"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Bürokrasi telaşlandı

<B>HÜKÜMET</B> yine sanki bütün işler bitmiş, ekonomi tümüyle düzelmiş gibi davranmaya başladı.

Tam işler dönmeye başladı, artık gerilemenin sonuna geldik, IMF de yeni programı onaylayınca düzelme dönemine gireceğiz derken, yani en hassas olunması gereken bu dönemde, popülizm sinyalleri gelmeye başladı.

Son gelişmeler bürokrasiyi telaşlandırdı. IMF'den gelen uyarıların bu telaşta etkisi var mı bilmiyoruz ama telaşı haklı kılacak gelişmelerin yaşandığı da kesin...

Hükümet, ‘‘Her ağlayana, istediğini verme’’ gibi bir havaya girdi. Küçük bir taviz vermeye görün, hemen arkası geliyor ve herkes haklı- haksız talepte bulunuyor. Bu verme işini bir-kaç tekrarladığınız takdirde ise, işin sonunu alamıyorsunuz...

Doğalgaz olayında, eczanelerin kár payında bunları yaşadık. Son olarak da Başbakan çıkıp ‘‘emlak vergisinde indirime gidileceğini’’ açıkladı. Herşeyden önce emlak vergisiyle ilgili haberlerin bir bölümü, kesinlikle abartılı. Başbakan, yapılan kıyaslamaların neden hep 1998 yılıyla yapıldığını, yüksek artış oranlarının geçen yıl değil 4 yıl önceye kıyasla yapılarak bulunduğunu, artışın ana nedeninin belediye ağırlıklı takdir komisyonlarının saptadığı yeni fiyatlar olduğunu dikkate almayıp, çıkıp ‘‘emlak vergisinin makul seviyelere çekileceğini’’ söylüyor.

Bunun da ötesinde emlak vergisi düzenlemesinin neden yapıldığı, bu düzenleme ile ne kadarlık bir getiri sağlanacağı hiç hesaba katılmıyor. Bu düzenleme ile 350 trilyon liralık gelir sağlanacak. Bu gelir, 2002 için saptanan yüzde 6.5'lik faiz dışı fazla hedefinin gerçekleşmesi için şart. Pazar günü çıkan kanun çerçevesinde Bakanlar Kurulu Büyükşehir belediyelerinin vergi payını 5'den 4'e düşürerek 350 trilyonluk bütçe fazlası sağlayacak. Yani belediyelerden alınan bu vergiyle karşılanacak. Emlak vergisinde indirim yapıp, yapacağınız kesintileri aynen düşürürseniz belediyeler perişan olacak. Aksi takdirde bütçede o kadar delik olacak.

Yani, indirim hiç o kadar kolay değil, ama bol keseden ‘‘indirim sözü’’ veriliyor.

MEMURLARA TAZMİNAT

Memurlara verilecek görev tazminatı da ‘‘bol keseden dağıtım’’ için çıkarılan, ancak sonunda düğüm olan başka bir konu. Maliye'nin istememesine rağmen Başbakanlık Müsteşarlığı böyle bir şey çıkardı, ama şimdi iş çözülemiyor. Birine verdiğinizde diğer kesimlerin hepsi sıraya giriyor. Bakanların her biri kendi çalışanlarına maaş zammı istiyor ve iş düğümleniyor. Hep böyle oldu, ama bu karışıklık daha önceki deneyimler bile bile, yine çıkarıldı. Maliyeciler büyük baskı altında. Her gelen onlardan ‘‘bize de verin’’ diye talepte bulunuyor. Maliyeciler ‘‘Türkiye'deki enflasyon trendinin 1974'de, hesaplananın 3 katına çıkan memur zamlarıyla birlikte artış trendine girdiğini’’ hatırlatıyorlar. 1970'lerde Maliye Bakanı Mesut Erez'in bu işin içinden çıkılmaz zamlar nedeniyle görevden ayrıldığının altını çiziyorlar.

Kısacası; Hükümet sanki iş bitmiş gibi bir rehavete girdi ve popülizmi yeniden hortlattığını gösteren kararlar alıyor. Bununla da bitmiyor MHP'li Devlet Bakanı Faruk Bal hálá çıkacak kararlara itirazlar ediyor, Cumhurbaşkanı Bankacılık Yasası kararını geciktirdikçe geciktiriyor, bakanların neredeyse tümü sanki program uygulanmıyormuş gibi harcama artırıcı, gelir düşürücü taleplerde bulunuyor...

Bütün bunlar da, 16.4 milyar dolarlık kaynağın geleceği, IMF'nin kararları görüp niyet mektubunu onaylamaya hazırlandığı bu dönemde yapılıyor.

Hükümet 1994 yılındaki programın aynen bu şekilde yarım bırakıldığını, 2000 yılında programa iyi başlanmışken, ‘‘İşler bitmiş gibi, gerekli kararları geciktirmeye savsaklamaya başlamaları nedeniyle krizler yaşandığını’’ unutmuş gibi davranıyor.

Bu popülist tavırlar sürerse, şimdilik iyi gibi görünen piyasaların aniden döneceğini görmüyor gibiler. Bürokrasi telaşlanmakta haklı değil mi?
X