"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Bunlar siyasi değil polisiye bir olaydır

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a CHP’ye karşı yükselen muhalefeti sordum.<br><br>Yani Hikmet Çetin’in, Mustafa Sarıgül’ün "Siyaseti bırak" diye başlayan ağır eleştirilerini.

Celal Doğan’ın "CHP plaj partisi oldu" sözlerini.

Deniz Bey aslında bu konuda çok fazla konuşmak istemiyor.

Öğrendiğim kadarıyla TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere çok sayıda kişi Baykal’a gidip, "Sakın bırakmayın" demişler.../images/100/0x0/55eac4e3f018fbb8f895862d

Baykal, CHP’nin önündeki küçük çaplı gösterileri de kapsayan çok keskin bir cevap veriyor:

"Bunlar siyasi değil, polisiye olaylar."

Yani?

"Yani güvenlik kuvvetlerinin görev sahasına giriyor."

Evet, Baykal’ın muhaliflere cevabı bu...

Sorularda biraz ısrar edince de şu son cümle geliyor:

"Bu kadar çok lider eleştiren bir siyasi hareket olur mu? Bakın sağ partilerde seçim kaybeden liderler oluyor. Hemen karşısına geçip ağır eleştiriler mi yapılıyor."

Sınırlarını zorla, çözelim

BU hafta kritik... Cumhurbaşkanlığı için Abdullah Gül adaylığını dolaylı da olsa açıkladı.

Peki, şimdi ne olacak?

Deniz Baykal ve Zeki Sezer’le konuştum. Özet şu:

İkisi de kendilerine danışılmaması halinde oylamaya girmeme yanlısı...

Sezer’in sözü çok net:

"Eğer yine Gül dayatması olursa bunun adı uzlaşma olmaz."

Yani?/images/100/0x0/55eac4e3f018fbb8f895862f

"Bazen Meclis’e girmemek de bir oydur."

Sezer böyle diyor. Baykal’ın ise gelebildiği son nokta şu:

"Sayın Başbakan şu an tatilde. Bir kafasını dinlesin de gelsin. Ve eğer bize isim tebligatına gelecekse bu olmaz."

Soruyorum:

- Peki, uzlaşma ile AKP’nin içinden bir isim olabilir mi?

Hayır, demiyor Baykal, burada kapıyı açık tutuyor ve ekliyor:

"Ben partimin ilkelerini sonuna kadar zorlamaya hazırım. Ama o da partisi içinden gelen dayatmalara karşı dik dursun. Bir uzlaşma ile bu işi çözelim."

Baykal’ın kafasında bir isim var mı?

"Daha Meclis albümüne bile bakmadım" diyor. Ama bana göre mutlaka bir isim var...

Ve bu isim AKP içinden bir isim...

Baykal bu ismi Erdoğan’a söylemek için Başbakan’ın "Birlikte bir isim bulalım" demesini bekliyor.

Peki, Baykal’ın "İlkelerimde sınırlarımı zorlarım" sözü ne anlama geliyor?

Baykal eşi türbanlı olmayan bir AKP’linin adaylığı konusunda uzlaşma arıyor.

Elbette tek ölçü bu değil. Ama sanıyorum kafasındaki bütün ölçülerin anahtarı bu.

Aslında Abdullah Gül uzlaşmayla ilgili CHP’den gelecek bütün uyarıları bir cümleyle ortadan kaldırdı.

Yaptığı basın toplantısında "Millet uzlaşmanın adresini gösterdi" dedi.

Bu açıkça Gül’ün adaylığını açıklamasıdır. Ve doğrudan AKP’nin uzlaşma senaryolarının bitmesidir.

Bu açıdan bakınca Tayyip Erdoğan’ın da yapabileceği fazla bir şey yok.

Erken seçim Abdullah Gül’ün adaylığına karşı gelişen "anayasal ve kurumsal" muhalefet nedeniyle yapıldı.

Seçim oldu. Bu seçim bir anlamda Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığının oylanmasıydı.

Sonuç ortada.

Bu sonuçla MHP’nin oylamalara katılacağı haberi birleşince Erdoğan’ın "sınırlarını zorlama" gereği ortadan kalkıyor.

Çünkü, hem Meclis’in içinde hem de dışında gerekli çoğunluk sağlanmış durumda...

Emekli komutanlar artık konuşmamalı

EMEKLİ paşaların sürekli olarak özellikle siyasi sonuçları olabilecek sert açıklamalar yapması artık çok ciddi bir noktaya geldi.

Benim bildiğim askerlik üniformadan ibaret bir iş değil.

Yani üniforma çıkınca da askeri anlayış ve hiyerarşi kendi içinde devam ediyor. Örneğin orduevlerinde emekli komutanları gören alt rütbeli subaylar yine ayağa kalkıyor, selam veriyor, saygıda kusur etmiyorlar.

Bir ölçüde üniformasız da olsa komutanlığın "moral apoleti" devam ediyor.

İşte bu nedenle emekli komutanların konuşmaları TSK içinde değişik yankılar yaratabiliyor.

Son örnek Edip Başer’in sözleridir.

Başer, "Eğer Gül aday olursa asker müdahale edebilir" dedi.

Bu konuda Edip Başer’e Genelkurmay’dan resmi bir uyarı geldiğini sanmıyorum.

Ama şu sorular kulislerde yükselmeye devam ediyor:

- Acaba Edip Başer’e söyletildi mi?

Bana göre bu sorunun cevabı "kesinlikle hayır"dır.

Bu öyle ama Başer’in açtığı yaranın kanamasını durdurmuyor. Askeri sürekli olarak siyasetle bilek güreşi içinde göstermeye çalışan bir anlayış bu kanamanın devam etmesini istiyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ni "milletten kopuk bir kurum" haline getirmeye çalışan bu zihniyet Edip Başer’in son sözleri gibi "pervasız açıklamalarla" kök salıyor.

Bu ve benzeri açıklamalar orduyu küçültüyor. Sıradan, plansız, programsız, disiplinsiz bir kurum haline getiriyor.

Daha da ilginci ordu içindeki hiyerarşik yapıda "gedikler" açıyor.

Bu nedenle emekli paşalar artık susmalı...

Ya da buna bir yöntem getirilmeli.

AKP-MHP’ye özel arabulucu

MHP’nin cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında oylamalara katılacağı haberi önümüzdeki döneme yönelik çok önemli bir gelişmeyi işaret ediyor.

Bu gelişme TBMM’de AKP-MHP arasında yaşanacak yakınlaşmayla ilgili...
/images/100/0x0/55eac4e3f018fbb8f8958631
Olayları siyasi parti kişiliğinden insani ilişkilere, yani milletvekilleri arasındaki ilişkilere çektiğinizde bu durum açıkça ortaya çıkıyor.

Birçok MHP’li vekil, AKP’li vekille aynı şehirde aynı camianın içinden geliyor.

Bu durumda yakınlaşmanın kapısı açılıyor.

Ve tabii bir de araya bazı arabulucular girince...

Benim dikkat ettiğim en önemli arabulucu Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’tir..

Gökçek seçim öncesinde bir AKP-MHP koalisyonu ihtimali için çalışıyordu.

Siyasi köken olarak MHP ile "derin bağları’ olan Gökçek, Meclis’teki birçok kritik oylamada MHP ile AKP arasındaki kişi olacak.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için bunu başlattı bile.

Hükümetten Kuzey Irak çıkışı

SEÇİMDEN güçlü çıkan hükümetin Washington’da yarattığı yankı belli...

Artık, "konumu tartışılan", "gücü ve etkisi seçim sonrasına bırakılmış" bir hükümet yok...

Bu yüzden ABD, Türkiye’ye karşı gösterdiği "koordinatör oyalaması"ndan vazgeçme noktasında...

Görünen şu ki;

Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar iç veya dış kriz çıkmaması için özen gösterilecek.

Ancak seçimler tamamlandıktan sonra Türkiye resmen "Kuzey Irak’taki PKK varlığı için süre" verecek..

Bu öyle göz korkutma gibi değil...

Resmen "dolaylı savaş" işareti sayılabilecek sertlikte olacak.

Irak Başbakanı Maliki’nin yapacağı Ankara ziyaretinde bu işaret açıkça verilecek. Süre dolarsa Türk askeri Kuzey Irak’tadır...

Hesaplar buna göre yapılıyor..

Bu durumda ya çok yakın zamanda bazı üst düzey PKK militanlarının teslimini göreceğiz, ya da...

Ya da harekát...
X