Gündem Haberleri

    Büyük üstat hayatını kaybetti

    Hürriyet Haber
    24.12.2009 - 13:28 | Son Güncelleme:

    Tiyatronun duayenlerinden Cüneyt Gökçer’in vefatı ailesinin yanı sıra tiyatro dünyasını da yasa boğdu.

    "Türkiye yeri kolay doldurulamayacak gerçek bir aktörünü yitirmiştir"

    Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, tiyatro sanatçısı Cüneyt Gökçer'in vefatıyla Türkiye'nin yeri kolay doldurulamayacak gerçek bir aktörünü yitirdiğini bildirdi.

    Günay, tiyatro sanatçısı Gökçer'in vefatı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Gökçer'in Türk tiyatrosunun yetiştirdiği en önemli isimlerden biri olduğunu vurguladı.

    Gökçer'in vefatından “büyük üzüntü duyduğunu” ifade eden Günay, mesajında şunları kaydetti:

    “Türkiye yeri kolay doldurulamayacak gerçek bir aktörünü yitirmiştir. Tiyatromuzun bugünlere ulaşmasında önemli payı bulunan Cüneyt Gökçer, sanata adadığı yaşamında büyük başarılar göstermiş, birçok değerli tiyatrocunun yetişmesine katkı sağlamıştır.

    Oyuncu, yönetmen ve yönetici olarak gelecek kuşaklar için de örnek olacak, ışık tutacak hizmetlerde bulunan Cüneyt Gökçer'in tiyatro sanatının gelişimi için gösterdiği üstün çaba hafızalardan silinmeyecektir.

    Değerli sanat adamı Cüneyt Gökçer'e Allah'tan rahmet, ailesine, milletimize ve sanat çevrelerine başsağlığı diliyorum.”

     

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sanatçı Cüneyt Gökçer'in vefatı nedeniyle bir mesaj yayınladı.

    Mesajında, Türk tiyatrosunun çınarlarından Gökçer'in vefatından büyük üzüntü duyduğunu ifade eden Gül;

    "Değerli tiyatro ve sinema sanatçımız Cüneyt Gökçer'in vefatı, Türk tiyatrosu için büyük bir kayıp olmuştur. Tiyatromuzun unutulmaz isimlerinden usta sanatçı Cüneyt Gökçer, üstün yeteneği, örnek kişiliği ve oynadığı unutulmaz rollerle, sanatseverlerin büyük beğenisini kazanmış, sanat dünyamızda saygın bir yer edinmiştir. Türk tiyatrosuna uzun yıllar emek veren, çalışmalarıyla kültür ve sanat hayatımıza değerli katkılar sunan, başarılarıyla yurt içinde ve dışında önemli ödüller alan Cüneyt Gökçer, her zaman sevgi ve saygıyla hatırlanacaktır. Kendisine Allah'tan rahmet diliyor, eşi değerli sanatçı Ayten Gökçer ve diğer yakınlarına, sanat camiamıza ve milletimize başsağlığı dileklerimi iletiyorum"

    dedi.

    /images/100/0x0/55eaafddf018fbb8f890487dCÜNEYT GÖKÇER'İN ÖLÜMÜ TİYATRO DÜNYASINI YASA BOĞDU

    Tiyatronun duayenlerinden Cüneyt Gökçer’in vefatı ailesinin yanı sıra tiyatro dünyasını da yasa boğdu. Tedavi gördüğü hastanede, solunum yetmezliği nedeniyle 89 yaşında hayata gözlerini yuman Gökçer’in, 60 yıllık sanat hayatında yetiştirdiği binlerce öğrencisi bugün hüznü oynuyor.

    KÜÇÜKKÖMÜRCÜ: SESİ KULAKLARIMDA; ‘SOYTARIM GEL BURAYA!’

    Son oyunlarından biri olan “Kral Lear”da Cüneyt Gökçer’in ‘soytarısı’nı canlandıran sanatçı Erdal Küçükkömürcü yaptığı açıklama, çok üzgün olduğunu dile getirerek, “ustasını, babasını” kaybettiğini ifade etti. Onunla oynarken hayranlıkla gözlerinin içine baktığını söyleyen Küçükkömürcü “Bana hala sahnede ‘soytarım gel buraya’ diyen sesi kulaklarımda. O kadar büyük bir oyuncuydu ki, oyunda dalıp onu seyrettiğimi hatırlıyorum” diye konuştu.

    Sadece kendisine değil, bir yığın öğrencisine çok şey öğrettiğini belirten Küçükkömürcü, “Ben 15 yıldır konservatuarda hocalık yapıyorum, hala derslerde onun sözlerini, onun kelimelerini kullanıyorum. ‘Cüneyt Hocamın kulakları çınlasın’ diye kullanıyordum, ‘nur içinde yatsın’ diyeceğim bundan sonra. Onun cümleleri devam edecek?” dedi.

    ASYALI: SAHNEDE DURMAYI ONDAN ÖĞRENDİK

    Cüneyt Gökçer’in öğrencilerinden, Devlet Tiyatroları Başrejisörü Rüştü Asyalı da Cüneyt Gökçer’in vefatının, Türk tiyatrosu için çok büyük bir kayıp olduğunu ifade etti. Gökçer’in kendileri yani öğrencileri için de çok büyük bir önemi olduğunu vurgulayan Asyalı, “Sahnede durmayı, bakmayı, konuşmayı ondan öğrendik. Cüneyt Gökçer büyük usta olarak en çarpıcı örnekleri verdi bize ve seyretme olanağına kavuştuk. Önümüzde canlı bir örnekti daima” diye konuştu.

    Kendisinin 1955 yılından bu yana, Gökçer’in hemen her oyununu izleyerek, bir rejisör olarak tiyatronun nasıl oynanacağının en güzel örneklerini gördüğünü belirten Asyalı, “Öğretmen olarak da okulda, bize sahne insanı olmayı, aktör, aktris olmayı öğreten hocalarımızın başında gelir. Çok güzel bir örmektir, çok büyük bir kayıptır” dedi.

    /images/100/0x0/55eaafddf018fbb8f890487fHERKESİN HOCASIYDI

    Gökçer’in uzun yıllar asistanlığını yapmış, rejisör Akif Yeşilkaya da, bugün Türkiye’de tiyatro yapanlara bakıldığında, mutlaka Cüneyt Hoca’nın öğrencisi olduklarını söyledi. Yeşilkaya, “Yani tiyatro yapan bugün herkes, Cüneyt Hoca’nın öğrencisidir, ya öğrencisinin öğrencisi, ya da öğrencisinin öğrencisinin öğrencisi. Bu nedenle Türk tiyatrosu çok önemli bir hocasını, büyük bir oyuncusunu, büyük bir yönetmenini kaybetti” dedi.

    Dünya tiyatrosunun da çok önemli bir ‘tiyatro adamını’ yitirdiğini ifade eden Yeşilkaya, “1996’dan bu yana çok yakın çalıştık. Hoca her şeyi çok detay düşünen, çok boyutlu bakan, insani olarak değerlendiren, sanatçı kimliğinin dışında insan olarak da kocaman kalbi olan biriydi. Hoca kendisini, bir televizyon programında ‘tiyatro adamı’ diye tanımlamıştı. Bir daha yeri asla dolmayacak, bir tiyatro adamı, bir tiyatro insanını artık kaybettik” diye konuştu.

    CÜNEYT GÖKÇER

    Malatya'da 1920 yılında doğan Cüneyt Gökçer, 1942'de Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nden mezun oldu. Gökçer, Devlet Tiyatrosu'nda uzun yıllar hem oyuncu hem de yönetmen olarak görev almasının yanı sıra, Ankara Devlet Konservatuarı Müdürlüğü, Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü Başkanlığı gibi görevlerde de bulundu.

    Ünlü sanatçı Ayten Gökçer'in de kocası olan Gökçer 1951 yılında “Vatan ve Namık Kemal” filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. Gökçer, 1981'de televizyon için çekilen “4. Murat” adlı dizide rol aldı. “Kral Oidipus”, “Onikinci Gece”, “IV Henry”, “Damdaki Kemancı”, “Bağdat Hatun”, “Kral Lear” gibi oyunlarda başrol oynayan Gökçer'in, sinemada rol aldığı filmler arasında “Vatan ve Namık Kemal”, “Barbaros Hayreddin”, “Lale Devri”, “Kara Davut”, “Kaldırım Çiçeği”, “Nilgün”, “Büyük Sır”, “Damdaki Kemancı”, “Mevlana”, “Yedi Evlat İki Damat” yer alıyor. Gökçer 20’ye yakın operanın da rejisörlüğünü üstlenmişti.

    Gökçer, yurtiçinde aldığı sayısız ödülün yanısıra 1963 yılında Yunanistan Krallığı'nın l. Georges nişanının Oficcier rütbesiyle, 1970'de de İtalya Cumhurbaşkanlığı tarafından Commandatore nişanıyla ve daha sonra Polonya Kültür Nişanı ile ödüllendirildi.

    Gökçer'in cenazesi yarın Ankara'da düzenlenecek törenin ardından 26 Aralık Cumartesi günü İstanbul'da toprağa verilecek.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı