Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bunu da gördük: İstanbul’un dua haritası

"İmamefendi.com" adlı bir internet sitesinde, hiç de şakacı olmayan bir imam kardeşimiz, şaka gibi bir harita çıkarmış.

"İstanbul’un Semtlere Göre Dua Haritası" başlıklı bu çalışma, beni benden aldı, bakalım sizi de sizden alacak mı?

Buyurun semtlere göre dua haritasından ayrıntılar:

*
/images/100/0x0/55ea83f6f018fbb8f88507b2
FATİH: Şeytandan korunma duası.

BEYAZIT: Sahteyi ayırt etme için dua...

LALELİ: Bol müşteri duası...

MERTER: Kriz duası...

GAZİOSMANPAŞA: İş bulma duası...

KASIMPAŞA: Zengin olma duası...

ŞİŞLİ: Şirinlik duası...

ETİLER: Şişmanlıktan kurtulma duası...

SARIYER: Bol balık avlama duası...

LEVENT: Hayaletleri kovma duası...

KADIKÖY: Yemeklerin lezzetli olma duası...

BEYLİKDÜZÜ: Sapıklardan korunma duası...

*

Liste böyle uzayıp gidiyor ama eksikler de yok değil.

Mesela "Üsküdar" maalesef listede yok. Oysa "Üsküdar: Başbakan olma duası", bu listede gayet iyi giderdi.

Sonra "Teşvikiye" de listede yer almıyor. Oysa "Teşvikiye: Döneklikten kurtulma duası" da şahane olurdu.

"İmamefendi.com"dan bu listenin gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskısını rica ediyoruz.

Böyle Başbakan’ın böyle medyası mı olur

Tayyip Erdoğan
"Hatice" ile ilgilenmez, "Netice" ile ilgilenir.

Tayyip Erdoğan, "Sayı"ya bakar, "Mazeret"e değil.

Tayyip Erdoğan, "Aldığı oy" ile bugünlere gelen bir sandık sihirbazıdır.

Böyle bir liderin medyasının da...

Sandıkta yaratılan destanın bir benzerini tirajda yaratması beklenmez mi?

Böyle bir liderin medyasının da...

Mesela Doğan Grubu’nu tirajda tuş etmesi gerekmez mi?

Böyle bir liderin medyasının da...

Vurduğu yerden ses getirmesi icap etmez mi?

Hayır.

Olmuyor, olamıyor.

Sanırım "Tayyip Erdoğan’ın dramı" bu...

Bir siyasi lider olarak Türk toplumunun yarısını arkasına alıp giderken...

"Çapsız yandaşlar" sayesinde...

Medyası 10 bin kişiyi bile arkasına alamıyor.

Üstelik...

Para sıkıntısı yok...

Vergi sıkıntısı yok...

Destek sıkıntısı yok...

Bakanlar arkada... Bürokrasi arkada... Devlet arkada...

Ama "millet" arkada değil.

Neden acaba?

First Lady’nin elini havada bırakmayacak fetva

Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu’nda TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’ün elini sıkmamış.

Hayrünnisa Hanım’ın eli havada kalmış.

Eğer İbrahim Şahin, Hayrünnisa Hanım’ın elini dini gayretle sıkmadı ise...

Kendisine Hayrettin Karaman Hoca’nın fetvasını anımsatmak istiyorum.

Şöyle diyor Hoca:

"Eğer kadınlarla tokalaşmak, mesela içki kadehini kaldırıp bir iki yudum almak gibi ’kesin haram olan’ bir davranış olsaydı cevabımız, ’haramları helal kılan zaruret hali bulunmadıkça sonuç ne olursa olsun bu yapılamaz’ şeklinde olacaktı. Kadın eli sıkma konusu biraz farklıdır. Çünkü bazı álimler ’bakılması caiz olan yerlere ádet gereği dokunmak -eğer cinsellik, cinsel olarak yararlanma gibi bir amaç olmazsa- caizdir’ diye fetva vermişlerdir. Böyle durumlarda bu fetvadan yararlanmak mümkündür."

Evliyim ama gözüm komşu kızında

Bugün Gazetesi’nde "İslami Haydar Dümen’lik" bir mevzu işlendi.

Mehmet Paksu adlı fıkıhçı yazara gönderilen "Rumuz: Dertli" imzalı mektupta şöyle deniliyor:

"Ben evliyim, bir kızım var ancak eşime çok bağlı değilim, sevmediğimi düşünüyorum. Komşumuzun bir kızı var, ondan hoşlanıyorum. Bunun çok yanlış olduğunu biliyorum ama kendimi tutamıyorum, onu gördüğümde gözümü ondan alamıyorum. Bir ara eşimden ayrılıp onunla evlenmeyi çok düşündüm. Böyle bir delilik yaparsam, en büyük zararı kızımın göreceğini biliyorum. Kendimi frenlemeye çalışıyorum. ’Günaha girme’ diye kendime telkinlerde bulunuyorum. Ne olur bana bir yol gösterin. Ne yapmalıyım? (Rumuz: Dertli)".

