Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bursa halkından özür diliyorum

Dün akşam eve gittim.

Yemeğimi yiyip, kızımın masalını okuyup uyuttuktan sonra kendimle kaldım bir süre.

Özeleştiri yaptım kendimce.

Kendi kendimi dinledim, fazlasıyla da suçladım aynada gördüğüm adamı.

“Allahım, ben ne yaptım” dedim çoğunlukla.

Şiddeti eleştirirken taraf mı oldum istemeden…?

Üzüldüm…

En çok da geçmişteki anılarım için, Bursa ve Bursalılar için üzüldüm.

Bursa ile ilk tanışmam henüz küçük bir çocukken rahmetli babam ve annemle gittiğim Çekirge kaplıcaları vesilesiyle olmuştu.

Onlar romatizmaları için otel ve çay bahçesi dışında bir istekleri yokken, ben Bursa’nın altını üstüne getirmiştim.

Kaybolma riski yok, nerde olsan çıkabiliyorsun Çekirge’ye nasıl olsa.

Temiz yüzlü insanları, ipek satan çarşıları, tarihi camileriyle hayranlık uyandırmıştı bende.

Romatizmalar her kış tazelenince sık sık gider olduk tabii Bursa’ya.

Altını üstünü bilirim Bursa’nın.

 İçimde Bursa’ya karşı hep bir hayranlık vardı eskiden beri.

Ne zaman sıkılsam İstanbul’un trafiğinden keşmekeşinden, ilk “Bursa” gelmiştir aklıma nedense.

Ne zaman kızsam 3 büyüklere, Anadolu’dan bir takımın şampiyon olmasını istemişimdir.

İlk önce Bursa’nın şampiyon olması geçmiştir içimden.

En fazla Bursa şehrine yakışacağını düşünmüşümdür şampiyonluğun.

Ne zaman bir takımımız görme özürlü bir futbolcu transfer etse Anadolu insanı gelir aklıma.

Altyapısından en fazla futbolcunun Bursa’dan çıkmasını istemiş, gereksiz bulmuştum transfer yapmasını.

Neyse…

Olan oldu artık.

Keşke gereksiz bir gerilimin odağındaki iki takım seyircileri çiçeklerle, çikolatalarla karşılasalardı birbirlerini.

Birbirleri ile öpüşseler, şakalaşsalardı.

Ne olurdu…?

Holigan derseniz her yerde aynı,

Her takımda var maalesef.

Milliyeti, dini, rengi farklı da olsa ruh hali hep aynı.

Ne derseniz deyin, tüm takımların ve örgütlü taraftar gruplarının, içlerinde bulunan şiddet yanlısı kişileri temizlemeleri gerekiyor.

Yöneticilerin şiddete karışmış holiganların avukatlığını yapmamaları, bedava bilet vermemeleri gerekiyor.

Zaten bilinen şeyler bunlar.

Tekrar etmenin anlamı yok.

Ama ben başka şeyler de istiyorum.

Yıllar önce ben küçük bir çocukken abimin elimden tutup beni maça götürdüğü gibi, ben de kızımın elinden tutarak maça gitmek istiyorum.

Eşimle sinemaya gider gibi maça gitmek istiyorum.

Seyircilerin tribünleri doldurmasını, boş tribünlere oynanmamasını istiyorum.

Kulüplerimizin borç içinde yüzmemesini istiyorum.

Takımlarımızın Avrupa’da kupa kaldırmasını istiyorum.

“Şiddet devam ederse gerçekleşir mi bunlar” diye soracak olursanız, cevabı size bırakıyorum.

Ama dedim ya, olan oldu.

Artık herkesin özeleştiri yapma zamanı geldi.

İki tarafta da olaylara karışanların,

Yöneticilerin,

Emniyetin, kısaca herkesin.

Başkalarını bilemem…

İlk kendimden başlıyorum ben.

Öncelikle yazdığım yazıda her nasılsa gözümden kaçmış ve maksadını aşmış  olan bazı ifadelerim için tüm Bursa halkından özür diliyorum.

Gerçekten , kalpten özür diliyorum.

Belirtmeliyim ki; ben Bursa veya İstanbul halkını değil, şiddetin içerisinde olanları eleştiriyorum.

Olmaması gereken görüntüleri eleştiriyorum.

Bursa veya Beşiktaşlıları kötü temsil edenleri eleştiriyorum.

Futbol görsel bir şölendir.

O şöleni en doğru şekilde yaşamak istiyorum.

Herkes de bunu ister diye düşünüyorum.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI