Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Burası Türkiye burada her şey olur

AKP’nin milli görüş okulundan ve terbiyesinden gelen yöneticilerinin geleneksel ketumluğu ülkenin başına zaman zaman büyük dertler açıyor.

Dış politikadaki başarısızlıklar, çaresizlikler yürütülen "gizli-saklı" stratejilerden kaynaklanıyor.

Örneğin Amerika ile ilişkiler, verilen sözlere rağmen 1 Mart Tezkeresi’nin reddedilmesi üzerine kopma noktasına gelmişti.

İran konusunda ise Rusya’ya bazı sözler verildiğini bu ülkenin insanları Amerikalı kaynakların yaptığı açıklamalardan öğrenebildi.

Bu konuda Amerika ile neler konuşulduğunu, Washington’a ne gibi sözler verildiğini ise kimse bilmiyor.

Bu gizlilik geleneği öylesine sıkı bir şekilde sürdürülüyor ki, cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili sözleri AKP’de fırtınalar koparan Mehmet Dülger Dışişleri Komisyonu Başkanı olmasına rağmen yürütülen dış politikadan haberdar edilmediğini yakınlarına söyleyip duruyordu.

Avrupa Birliği ile yürütülen politikalarda da durum aynı.

Birliğin dayatma sonucunda AKP’ye kabul ettirdiği Türkiye’nin zararına olabilecek koşulların kamuoyundan gizlenmeye çalışıldığına da sürekli tanık oluyoruz.

* * *

Rusya’dan aldığımız doğalgazın fiyatını daha yeni öğrenebildik.

Hükümetin uzun uzun pazarlık yapmasına rağmen doğalgazı en pahalı alan ülke olduğumuz Rus Gazprom yetkililerinin açıklamalarından anlaşılabildi.

İşin vahim yanı, bu gerçek ortaya çıktıktan sonra bile hükümetin bir açıklama yapma gereği bile duymamış olması.

AKP hükümetinin duyarsızlığı yüzünden tırmanan gasp olayları da ayrı bir sorun.

Gaspçılık büyük kentlerde artık kurumlaştı.

Özellikle Güneydoğu’dan getirilen çocuklar çeteler tarafından "gasp teröristleri" olarak kullanılır hale geldi.

İstanbul’da insanlar artık evlerinde bile kendilerini güvende görmüyorlar.

İçişleri Bakanı ne yapıyor? Bu konudaki yaklaşımı nedir? Ne gibi önlemler alınıyor?

Hiçbirimizin bunlardan haberi yok.

Yoksa bakan bu olayları "bir sosyal olgu" olarak mı kabul ediyor?

* * *

Son skandal ise kuş gribinde yaşadıklarımız...

Doktorlar, yaşamlarını yitiren Koçyiğit kardeşlerin 8-9 gündür hasta olduklarını söylüyor.

Sorumlu bakanlıkların ilk kez Manyas’ta görülen hastalıktan sonra işi hafife almaları, alelacele üstünü örtmeleri ve gerekli önlemleri yurt genelinde uygulamaya gerek görmemeleri bu faciayı yarattı.

Manyas’tan sonra işin peşi öylesine boş bırakıldı ki, göçmen kuşların uğrak yeri olan bölgelerdeki hastanelere kuş gribi ile ilgili ilaç bile gönderilmedi.

Olayın kuş gribi olduğu ilk ölümden ancak 4 gün sonra bakan tarafından, o da mecbur kalındığı için açıklandı.

Bu korkunç bir ihmaldir.

Böyle bir ihmal Batı’da sadece bakanı değil, hükümeti de götürür.

Ama hiç kuşkunuz olmasın bizde başbakan ve bakanlar koltuklarında otururlar.

Bununla da kalmazlar, onu bunu suçlayarak zeytinyağı gibi üste çıkarlar. Sakın "Olur mu canım?" demeyin.

Burası Türkiye... Olur, olur... Hem de bal gibi olur.
X