Mehmet Paksu Hoca, bu mektuptaki soruna "nasihat"le çözüm bulmaya çalışmış.

"Komşuya yan gözle bakma", "eşini sevmeyi dene", "harama uçkur çözme", "kızının durumunu düşün" türünden nasihatler...

Bu öğütler, "Dertli"de bir karşılık buldu mu bilmiyorum ama Bugün Gazetesi’nden kesip sakladığım bu mektup, bana "Her mahallenin sorunu aynı" dedirtti...

Mahallenin renkleri

MEHMET ŞEVKET EYGİ

Mekteb-i Sultani mezunudur, bu yüzden kendisinden "imalat hatası" olarak söz eder. Sultanahmet’te oturur. Kedileri çok sever. Hiç evlenmemiştir. Dejenerasyonun ve estetikten uzaklaşmanın en ateşli düşmanıdır. Akidede biraz tutucudur, "Ehli sünnet" der, başka da bir şey demez. Ucuza giyinir ama iyi giyinir. Eski İstanbul’u özler.

NURETTİN DURMAN

Şair bir berberdir. İstanbul Çengelköy’deki mütevazı berber dükkánında Türkiye’nin en bereketli şiir sohbetleri yapılır. İsmet Özel müşterisidir. Cahit Zarifoğlu da müşterisi olmuştur. Sohbeti tatlıdır. Dükkánının kapısı herkese açıktır. Şair deyip geçmeyin. Öyle amatör bir çaba değildir onunki... Şiire ömrünü adamış şairlerdendir. İslami kesimde yolu onun dükkánından geçmeyene şair denmez...

Mustafa Karaalioğlu’nun üç günü

- Birinci gün. Sabah saatleri.

Bugün yine Tayyip Bey aramadı... Acaba gözden mi düştüm?

- Birinci gün. Öğle saatleri.

Tayyip Bey, bizim Akif Beki’yi aramış ama beni aramadı. Akif’e dikkat!

- Birinci gün. Akşam saatleri.

Avantajım: Yusuf Ziya benden daha iyi gazete çıkarıyor ama ben Tayyip Bey’e daha yakınım. Dezavantajım: Tayyip Bey yine aramadı... Karar: Yarın birinci sayfaya çok büyük bir Tayyip Erdoğan fotoğrafı konacak.

- İkinci gün. Sabah saatleri.

Gazetenin tirajı yine düşük. En iyisi "Dünyada yazılı basın ölüyor" tezini işlemek.

- İkinci gün. Öğle saatleri.

Tayyip Bey yine aramadı. Galiba en iyisi "sadece Tayyip Erdoğan’ın beğeneceği" türden bir gazeteye motive olmak.

- İkinci gün. Akşam saatleri.

Bizim Akif biraz öne mi çıktı acaba?

- Üçüncü gün. Sabah saatleri.

Kariyer planım için personel durumunu gözden geçirip benden daha iyi olanları elemeliyim.

- Üçüncü gün. Öğle saatleri.

Tayyip Bey yine aramadı. Abdullah Gül’e yanaşmanın vakti geldi mi acaba?

- Dördüncü gün. Akşam saatleri.

Fettah Bey’e karşı en büyük kozum Tayyip Bey. Beş patron eskittim, Fettah Bey’i mi eskitemeyeceğim?

Yiğit Bulut’a yanıt

Yiğit Bulut’un Ergenekon’dan tutuklanma korkusuyla bir süre bir teknede saklandığını, "tehlike" belirdiğinde Názım Hikmet gibi tekneyle yurtdışına kaçmayı planladığını yazmıştım geçen hafta.

Yiğit Bulut’tan bu iddiama yanıt geldi.

Diyor ki: "Yalan. Palavra. Böyle bir şey olmadı". Sonra da ekliyor: "Teknede saklanan bir adam, her sabah televizyon ekranına çıkar mı?".

Buradan Yiğit Bulut’a sesleniyorum:

Sanıyorum hafızan seni yanıltıyor. O dönemde bir süre kayboldun ortalıktan sen. Ekranda falan değildin. Birlikte tarihlere bakarak senin ’teknede saklanma dönemi’ni ortaya çıkaralım mı? Var mısın böyle bir araştırmaya?

İslami kesimde Modalar Demodeler

DEMODE Hasan Mezarcı...

MODA Mümtaz’er Türköne...

DEMODE Bediüzzaman Saidi Nursi...

MODA Fethullah Gülen...

DEMODE Ahmedinejad hayranı Tayyip Erdoğan...

MODA Tayyip Erdoğan hayranı Ahmedinejad.

DEMODE Papyonsuz Fehmi Koru...

MODA Papyonlu Fehmi Koru...

DEMODE Gardırop Atatürkçülüğü...

MODA Gardırop Tayyipçiliği...

DEMODE Ayrılık: İsrail’i kızdıran dizi...

MODA Ayrılık: Filistin’i kızdıran dizi...
X