Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

BÜYÜK İNSAN DAVASI OLAN İNSANDIR

Her alanda büyüyoruz.

Hızlı trenler, havaalanları, dev gökdelenler, okullar, derslikler; on yıl önce, hayal bile edemeyeceğimiz gelişmeler yaşıyoruz.
Beş altı yıl önce, Paris’ten Poetiye’ye giderken bindiğim hızlı trene imrenmiş, ‘bizim hızlı trenimiz ne zaman olur ki’ diye kendi kendime sormuştum.
Birkaç yıl sonra, oldu.
Ülkemizin dört bir yanında da olacağa benziyor.
Bir gelişmenin sürdürülebilir olması, o ülkedeki bireylerin aldıkları eğitimin içeriği ile yakından ilgilidir.
Kendi kültürümüzü, çocuklarımıza da aktarmak zorundayız.
‘Komşusu açken kendisi tok yatamaz’ diye özetlenmiş bir anlayışı, slogan olmaktan öte; toplumumuzun kılcal damarlarına kadar ‘nüfuz’ etmiş bir ‘inanç’ olarak, çocuklarımıza kazandırmalıyız.
Komşunun, aslında hemen yanımızdan başlayarak, en uzaklara kadar herkesi kapsadığını öğretmeliyiz.
Yakın ve uzak akrabalarımızı kapsadığını öğretmeliyiz.
Sadece kendimizi düşünmenin, sadece kendimizi kurtarmaya çalışmanın ‘bencilliğin’; insanlığa bir yararının olmayacağını öğretmeliyiz.
Dolayısıyla ‘dava’ insanı yetiştirmeliyiz.
Ülkemizin, dünya ailesi içinde daha iyi bir yerde olması gibi bir davası olmalı çocuklarımızın.
Başkalarını düşünen, başkalarına yardım eden, başkalarının huzuru, mutluluğu için çalışan ‘iyilik davası’; insanlık davası olmalı yetiştirdiğimiz çocuklarımızın.
Sınıflardaki öğrenci sayısını azaltır, herkesin eline birer aypet de verebiliriz.
Modern mekânlara, çocuklarımızı sabah lüks araçlarla getirir, akşamları da alır, lüks evlerine götürebiliriz.
En iyi imkânlarla, kafamıza göre yetiştirebiliriz onları.
Ama onların büyük insan olmaları için, mutlaka bir ‘dava bilinci’ aşılamak zorundayız.
Davası olmayan büyük bir insan gördünüz mü hiç?
Büyük devletin, büyük ekonominin, büyük toplumun davasını sahiplenecek, ‘büyük’ çocuklara ihtiyacı olacaktır.

YANGINI BİZ BAŞLATMADIK

Amerikalı ünlü sanatçı Billy Joel, ‘yangını biz başlatmadık’ adlı albümünde, son yüzyılda, dünyanın içinden geçtiği serüvenleri, simgelerle anlatıyor.
Kentler, ülkeler, liderler, buluşlar, ünlüler, belli başlı olaylar, savaşlar sembollerle verildikten sonra, nakarat olarak durmadan tekrarlıyor Billy Joel.
“Yangını biz başlatmadık,
Zaten sürekli yanmaktaydı
Dünyanın varoluşundan beri;
Biz yangını başlatmadık,
Fakat biz ayrıldığımızda,
Hâlâ yanmaya devam edecek, edecek, edecek.”
Yangın bizimle başlamadı bu dünyada, biz başlatmadık ama bizden sonra da son bulacak değil bu yangın demeye getiriyor.
Şarkısının başka bir nakaratında da şunu tekrarlıyor:
“Biz yangını başlatmadık,
Hayır biz tutuşturmadık,
Fakat söndürmeye çalıştık.”
Savaş, dünyanın asi çocuğudur. Onu, dünya çıkarır ortaya. İyilerle, kötüler; ateşi söndürmeye çalışanlarla, tutuşturmaya çalışanlar arasında bir mücadeledir sürer, gider.
Bu kez de, söndürmek isteyenlerle, tutuşturmak isteyenlerin savaşı başlar.
Hep böyle olmuştur.
Bundan sonra da böyle olacak.
Kişiler arasındaki ilişkilerde de, toplumlar arası ilişkilerde de durum farklı değildir.
Bir ‘derin terazi’nin bizi tarttığı gerçeğini unutmadan, her türlü ateşi söndürmekten yana tavır geliştirmeliyiz.
Belki kurtuluruz.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI