Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bunlara “Mülevves” deniyor

İlk bir panelde görüyorum onu. Yıllar önce. Sesini pek çıkartmayan, çevresine saygılı davranmaya özen gösteren, kendini sürekli kontrol altında tutan, birlikte katıldığımız Cumhurbaşkanı ya da Başbakanların gezilerinde geri planda kalmayı tercih eden bir tip.

Kendini sürekli kontrol eden, çevresine sürekli hoş davranmaya çalışan birilerine pek güvenmem ben. Onlar genellikle iki yüzlü oluyor.
Zaman geçtikçe, kendi aleminde, yani İslami kesimde adı daha çok duyuluyor. Bu arada bizlerle ilişkisini sürdürmeyi ihmal etmiyor. Karşılaştığımızda gazetecilik üzerinden iltifatları, her zamanki gibi, eksik değil.
Ne zaman ki, AKP iktidara geliyor, hele de yakın arkadaşı Cumhurbaşkanı seçiliyor, “tamam bu iş atık bitti” edasıyla, kendini meydanlara atıyor. Yazdığı yazıların çoğu medya saldırısı, çoğu meslektaşlarını gammazlama üzerine. Tam AKP silahşörü.
HAYATI DEĞİŞİYOR
Her şeyi bilen, duruma hakim tavrıyla, sırtını dayadığı AKP iktidarından güç alarak, AKP’yi eleştirmeleri nedeniyle, saldırmadığı kişi ve kurum yok.
Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca-Türkçe Sözlüğünde “mülevves” kelimesinin karşılığında, “kirli, pis, düzensiz, karışık” yazıyor. İşte, tam bu anlama gelecek bir tip.
İktidarın kendisine verdiği olanakları iyi kullanıyor. Üstünden başından, oturduğu eve kadar, hayatı değişiyor.
İktidarı savunmanın hakkını veriyor. Üstlendiği son görev, CHP kurultayı  üzerinden bizlere çamur atmak. Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP yükselişe geçiyor. Bunu gözlemlemek, ona göre, suç. Ama, kendisinin AKP ve Cumhurbaşkanı için kaleme aldığı destanlar normal.
İnsan bir kere “mülevves” olmaya görsün, depreşen aşağılık kompleksi harekete geçmeye her zaman hazır. Teori üstadı geçiniyor, ama teorilerin gerçekle ilgisi yok. Komplodan bol ne var? Atış serbest.
Kim bu adam ya da adamlar? Bakın çevrenize, açın yandaş TV’leri ve yandaş gazeteleri, pek çok örneği var.

Neden ayağa kalktım ama alkışlamadım

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı seçilmesi yandaş medyayı müthiş rahatsız ediyor.
Sekiz yıllık iktidar sonrasında, yandaş medya AKP iktidarının tehlikeye düştüğünü görüyor. AKP’ye artık bir alternatif doğduğunun onlar da farkında. O nedenle, CHP kurultayı yazıları onları rahatsız ediyor. Saldırıya geçiyorlar.
Bu arada yalanlar eksik değil. Hele bir, iki gazetede yalan üzerine kurgulu bir haber alçaklığın daniskası. Aralarında benim de bulunduğum bir gazeteci grubu, kurultayda Kılıçdaroğlu salona girdiğinde ayağa kalkmış, onu alkışlamış.
Yandaş medyadan biri de, bu habere dayanarak beni ve arkadaşlarımı arıyor, “neden alkışladınız” diye soruyor. Neresinden tutacaksınız.
Evet, herkes gibi ben de ayağa kalktım. Çünkü, oturduğumuz yerden ne olup bittiğini görmek mümkün değildi. Herkes ayakta olduğu için, Kılıçdaroğlu’nun salona girişi, nasıl karşılandığı, ne olduğunu görmek için, ayağa kalkmak gerekti. Ama, ben onun için değil, Kılıçdaroğlu gelince, ayağa kalkmışım, yuh olsun böyle haberciliğe.
Alkışlamışım, bir daha yuh olsun bu haberciliğe. Gördüğünü değil, yakıştırmaya çalıştığını haber haline getiren yeni yetme muhabirlerin zavallı haline üzülüyorum, Meslek adına üzülüyorum.
O muhabirler yöneticilerin ne istediğini biliyor, ona ayak uydurmaya çabalıyor ve yalanlar böyle üretiliyor. “Muhabir yetiştiriyorum” diyerek, genç beyinleri ilkesiz gazeteciliğe alıştıran o gazetelerin yöneticilerine yuh olsun.
İpsiz sapsız çemkirmelere yanıt vermek benim adetim değil. Ne de olsa, kervan yürüyor. Ama, bunun da bir sınırı var.
İktidar elden gidiyor telaşı, tavan yapıyor. Yalanlarla birlikte.

Erdoğan’ın işi zor

Kılıçdaroğlu kurultay konuşmasının önemli bölümünü işsizlik ve yoksulluğa ayırıyor. İyi prim yapıyor.
Bu sözlerin mürekkebi kurumadan, ertesi gün Başbakan Erdoğan partisinin il başkanları toplantısında, işsizlik oranının bir, iki ay içinde yüzde 10’a düşeceğini söylüyor. Durumun farkında.
Bir hesaba göre, iki ayda bir milyon kişiye iş bulacak. Umarım, bulur.
İşte, muhalefetin gücü bu. Ana muhalefetin yeni lideri en temel sorunlardan birini dile getiriyor, ertesi gün iktidarın lideri oraya el atıyor. Ne de olsa, pabuç pahalı.
Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu ile işi kolay değil.

X