Gündem Haberleri

    Bulaşıcı hastalıkların sonuncusu Euro krizi oldu

    Hürriyet Haber
    03.01.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Bize hep disiplinli ve kurallara uyan tarafıyla örnek gösterilen Avrupa'nın, bu karakteristik özelliğinden biraz sapması, Kıta'da içinden çıkılmaz bir sorunun da tetikleyicisi oldu.

    İŞTE EURO KRİZİNİN 2010’DAKİ SERÜVENİ  

     

     

    Emek KAPLANGİLhurriyet.com.tr

    Tam tahmin ettiğiniz gibi bu senenin en çok konuşulan konularından biri olan ve Google'da dahi en fazla arananlar listesinde ilk sıralarda yer alan 'euro krizi'nden bahsediyorum.

    Bundan iki yıl önce ABD’li yatırım bankası Lehman Brothers’ın batmasıyla başlayan küresel finansal krizin, dolara olan güveni yerle bir edeceği ve euronun da bu durumdan fayda sağlayarak rezerv para birimi olma yolunda önemli mesafe kaydedeceği tahminleri yapılıyordu. Ancak beklenen olmadı ve euro 2009'un sonlarında borç krizinin pençesine yakalandı.

    Euro krizi, amansız bir hastalık gibi yayılırken tedavi sürecinde birlikteliğin sağlanamaması iyileşmeyi geciktiriyor. Tedavinin gecikmesi aynı zamanda, birlik içerisinde farklı ekonomik yapılara sahip üyelerin, yaşanan olumsuzluklar nedeniyle şok dalgaları yaymasına neden oluyor.
    Hal böyle olunca, üye ülkeler arasında daha iç içe geçmiş bir ekonomik yaklaşımın ve mali birliğin sağlanmasına artık zorunluluk gözüyle bakılıyor. Uzmanlar, mali kontrol mekanizmasının gerçekleştirilmemesi durumunda gelecekte benzer sorunların yaşanabileceği ve hatta euronun çökebileceğini savunuyor.

    Euro krizi, 1957'deki Roma Antlaşması'ndan sonra Avrupa'nın birlikteliğini test etmek için verdiği en büyük sınav niteliğinde görülüyor. Bunu en açık şekilde ifade eden ise, "Eğer euro çökerse, Avrupa da çöker" diyen birliğin en güçlü ekonomisi Almanya'nın Başbakanı Angela Merkel oldu.

    Bu birlikteliğin sağlanamaması durumunda gelecekte artık krizini dahi konuşacak bir euroyu bulamama riski bulunuyor.

    BÜYÜK HAYALİN BÜYÜK ADIMI
    Euro diğer taraftan, tam 53 yıldır devam eden ve nihai hedef olarak bütünüyle siyasi ve ekonomik bütünleşmeyi öngören Avrupa projesini canlı tutan şimdiye kadar atılmış en somut adım. Burada yaşanacak bir hayal kırıklığı büyük hedefe olan inancı da önemli ölçüde yok edebilir.

    Bu nedenle birçok ağızdan 'çökecek' değerlendirmesi gelse de Avrupalı devletlerin buna kolay kolay izin vermesi beklenmiyor.

    Olası bir çöküş için, bölgedeki ticarete büyük zarar verebileceği nedeniyle çok riskli değerlendirmesi yapılıyor. Bu yüzden başta Almanya olmak üzere birliğin güçlü üyeleri, üzerlerine binen mali yüke rağmen çöküşten yana değil.

    Bunun aynı zamanda büyük bir prestij kaybı olacağını belirten liderler, sıkı kurallar getirilerek işlerin daha fazla kendi kontrollerinde yürümesi için baskı yapıyor.

    Euronun çökmesine engel olmak için peş peşe önlemler alınmaya çalışılıyor. Ancak olası bir çöküş durumunda bir B planı da ortaya konmuş değil.

    2011'de ise özellikle İspanya ve Portekiz'deki sıkıntıların büyümesi ve birliğin ortak karar mekanizmalarını istendiği ölçüde hayata geçirememesi durumunda Demokles'in Kılıcı’nın euro üzerinde sallanmaya devam etmesi olası görünüyor.

    BORÇLANMA MALİYETLERİ ZİRVEDE
    Bu yil AB liderleri, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Merkez Bankası'nin (ECB) aldıgi önlemlerle piyasaların endişeli bekleyişi kısmen giderilse de diğer sorunlu ülkelerle ilgili kötümser beklentiler, borçlanma maliyetlerini rekor seviyelere çıkardı. Aynı şekilde euro da değer kaybetti.

    Sene başında 1.44'lü seviyelerde bulunan euro/dolar paritesi Haziran başında 1.20'nin altını gördü. Ancak daha sonra ECB'nin desteği ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) parasal genişleme hamlesiyle yeniden yükselişe geçerek 1.40'ı aştı. Şimdi ise 1.30'lu seviyelerde işlem gören euro/dolar paritesinin yılbaşından bu yana kaybı yaklaşık yüzde 8 oldu.

    KEMER SIKMA VE PROTESTOLAR
    Euro krizinin elbette toplumsal yansımaları da oldu. Hem piyasalar hem de AB tarafından gelen baskıyla borç yükü altındaki üyeler ardı ardına kemer sıkma önlemleri açıkladı. Artık, geçen yıllar içerisinde sorumsuzca yapılan harcamalar, finans sektöründeki aşırı kredi genişlemesi ve konut sektöründeki çöküşün açı reçetesini içme zamanı gelmişti.

    Bu ülkelerin vatandaşları kemer sıkma önlemleriyle acıyı en derinden yaşamaya başlarken özellikle iş bulamayan genç nüfusun yaşadığı rahatsızlık büyük çaplı hoşnutsuzluk yarattı. Protestolar bir birini izledi. Yunanistan ile başlayan protesto gösterileri diğer ülkelere de yayıldı.

    Bu yayılma sadece borç yükü fazla ülkelerde değil, özellikle sosyal güvenlik harcamalarını kriz noktasına gelmeden azaltmak isteyen Fransa ve Almanya gibi nispeten daha iyi durumdaki üye ekonomilerde de görüldü.

    BU SEFER İŞİ SIKI TUTTULAR
    Bu dönem, küresel finansal krizin fitilini ateşleyen konut krizini geç fark ettiği ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği için yoğun eleştiri alan kredi derecelendirme kuruluşları içinde çok önemli bir test niteliği taşıyordu. Bu kuruluşlar euro krizi sürecinde işi sıkı tuttu.

    Deyim yerindeyse, zor durumdaki ekonomilerin gözünün yaşına bakmayan derecelendirme kuruluşları, ardı ardına not düşürdü ya da görünümleri negatif izlemeye aldı. Bu da sene sonuna doğru euro endişelerini yeniden gündemin başlıca konularından biri haline getirdi.

    ekaplangil@hurriyet.com.tr 

    http://twitter.com/emekkaplangil

    Küresel ekonominin nabzı EKONET'te atıyor  

            

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı