"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Butik pastacı dört kadın ortak, üstelik AB’den ödüllü

İZMİRLİ Nazan Eroğlu ve Bilge Güdüm, farklı eğitimler görmelerine rağmen Avrupa Birliği kredisi alarak pastacılık işine girmiş.

İzmir’in ilk butik pastanelerinden olan Jocelyne’in sahipleri Jocelyne Edgel ve Joel Özmirze Tanık ile ortak olduktan sonra, az krediyle gösterdikleri büyüme hızı Avrupa Birliği komisyonu yetkililerini hayran bırakmış ve Türkiye’de doğru büyüyen dört işletmeden biri seçilmişler. Dört kadın girişimcinin butik pastacılıkta gösterdiği çabalar önemli bir işletmeye dönüştü.
? Gıda işine girmeniz nasıl oldu? Nasıl bir araya geldiniz?
? Nazan: Gıdanın farklı alanlarında çalışmıştım. Geliştirmek ve eğitim almak istiyordum. Mimar olduğu halde ABD’de Culinary School’da aşçılık eğitimi alan Elif Kolonkaya İstanbul’da kurs veriyordu. Bilge ile önceden tanışıyorduk, beraber eğitim aldık.
? Bilge: Mesleğim olan inşaat mühendisliğine çocuğum olunca ara vermiştim. Zaten ülke koşulları, İzmir’de fazla iş olmaması gibi sebeplerden aynı işe dönmeyi düşünmüyordum. Mutfaktan çok zevk alıyordum. Hep düşünüyordum böyle bir şey yapabilir miyim diye ama cesaret edemiyordum. Nazan ön ayak oldu birlikte kursa gittik.
? İzmir’e dönünce hemen kafe mi açtınız?
? Nazan: Daha önce Pastavilla restoranları projelerini geliştirmiştim. Birikmiş tariflerim vardı. İstanbul’daki hoca, Bilge ile beni çok uyumlu buldu, ortak olmayı düşündük.
? Bilge: Çamlık Sokak’ta bir kafe açtık, kendi imalathanemizi kurduk. Birçok ürün yapmaya başladık.

4 Kadınız, farklılıklarımızı avantaja çevirdik

? Nazan ve Bilge hanımlar ile buluşmanız nasıl oldu?
? Joyceline: Bu iş çok yönlü ve teferruatlı. Sağlığım elvermemeye başladı. Joel tek başına sıkıntıya düşünce kuzenim Nazan’larla devam edebileceğimiz söyledi. Onları biliyor ve beğeniyordum, birleştik çok da doğru oldu.
? Nazan: Jocelyne’i hep beğeniyorduk ne güzel
pastalar yapıyor keşke bizim de ürünlerimiz böyle tanınsa diyorduk. Firmamızı beğendiğini, ortak olabileceğimizi
söylediğinde çok memnun
olduk. Düşünce yapılarımızın birliğine inananlar bizi bir araya getirdi.
? Görüş ayrılığı, farklı bir yaklaşım olmuyor mu?
? Evet, oluyor tabii.
? Joyceline: 4 çok ayrı insan ama aynı zamanda çok uyumlu birbirini tamamlayan dört kişiyiz.
? Bilge: Herkes çok risk almayı seven, atak olsa iyi olmaz. Mesela, Joel ölçülü, kendini geri çekmeyi seviyor. Biz bazen heyecanlı davranıyoruz, o sakinliğimiz oluyor. İnsanın iç sesi gibi bir başkasının kendine getirmesi zaman zaman iyi oluyor.
? Joyceline: Çin burcunda ben öküzüm ikisi horoz,biri yılan. Bu üç burç en iyi anlaşan grup.

Her dini bayramı kutluyor gelenekleri yaşatıyoruz

? İzmirli, Egeli olmanız nasıl yansımış olabilir işinize?
? Nazan: Ürünlerimize yansımış durumda. Mesela sakızı, zeytinyağını çok severiz, kullanırız. İstanbul’da bile böyle tatlar yok diyen İstanbullu çok müşterimiz var Çeşme’de.
? Joyceline: Ben evden çalışırken bile İstanbullu müşterilerim vardı. Pastayı hazırlayın biz Bodrum’a geçerken alacağız derlerdi. Daha o zamanlardan İstanbul’dan siparişlerim oluyordu.
? Bilge: Ayrıca geleneklerimize bağlıyız. Tüm dinlerle dini bayramlarını kutlarız. Aşure zamanı aşure de yapıp dağıtıyoruz, kandil zamanı helva kavuruyoruz, noelde noel kurabiyesi yapıyoruz. Bayramda lor tatlısı yapıyoruz.

Paraya  odaklı  kişilerle  çalışamayız

? Peki, bundan sonra neler yapmayı arzu edersiniz?
? Joyceline: Benim aklımda çok iyi büyümek var. İzmir çapındayız şimdi, ama isterim ki İstanbul’da da olalım.
? Nazan: Bayilik isteyen var ama çok titizce görüşüyoruz. Mesela paraya odoklı insan istemiyoruz. Joyceline Hanım’ın en büyük isteği ismi yaşatmak, bize öyle söylemişti. Yaşatacağız inşallah.
? Joyceline: Kazancımız çok değil çünkü pahalı ürünler kullanıyoruz ama pahalı satmıyoruz. Bazı pasta yapanlar çok kar istedikleri için bizim kullandığımız malzemeyi kullanmıyor.
? Bilge: Doğal yollarla yaptığımızdan iş gücü de çok fazla, her bir pastanın ayrı bir kreması var. Herbir kremayı kendimiz yaptığımızdan daha fazla eleman çalıştırıyoruz.

Doğal malzeme kullanılır, hormonlu ürünle pasta olmaz

? Butik pastane kavramı İzmir’de yerleşti mi?
? Nazan: Butiğe benzer işler yapan pastaneler var ama ciddi anlamda pek yok. Sipariş üzerine çalışan, estetiğe sanata değer veren bir ekibin çalıştığı, kimyasal hazır katkı maddesi kullanılmayan yerlerçok fazla değil. Charlotte pastanın yapıldığı birçok yerde çilekli tozu var karıştırıp koyunca işte size çilekli charlotte. Oysa biz çilekleri tek tek ayıklayıp çekip krema ile karıştırıyoruz. Aynı evde yapar gibi yapıyoruz.
? Butik pastacılık neleri gerektiriyor?
? Bilge: Tamamen doğal malzeme kullanıyoruz. Bizim bir çilekçimiz var onun dışında gidip hormonlu çilek almıyoruz. Yalova’dan frambuaz getirtiyoruz. Beğenmediğimiz çilekle pasta yapmıyoruz müşterimize diyoruz ki; çilek çok hormonluydu yapamadık. Nasıl yapamazsınız diyor müşteri her pastanede çilek var diyor. Tamam var ama biz yapmıyoruz çünkü hormonlu çilek diyoruz.
? Nazan: Mısırözü ve zeytinyağı kullanıyoruz. Katı yağlardan da sadece tereyağı kullanıyoruz sentetik yağ hiç kullanmıyoruz. Butik pastacılık zaten şu an ki toplumun isteklerini destekleyen bir dal. En azından tüm malzemeler natürel ve kararında.

Kredilerin amacı kadınları topluma kazandırmak

? Avrupa Birliği’nden kredi almanız nasıl oldu?
? Nazan: İlk kafemizi açtık ama çok da prosedürü bilerek başlamadık. Bir imalathane kurmamız gerektiğini, aynı yerde üretimi yapamayacağımızı bilmiyorduk. 25 metrekare yerde başlamıştık ama Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı yetkilileri gelip imalathane kurmanız gerekli diyerek bizi uyardılar.
? Bilge: İmalathane kurmak için para gerekti. Çok kısıtlı bütçe ile başlamıştık. Bir bankada AB kredisi diye bir fon gördük. En büyük özelliği teminat istemiyorlar ama ne malzeme alıyorsanız faturalarını göstermeniz gerekiyor. Kredinin miktarı da çok düşüktü, teminat da istemedikleri için bize çok cazip geldi.
? Avrupa Birliği’nden kredi almak bu kadar kolay mı?
? Nazan: Kolay kabul edildi çünkü meblağ çok yüksek değildi. Ayrıca bu Avrupa Kalkınma Bankası’nın AB’ye geçiş dönemi kapsamında Türkiye’deki belli bankalarla yaptığı bir proje idi. Zaten bu krediyi kullandırmak istiyorlardı. Sicilimizin düzgün, işletmemizin nizami olması olumlu etkenlerdi.
? Bilge: Tabii iki kadının da yeni bir işe girmesi onları etkilemiş olabilir. Çünkü kredinin bir başka amacı topluma kadınları kazandırmak. Belki eğitim seviyesi daha düşük kadınları hedefliyorlardı ama yine de zaten meslek sahibi kişilerin başka dalda tılım yapmak istemesi de cazip gelmiş olabilir.

Türkiye’de  doğru  büyüyen  4  işletmeden  biri  seçildik

? Projeniz Avrupa Birliği’nden bir de ödül kazanmış değil mi?
? Bilge: Evet. Türkiye’deki doğru büyüyen dört işletmeden biri seçildik. Avrupa Kalkınma Bankası’nın dergisinde yayınlanıyormuş.
? Nazan: AB Fonu’ndan, anlaşmalı bankalara sağlanan krediyi, doğru kullanan işletmelerin araştırılması sonucu fark edilip 2006’da hem İzmir’in en doğru işletmesi, hem de ve en başarılı kadın girişimcileri seçildik. Bu kredi vesilesiyle Türk kadınları olarak böyle bir Avrupa kuruluşuna tanıtım yapmış olduk. Onlarla sohbet ettik, yabancı dilde ürünlerimizi tanıtabildik. Bunlar önemli.

İzmir’de Fransız pastası bulamayınca kendim yapmaya karar verdim

? Jocelyne Hanım, siz pasta işine nasıl girmiştiniz?
? Joyceline: İzmirliyim ama uzun seneler Kanada’da yaşadım. Orada pastaneler ve Fransız pastaları için deliriyordum, bütün tatlarını biliyordum. İzmir’e döndüğümde orada öğrendiğim pastaları yapıp tanıtmak istedim.Bir pastam vardı yılbaşında yaptığım, herkes birbirine anlattı, meşhur oldu. Aslında iş diye değil hobi diye başladım, çok gelişti. Uzun seneler evden çalıştım sonra kızımla atölye açtım. Ama o evlenip gidince Joel ile çalışmaya başladık.
? Joel: Ben seramik mezunuyum, zaten bu alanda çalışıyordum. Joyceline uzaktan akrabamız olduğu için ailem sürekli görüşüyordu. Orada birkaç ay çalıştım sonra ortak olmaya karar verdik.

X