Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Büyük devlet duygusu geri dönüyor

    Hürriyet Haber
    07.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Geçen ay Türkiye'deki müzik listelerinin bir numarasında ‘‘To poli poli’’ adlı Yunanca bir şarkı vardı. Şarkıyı Anna Vissi adlı bir şarkıcı söylüyordu.Anna Vissi, Kıbrıs Rum Kesimi'nde doğup büyümüş bir kadın.Türklere hiç sempatisi yok.Atina temsilcimiz Nur Batur, üç defa girişimde bulunduğu halde, Türk basınına mülakat vermeyi bile reddediyor.Ama Türk halkı bu tavrı hiç iplemedi.YİNE LİSTE BAŞIAnna Vissi'yi bir yıl içinde ikinci defa liste başı yaptı.Radyolar durmadan onun şarkısını çaldı.Bu olay, Türkiye'nin ve Türk halkının nereden nereye geldiğini gösteriyor.Bundan 20 yıl önce devlet, Ermeni meselesinden dolayı Fransız şarkılarının TRT radyo ve televizyonlarında çalınmasını yasaklamıştı.Ermeni konusundaki hassasiyet bugün de devam ediyor, ama kimsenin aklına böyle yasaklar gelmiyor.Bir başka çarpıcı örnek daha.Atom Egoyan, bazılarınca ‘‘İkinci Geceyarısı Ekspresi’’ olarak nitelenen ‘‘Ararat’’ filmini çekiyor.Bazı gazetelerde daha şimdiden büyük tepkiler yayınlanıyor.Ama aynı Atom Egoyan'ın iki filmi ‘‘Digitürk’’ün Moviemax kanallarında defalarca gösteriliyor.‘‘Felicia'nın Yolculuğu’’ ve ‘‘Exotica’’ filmlerini ben de seyrettim.İkisi de birbirinden güzel filmler.Özellikle ‘‘Felicia'nın Yolculuğu’’, zaman zaman David Lynch tadı veren çok çarpıcı bir film.‘‘Ararat’’ filminde oynayan Charles Aznavour hálá radyolarda çalınıyor.Bana göre de, dünyanın en iyi şarkıcılarından biri.MİLLİ REFLEKSTürkiye, giderek ‘‘milli meseleleri’’ ile sanatı birbirinden ayırmayı öğreniyor.Bana göre, bu Osmanlı'da var olan, ama sonraları kaybettiğimiz ‘‘büyük devlet duygusunun’’ geri dönüşüdür.Türkiye'de halkın bu tutumu, önümüzdeki dönemlerde dış politikasının en önemli araçlarından biri haline gelecek.Türkiye'de çarpıcı bir zihniyet değişikliğine giden ikinci bölge ise medya.Bundan 6-7 yıl öncesine kadar bu tür meselelerde son derece dar ve ilkel bir ‘‘milli reflekse’’ sahip olan medyamız da, giderek bu kompleksini atıyor.Kıbrıs sorununun çözümünde bugüne geldiysek, medyanın son zamanlardaki cesur çıkışlarının hakkını vermeliyiz.Türk basını, birkaç istisnası dışında, konuyu artık ‘‘satalım mı, satmayalım mı’’ olarak görmek sığlığından kurtuldu.Bazı konularda stratejik geri adım atmayı ‘‘ver kurtulculuk’’ olarak niteleyenlerin sayısı da azalıyor.Bu da, iki toplum arasında daha komplekssiz ve daha cesur bir tartışmanın başlamasına zemin hazırlıyor.Yine Kıbrıs sorununun çözümünde daha rahat bir iklime girdiysek, bunda Mehmet Ali Birand'ın ‘‘yapıcı gazeteciliğinin’’ rolü asla küçümsenemez.Birand, hem Türk, hem Rum tarafında öğrencilerle, gençlerle konuştu. Onları konuşturdu.BRAVO YORGOBen, bu iki programın hem Denktaş'ı, hem de Klerides'i etkile- diğini biliyorum. Her ikisi de bunu söylüyor.Türkiye ile Yunanistan arasındaki yumuşamanın başlamasında Hürri- yet'in attığı ‘‘Bravo Yorgo’’ manşeti ile depremden sonra Yunanca attığı ‘‘Teşekkürler Komşu’’ başlığının önemli etkileri oldu.Benim inancım şu:Türkiye'de ve Yunanistan'da kamuoyları aradaki duvarları yıktı.Çok büyük olaylar çıkmadığı takdirde, bu sınırlara yeniden yüksek duvarlar çekmek mümkün değildir.Her iki tarafta da basın artık eskisine göre çok daha dikkatli.Yani, diplomasi artık diplomatların, siyasilerin ve askerlerin elinden çıkıyor.Şişeden çıkan bu cini yeniden şişeye sokmak kolay olmayacak.YEŞİL HATO yüzden ben, Kıbrıs'taki gelişmeyi hızlandırmak için Türk-Yunan diyaloğundaki güzergáhın izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.Mesela Sezen Aksu ile Haris Aleksiu'nun konserleri müthiş etki yapmıştı.Bu konserler Kıbrıs'ta da yapılabilir.Zülfü Livaneli'nin bir Yeşil Hat konseri projesi vardı.O yeniden hayata geçirilebilir.Türkiye ile Yunanistan'da halk, dış politikayı siyasilerin ve diplomatların elinden aldı.Şimdi sıra Kıbrıs'ta aynı şeyi yapmada.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı