Büyüdüğün zaman ne olacaksın

Oğluma çok masum bir soru sordum. Düşünmeden cevapladı. "Şövalye veya kovboy olacağım" dedi ve ekledi: "Ama sanırım şövalye olamam, çünkü zaman değiştirmem gerekir. Kovboy olabilirim, çünkü o kolay..."

Pınar Yücel
19.10.2007 - 00:00 | Son Güncelleme :

"Anlamadım" dedim. "Aman anne sen de anlamıyorsun" dedi. "Anlat bakayım biraz" dedim. "Şövalyeler geçmişte yaşıyordu ya ondan. Onlardan olmak için geçmişe gitmem lazım ama gidemem, öğretmenim geçmiş geçmiştir dedi" dedi.

"Peki ya kovboyluk, o nasıl olacak?" diye sordum. "Arkadaşımın anneannesi Atlas’ı izliyor. Kovboylar şimdi de var. Çizme giyiyorlar, normal araba da at da biniyorlar. Hem bilgisayarları da var. O yüzden kovboy olabilirim diyorum, şimdi anladın mı?" dedi. "Anladım" dedim. Atlas dediği Dallas’tı. Dallas’ı şu anda hangi kanal gösteriyor bilmiyorum ama gözlemlemiş, öğrenmiş işte...

Çocukların bu hayal gücü ve içinde mantığın zerresini taşımayan duygusal düşünme kabiliyetleri beni deli ediyor. Şövalye kostümü giyip kendini şövalye sanan, Ninja kostümü ile kaplumbağa olduğunu düşünen bir oğlum var benim. O anı tüm yoğunluğu ile yaşayan, o sırada başka şey düşünmeyen...

İnancını kaybetmemeli

Aslında olması gereken bu değil mi? Büyüdükçe aslında çocukken bildiğimiz ve doğru olan, yaratıcılıkta sınır tanımayan yeteneklerimizi, eğitim sistemleri ve sosyal baskılar altında yitirmiyor muyuz? Olgunlaştıkça ise tekrar bu özellikleri kazanmak için hayal kurma, başarma, anı yaşama, kendi değerini bilme eğitimleri, üstadlar, hocalar arıyoruz. Ne için? Çocukken sahip olduğumuz düşünce sistemini yeniden kazanmak için...

Bir şeyler yapmalı ve oğlumun eğer isterse her şeyi yapabileceğine olan inancını kaybetmemesini sağlamalıyım dedim kendi kendime. Çünkü hayal kurmak, kurabilmek öyle güzel bir şey ki... Peki bunun için ne yapabilirim? Cevap belli: Onu desteklemeliyim...

Mutfaktan çıkıp yanına gittim. "Emre Berent biliyor musun sen şahane bir kovboy olacaksın" dedim. Kafasını oynadığı oyundan kaldırmadan "Biliyorum anne, biliyorum" dedi bana.

Aklıma William Blake’in şu sözü düştü; "Hiçbir kuş eğer sadece kendi kanatlarıyla uçuyorsa çok yükseğe çıkamaz." Çocuklarımızın özgüvenini oluşturacak en önemli şey anne sevgisi değil de ne?

Çocuğun gelişiminde oyunun önemi

Oyun; tecrübe kazanma ve öğrenme aracıdır. Çocuğunuz doktorculuk veya mimarcılık oynuyorsa bundan yalnızca keyif almakla kalmaz; oyun sırasında çevresindeki dünyada gözlemlediği uğraş ve becerileri de canlandırır, dener ve uygular.

Oyun alıştırmadır. Oyuncakların, araç ve gereçlerin kullanımı sırasında çocuk koordine etmeyi, kasları üzerinde kontrol kazanmayı, kol ve bacaklarına söz geçirmeyi öğrenir. O zaman oyun, bir zaman geçirme yöntemi değil, yetişkinlik yaşamı için gerekli bir hazırlıktır.

Oyunun önemi çok eskiden beri bilindiği halde, eğitimde bilinçli olarak oyun, yeni kullanılmaya başlanmıştır. Sadece çocuğun eğitiminde değil, onu tanımada ve ruhsal tedavisinde de oyundan yararlanılır. Çocuk oynadıkça duyguları gelişir, yetenekleri serpilir, becerisi artar. Oyun, çocuğun duyduklarını, gördüklerini sınayıp denediği, öğrendiklerini pekiştirdiği bir deney odasıdır. O dünyaya kendisi egemendir. Kuralları kendisi koyar, kendisi bozar; hayal gücünü geliştirir, yaratıcılığını artırır.

Çocuk, kendi yaşantısını oyuna yansıtır. Oyununda, yalnız etkilendiği olayı sergilemekle kalmaz, ona kendi duygularını da katar. Böylece sözle anlatamadığı kaygılarını, üzüntülerini dile getirir, bu yolla derdini döküp rahatlayan bir erişkin gibi sıkıntılarını dışa vurur. Oyun, çocukların en doğal anlaşma ortamıdır. Bir araya gelen iki çocuk, tanışmadan oyun oynar. Oyun, onların ortak dilidir ve sosyalleşmeye en büyük hizmeti verir. Çocukların oyun oynayabilmeleri için paylaşmaya ihtiyaçları vardır; oyuncaklarını, araç gereçlerini ve hatta hayallerini... Oyun, çocuğun gelişmesi ve kişilik kazanması için sevgiden sonra gelen en önemli ruhsal besindir. Sevgiden yoksun bir çocukluk gibi, oyunsuz bir çocukluk da düşünülemez.

Çocuğunuza oyuncak alırken dikkat edeceğiniz noktalar:

n Yumuşak oyuncakların üzerindeki kurdeleleri çıkarın.

n Yumuşak oyuncakların göz, kulak, burun gibi parçalarıyla, üzerindeki aksesuvarların kopmayacak şekilde yapılmış olup olmadığına dikkat edin; çocuğunuz kopmuş parçacıkları yutabilir.

n Beşik oyuncaklarını çok kısa bir iple asın ve çocuğunuz ayaklanır ayaklanmaz ortadan kaldırın; çünkü çocuğunuz ayağa kalkmak için bunlara asılabilir.

n Bebeğinizin, tüylü oyuncakları ağzına almasına izin vermeyin. 1 yaşın altındaki çocuklarda bu tüylerin yutulması, büyük tehlikeler yaratabilir.

n Çocuğunuzu oyun oynarken gözünüzün önünden ayırmayın.

n Üzerinde güvenlik damgası taşıyan oyuncakları alın.

n Aldığınız oyuncakların sivri köşeleri olmamasına dikkat edin, metal veya eğilmez plastikten yapılmış oyuncakları satın almayın.

n Çocuğunuza oyuncak alırken, büyükler için üretilmiş oyuncakları tercih etmeyin (metalden üretilmiş raylı, çok vagonlu, istasyonlu trenler gibi).

n Oyuncak paketinin üstünde belirtilmiş bir bilgi yoksa, bu oyuncakları öncelikle tercih etmeyin.

n Aldığınız parçalı oyuncakların parçalarının yutulmayacak kadar büyük olmasına dikkat edin.

n Ürün kalitesini bilmediğiniz oyuncakları satın almayın.

<ı>Annem ve Babamla Oynuyorum Öğreniyorum

Okul öncesi dönemde oyun ve arkadaş ihtiyacı karşılanmayan, beton evlerde, dört duvar arasında yetişen çocuklar, okula uyum sağlamakta zorlanırlar. Annesinin dizi dibinden ayrılmak istemeyen, okul korkusu yaşayan, aileye bağımlı çocuklar, oyuna ve arkadaşa alışık olmayan, "biz" bilincine ulaşamamış çocuklardır. Mesleğiniz ne kadar zor, ev işleriniz ne kadar çok olursa olsun, çocuklarınıza zaman ayırmalısınız. Ayıracağınız zamanın süresi değil, kalitesi önemlidir. Ayırdığınız zaman kısa süreli de olsa, eğer birlikte geçirdiğiniz dakikalar ikiniz için de zevkli geçmiş, duygu ve sevgi alışverişinde bulunabilmiş, kendinizi mutlu hissetmişseniz; ayırdığınız zaman kaliteli geçmiş demektir. Bu kitapta yer alan oyunlar ve aktiviteler, çocuğunuza ayırdığınız zamanın kaliteli geçmesi için size yardımcı olacaktır.

Yazarı: Pedagog Ali Çankırılı, Zafer Yayınları

<ı>Doğum günü Portakalı

3-8 yaş arası çocuklara yönelik, 2 saatlik doğum günü kutlaması için doğru adres "Doğum günü Portakalı". Bu portakalda neler mi var: Drama, hareket-beden, müzik veya illüzyon atölyeleri... Dünyanın her yöresinden çocuk şarkıları, sürpriz armağanlar, ev yapımı yemekler, doğal içecekler... Doğum günü Portakalı cuma, cumartesi ve pazar günleri doğum günü çocuklarını ve arkadaşlarını bekliyor...

Adres: Portakal Ağacı Ethemefendi Cad. Çim Apt. No:29 D:2 Erenköy 34738 İstanbul Tel: (0216) 368 89 03

Dünyanın en güzel çocuk filmleri

Çocukların heyecanla beklediği Uluslararası İstanbul Çocuk Filmleri Festivali başlıyor. 23 Ekim-8 Kasım tarihleri arasında beşinci kez gerçekleştirilecek olan festival, 30’un üzerindeki ülkeden 114’ün üzerinde filmi çocuklarla buluşturuyor. Bu yıl da, iki hafta boyunca dünyanın dört bir yanından gelen birbirinden renkli çocuk filmlerine ev sahipliği yapacak olan Cinecity Sinemaları, çocukları sinemanın büyülü dünyasında eğlenceli ve macera dolu yolculuklara çıkarıyor. Pedagoglar tarafından izlenmiş ve onaylanmış 114’ün üzerinde film, iki hafta boyunca 2-15 yaş arası çocuklarla buluşacak.

Akbank 17. Caz Festivali başlıyor

Akbank 17. Caz Festivali, "Köşe Bucak Caz" sloganıyla, 17 Ekim-01 Kasım tarihleri arasında sadece caz tutkunlarını değil tüm müzikseverleri etkisi altına alacak. Akbank Caz Festivali, 17. yılında da İstanbul, Ankara ve İzmir’de dünyanın en önemli caz sanatçılarını takipçileriyle buluşturacak. Festival, genç ve başarılı caz sanatçılarına performans sergileme olanağı sağlayacak. Festival süresince artık "Köşe Bucak Caz"...

Ebru sergisi: Suya Düşen

Toprağın suya olan aşkıyla başlıyor hikaye... Ebruya gönül veren Kubilay Dinçer, son bir senenin çalışmalarını "Suya Düşen" ebru sergisinde sunuyor. 22 Eylül’de açılan sergi, 24 Ekim akşamına kadar, dört uygarlığı içinde barındıran 1500 yıllık Bizans Sarnıcı’nın üzerine inşa edilmiş Antik Hotel-Antik Cisterna Sergi Salonu’nda.

Tel: (0212) 638 58 58

Etiketler: