim, "Bana telefon ederek haber veren eski Deniz Kuvvetleri komutanları Oramiral Yener Karahanoğlu ve Metin Ataç’ın da tanık olarak dinlenmelerini talep ediyorum. Beni niye tayin etmişler, örgütün sözde stratejisini açıklasınlar" diye konuştu.

    "DENİZ FENERİ ’YÜZYILIN SOYGUNU’ DAVASIDIR"

    Tutuklu sanık Aydınlık Dergisi eski Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım, "Siyasi olmadığı söylenen Ergenekon davaları ile Deniz Feneri soruşturması arasındaki 7 farkı bulduk" diyerek şunları sıralardı:

    "1. Deniz Feneri’nde tutukluları AKP milletvekileri ziyaret ediyor. Ergenekon sanıklarını muhalefet eden milletvekilleri ve gazeteci meslek örgütleri ziyaret ediyor. 2. Deniz Feneri tutuklularını ziyarete gidenler kendilerini gizliyorlar, fotoğraf çektirmiyorlar. Ergenekon sanıklarını ziyaret edenler cezaevi önünde basın açıklaması yapıyorlar, çadır kurup tutuklulara sahip çıkıyorlar. 3. Deniz Feneri’nde şüphelileri tutuklayan savcılar sürülür, Ergenekon’da tahliye veren hakimler sürülür. 4. Deniz Feneri’nde Adalet Bakanı savcıların yasal işlemlerini ’yasadışı’ ilan eder. Aynı Adalet Bakanı Ergenekon’da savcıların Yargıtay kararlarıyla sabitlenen yasadışı işlemlerini yasal görür. 5. Deniz Fenerinde 3 ay tutukluluk ceza olarak görülür. Ergenekon’da 3 yıllık tutukluluk zaten cezaya dönüştürülmüş. 6. Deniz Feneri’nde dönemin İçişleri Bakanı davanın köstebeğidir. Ergenekon’da İçişleri Bakanı davanın görünmeyen sahibidir. 7. Deniz Feneri ’yüzyılın soygunu’ davasıdır. Ergenekon ’yüzyılın muhalif avı’ davasıdır."

    2 yıldır tutuklu olduğunu belirten Deniz Yıldırım tahliyesini de istediğini sözlerine ekledi.

    DURSUN ÇİÇEK’İN AVUKATI UYARILDI

    Davanın sanığı Dursun Çiçek’in avukatı ve aynı zamanda kızı İrem Çiçek, talep konuşması sırasında avukatlara tanınan 15 dakikalık süreyi aştığı gerekçesiyle uyarıldı. İrem Çiçek "3 sayfam kaldı. Engizisyon Mahkemesi’ne çevirdiniz" diye konuştu. Çiçek’in bu sözleri nedeniyle mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese ve üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu tarafından "savunma sınırlarını aştığı" gerekçesiyle uyarıldı. İrem Çiçek, duruşmaya ara verildiğinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada şunları söyledi: "İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan özel yargılamalara özel uygulamaların her gün yenisini eklemekte. Savunma hakkının kısıtlandığı bu mahkemede, talep süreleri başlangıçta 1 saat iken, ara kararlarlarla yarım saate, son olarak da 15 dakikaya düşürülmüştür. Adeta Engisizyon Mahkemesi haline dönüştürülen bu mahkemede biz savunma olarak müvekkilerimiz haklarnı koruyamaycasak burada niçin bulunuyoruz" dedi. Hakkında yakalama kararı bulunan YAŞ kararıyla Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı’na atanan sanık Orgeneral Hüseyin Nusret Taşdeler’in avukatı Ertuğrul Gülsoy da müvekkilinin GATA’da 2 gün önce baypass amaliyatı olduğunu ve duruşmaya gelemeyecek durumda olduğunu söyledi. Gülsoy, müvekkili hakkındaki yakalama kararının kaldırılmasını isteyerek, Taşdeler’e ait sağlık raporlarını da mahkemeye sundu.

    "ANDIÇTA SUÇ UNSURU VARSA YARGILAMA YERİ DE ASKERİ MAHKEMEDİR"

    Hakkındaki suçlamaları reddeden Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu da, Andıcın yasal ve hukuka uygun olduğunu, asker kişilerin askeri mahalde hazırladıkları bir doküman olduğunu ifade ederek, "Andıçta suç unsuru varsa yargılama yeri de askeri mahkemedir" diye konuştu. Duruşma avukatların taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı