Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bush kararını versin, PKK mı Türkiye mi?

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in saptamasına yürekten katılıyorum.Demirel seçim sonuçlarını değerlendirirken şöyle diyor:

"22 Temmuz’un acısı 15 yıl sonra çıkar."

Yani Türk toplumu yüzde 47’nin faturalarını 15 yıl sonra ödemeye başlar.

Bakalım o ağır faturaların altından kalkabilecek miyiz?

* * *

Bugün Washington’da Erdoğan-Bush görüşmesi yapılacak.

Konu Kuzey Irak’ta yuvalanan PKK terörü.

Bu önemli görüşmede Amerika yine oyalama taktiklerine mi başvuracak, yoksa PKK terör örgütünün dağıtılması gerektiğini kabul mü edecek?

Etmezse Türkiye’nin sınır ötesi harekatı yapmaktan başka çaresi kalmayacak.

Akıl ve mantık, Amerika’nın terör örgütünün yok edilmesi için hem Irak yönetimini, hem de Kuzey Irak Kürtleri’ni hizaya getirmesini gerektirir.

Bush yönetiminden böyle bir akıl ve mantığı beklemek biraz hayalcilik olur gibi geliyor bana.

PKK’nın 8 Türk askerini serbest bırakması ise kesinlikle Türkiye’yi yumuşatmaz.

Amerika bunu kullanmaya kalkarsa bunun bir yararı olmaz.

* * *

PKK terörü Türkiye’nin enerjisinin büyük bölümünü yok ediyor.

Oysa özel sektörün potansiyeli ve dünyadaki para bolluğu Türkiye’yi uçuracak noktada.

Ben ne Irak yönetiminin, ne de Kürtlerin verdikleri sözlere güveniyorum.

Eğer AKP kamuoyunun baskısıyla bugün göstermek zorunda kaldığı kararlılığı 5 yıldır gösterseydi bugün bulunduğumuz noktaya gelmezdik.

Yoksa Demirel’in dediği faturaların ucu erken mi göründü?

İflah etmez intikam hırsı

BİR gazeteci ilkeli ve dürüst olabilir.Ama bu gazeteci öfkesini, kinlerini, intikam alma hırsını denetim altında tutamayacak bir ruh hali içindeyse hem mesleğine, hem de meslektaşlarına zarar verir.

Kendisini okuyanları da yanıltır.

Cumartesi günkü yazımda yazdım.

Rahmetli İnönü için 2001 yılında yalısını ve katını banka haczinden kurtarmak için eşi ile birlikte kurdukları vakfa devretme haberinden ne gazetenin patronu Aydın Doğan’ın, ne de genel yönetmen Ertuğrul Özkök’ün haberi vardı.

Haberin manşet yapılmasının da yazarın yazdığı komplo teorisinde olduğu gibi POAŞ’ın satın alınması, banka kredisi veya İnönü’yü parti kurmaktan vazgeçirmekle ilişkisi yoktu.

Cumartesi günkü yazımda bunları kimsenin avukatlığını yapmak için de yazmamıştım.

Bu haberi Hürriyet İstihbarat Servisi ortaya çıkardı.

Yazı işleri de gazetecilik açısından gerekli olduğu için manşet yaptı.

Yazar meslektaşımız buna inanır veya inanmaz, o kendi bileceği iştir.

Bunun için kafaları karıştırmak amacıyla bin dereden su getirmesine, hele hele kendisine sayfalar dolusu methiyeler düzmesine hiç gerek yoktur.

Bir insan, meslektaşlarını kafasında oluşturduğu komplo teorilerine dayanarak karalamaya kalkıyorsa bu o insanı küçültmekten başka bir işe yaramaz.
X