"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Bugünlerin yarınları var

OLMAZ ya, diyelim oldu...

Bu iktidar gitti, yerine başka bir iktidar geldi.

*

Gelen yeni iktidar...
Polisleri görevden aldığında...
MİT’i iktidarını pekiştirmek için kullanmaya kalktığında...
Savcılara müdahale ettiğinde...
“Dış mihraklar bize komplo kuruyor” dediğinde...
TRT’yi bırakın borazan yapmayı, bando takımı yaptığında...
Vergi cezalarını iş dünyasını dize getirmek için kullandığında...
Denetimden kaçtığında, Sayıştay’ı işlevsiz bıraktığında...
Hayır hasenatı teşvik adı altında ihalelerden kendi vakıflarına pay istediğinde...
En az 7 gazeteyi doğrudan kendine bağladığında...
Falanca tarikat ya da filanca cemaati, “Paralel devlet oldular” gerekçesiyle devletten temizlemeye kalkıştığında...
Yargıyı kontrol altına almaya çalıştığında...
“Kendi ideolojime göre nesiller yetiştireceğim” diyerek eğitim politikalarını darmadağın ettiğinde...
Kimse itiraz edemeyecek.

*

Kimse itiraz edemeyecek, çünkü...
“Bizden önceki yapınca iyiydi de biz yapınca mı kötü” cümlesi, bir kılıç gibi sallanacak tepelerde, tepemizde.

*

Bu iktidarın ve bu iktidarın amansız savunucularının Türkiye’ye verdikleri en büyük zarar budur.

*

Benim açımdan ise durum değişmeyecek:
Ben yine “Onlar yanlış yaptılar diye siz de yanlış yapmak zorunda mısınız” diye yazıp çizerek...
Yeni iktidarın da “düşman belledikleri” arasında yer alacağım.

Ne varsa yine AB’de var

HSYK düzenlemesi için...
Türkiye’nin önemli hukukçuları “Yapmayın” dediler, dinlenmedi.
Barolar “Olmaz böyle şey” dediler, dinlenmedi.
Hukuk profesörleri, “Bu resmen yargıyı iktidara bağlamaktır” dediler, dinlenmedi.
Muhalefet partileri, “Şiddetle itiraz ediyoruz” dediler, dinlenmedi.
HSYK bile “Böyle olmaz” dedi, dinlenmedi.

*

Fakat gelin görün ki...
Avrupa Birliği “Yapmayın” deyince...
HSYK yasası resmen “donduruldu”, beklemeye alındı.

*

Teşekkürler AB kardeş!
Her nerede yaşıyor ve yaşatıyorsan...

Neden dolara da meydan okunmasın ki?

DOLARIN fiyatını milli irade belirlemelidir.
Ey dolar! Sıkıysa parti kur, çık karşıma...
Doların ipleri kimlerin elinde biliyoruz, bu cuma hepsinin kanıtlarını açıklayacağız.
Benim Merkez Banka’m, şu anda dolara karşı istiklal savaşı veriyor.
Ananasçı paralel doların inlerine gireceğiz inlerine...
Pounduna boyun eğmemişiz, dolarına mı diz çökeceğiz?
Piyasayı da Bekir Bozdağ’a bağlıyoruz... Şimdi dolar düşünsün.
Yükselen dolara en güzel cevabı sandık verecek.
Ey dolar! Biraz daha yükselirsen büyükelçini sınır dışı ederim.

TÜSİAD’ın cesur çıkışının perde arkasını açıklıyorum

TÜSİAD Başkanı’nın konuşmasından satır başları:
Devletin güvenlikle ilgili kurumlarının nasıl işlediğini ve nasıl işleyeceğini bilemiyoruz.
İnternete getirilen sınırlamalar özgürlükleri etkileyecek.
HSYK teklifi yeni sorunlara yol açacak.
Vergi ve başka türlü cezalarla şirketler üzerinde baskı uygulanıyor.
İhale yasası onlarca kez değişiyor.
Adil yargılanma hakkından kolayca mahrum edilme sorunu var.
Böyle bir ülkeye yabancı sermayenin gelmesi mümkün değildir.

*

Bir işadamı vergi cezasından, maliyeci zulmünden, azarlanmaktan falan korkmadan nasıl böyle konuşabilir?
Sanırım şundan:
Kaybedecek pek bir şeyi kalmadığını bilmekten...

Türkiye’ye konuşmak Avrupa’ya konuşmak

TÜRKİYE’YE KONUŞURKEN:
“Küresel suikast” denir. “Dış mihrak” denir. “Avrupa’da birileri üçüncü havaalanını kıskandığı için bunlar oldu” denir. “İngiliz’in, Fransız’ın oyunu” denir. “İsrail var bu işin arkasında” denir. “Uluslararası boyutta, yerel taşeronları olan bir operasyon” denir. “Ülkemizin içini karıştıran büyükelçiler” denir. “Almanya bizim Frankfurt’takinden daha büyük havaalanı yapmamızı kıskandı” denir. “Ey Avrupa! Sen bizim içişlerimize ne karışıyorsun” denir.

*

AVRUPA’YA KONUŞURKEN:
“Yargı bağımsızlığına ve erkler ayrılığına riayet edeceğiz, bunun teminatını veriyoruz” denir. “Bizim yolumuz Avrupa Birliği’nin yoludur” denir. “Sizin hiç suçunuz yok ey Avrupalılar, bütün suç Cemaat’in” denir. “Bizde bir Cemaat var, adamlar resmen paralel oldu” denir. “HSYK ile ilgili yaptığımız düzenlemeleri gözden geçireceğiz” denir. “Küresel” denmez. “Dış mihrak” denmez. “Bu işleri Avrupa karıştırıyor” denmez. “CIA” denmez. “İsrail” denmez.

Bir siyasi parti nasıl tutulur

BİR: Partinin en tepesinden gelen emir ve yasakları, en azından birazcık olsun akıl, fikir ve izan penceresinden geçirmeye çalışarak...

*

İKİ: Partinin “tek adamdan ibaretmiş gibi” algılanmasına şiddetle itiraz ederek...

*

ÜÇ: “Lider kültü” yaratılması yerine “idealler bütünü” yaratılmasına çaba göstererek...

*

DÖRT: Emir komuta sistemi yerine ortak aklı talep ederek...

*

BEŞ: Partide “birinci adam ve diğerleri” şeklinde bir yönetim şemasının ortaya çıkmasını engelleyerek...

*

ALTI: Partiye dışarıdan yönelen saldırıları bertaraf etmenin tek ve etkili yolunun parti içi eleştiri mekanizmasını çalıştırmaktan geçtiğini bilerek...

*

YEDİ: Parti çevrelerinde yer alanları “goygoycular” ve “idealistler” olarak tasnif edebilme becerisini sergileyerek...

X