Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Burak bu işleri

Genelde birileri çıkıp “Ben söylemiştim” der. Ama bu kez farklı olsun. “Ahmet Çakar söylemişti."

Galatasaray Braga karşısında hiç de umut vermeyen bir oyunla 3 puan daha kaybetti. Üstelik bu kez “iyi oynadık ama kaybettik” tezi de yok. Galatasaray son yılların en iyi kadrolarından birisi ile son yılların en kötü futbolunu oynuyor.

Braga’nın gelişi Ordu’dan belliydi... Bütün Galatasaray takımı oyuncuları kendi etraflarındaki 2-3 metrekarelik bir alanda çakılı oynuyor. Çocukluğumuzda mahalledeki çocuklar düz bir tahtanın üzerine oyuncu yerine çiviler çakıp metal para ile futbol oynardı. İşte Galatasaray da Ordu ve Braga maçlarında aynen böyle oynadı... Dakikalarca top çevirdi, ancak herkes yerinde sabit. Sanki bir adım yana ya da ileri atmak yasak. Ne çapraz koşu yapan var ne sağa sola giden. Ne de “Yahu şu tarafa doğru bir seyirteyim de belki peşime birileri takılır, bizim arkadaşlara yol açılır” diyen.

Takım maç boyu tehlikeli bölgelerden bir kaç serbest vuruş kazanıyor. Ya Burak kullanıyor ya da Emre... Duran top ustası Selçuk’u yalnızca kornerlerde ve uzak çapraz vuruşlarda topun başında görebiliyoruz. Sen bir adamın en iyi yaptığı şeyi yapmasına müsaade etmezsen ondan ne bekleyeceksin ki...

Bir golcü böyle önemli bir maçta 5-6 pozisyon bulup atamazsa ona ne denir ki. Burak söz konusu olduğunda sıradan lig maçlarında attığı goller taraftarı da kesmez takımı da. Üstelik bütün ekip Burak’ın üstüne oynuyor. Adam gol atsın diye herkes elinden geleni yapıyor. Her topun Burak’a kesildiğini, atıldığını gören Umut ne düşünüyordur acaba? Galatasaray kaleci de dahil bütün takımın gol attığı sezonları çok arayacak gibi görünüyor.

Bu maçta olduğu yerde top bekleyen Galatasaraylı oyunculara bir de toptan kaçan oyuncular eklendi. Golden önce kendisine atılan pastan kaçarak sözüm ona gerisindeki arkadaşına top bırakıp şaşırtmaca(!) yapmaya çalışan Burak’ın yenilen ilk goldeki payı inkar edilemez. “Ensesinde gözü vardı arkasındaki oyuncuyu görecekti” desek bile mümkün değil. Çünkü ensede göz varsa da formasının yakasını kaldırdığı için o göz kapanmıştı.

Velhasıl kelam, sıradan lig maçlarını saymazsak, Burak “Galatasaray’ın Okçu’su” olma yolunda ilerliyor. Üstelik en gerektiği anlarda bile onu oyundan çıkarmamakta ısrar eden Fatih Terim buna çanak tutuyor. Burak’ın sözleşmesinde “Oyundan çıkarmak yasaktır” maddesi olduğu konusunda ciddi şüphelerim var. Ama taraftarın “Burak bu işleri” deme günleri de çok uzak değil gibi.

Sonuçta bu sadece bir maç. Kaybetmek de sonuçlardan birisi. Ama o pas trafiği ile seyredeni bile yoran, presiyle bunaltan, alan daraltan, sahayı büyüten, sahada büyüyen bir Fatih Terim Galatasaray’ı çook uzaktan bile görünmüyor.

Bu da bizi üzüyor...

Görünen o ki, Fatih hocamın en az bir kasa elma alıp hepsini ortadan ikiye bölmesi gerekli. Bizim televizyondan bile hissettiğimize göre, gönlünün alınması gereken çok isim var. (Burada parantez açıp ‘Yarım elma gönül alma’ deyimini yazarak espriyi murdar edebilirim.)

Son söz: Galatasaray bundan sonra kupada toparlar mı? Bilmem. Ama toparlarsa da sadece Fatih Terim toparlar. Yani bir nevi ‘dert sende, derman sende’ durumu... Bu cümleden da sonra Orhan Gencebay’dan bir sonraki karma albümü için teklif bekliyorum...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI