Bugünlere kamyon indirerek geldim

Eren Güler / hurriyet.com.tr
17.10.2008 - 09:32 | Son Güncelleme:

Ode Yalıtım'ın patronu Orhan Turan iş hayatında nasıl yükseldiğini anlattı. <1+>Özel röportaj

Ode Yalıtım'ın patronu Orhan Turan ile yaptığımız röportajın üçüncü ve son bölümü...

I. Bölüm: İngilizler bizden teknolojimizi istiyor

II: Bölüm: 10 kriz gördüm hepsi geçti biz hâla buradayız

- Başka sektöre girmeyi düşünüyor musunuz?
 
Evet düşünüyorum. Enerji ve turizm. Ama yalıtımdaki işleri bitirmeden düşünmüyorum.
 
- Enerjide ne yapacaksınız?

" Enerji ve turizm sektörüne girmeyi düşünüyorum"

Ben 2004'ten biri enerjiyi düşünüyorum. Sonuçta Türkiye için çok önemli bir sektör. Şimdi enerjinin tasarruf kısmı ile ilgileniyorum, önümüzdeki yıllarda da üretimi ile ilgileneceğim.
 
- Turizm?
 
Türkiye'nin geleceği turizm. Sektöre girmek için bir iki çaba da gösterdik ama şu anda duruyoruz. Bizim görevimiz fark yaratmak ve turizmde de özel projeler geliştireceğiz.
 
- Sektörle ilgili herhangi bir tecrübeniz var mı?
 
Hayır yok.
 
- Peki ortaklı olarak mı gireceksiniz?
 

"Yönettikten sonra, turizm, otel, yalıtım, farketmiyor. İş yönetmek..."

Şöyle; ben veya bir başkası, sonuçta farketmiyor, insanları yönetiyoruz, kaynağı yönetiyoruz. Bana başka bir şirketi verin, onu da yönetirim. Yönettikten sonra, turizm, otel, yalıtım, farketmiyor. İş yönetmek...

- İş hayatına nasıl başladınız?

Ben makine mühendisiyim. Yıldız Makine mezunuyum, üzerine de işletme yüksek lisansım var. Üniversiteden sonra önce 1.5 yıl Enka'da çalıştım ve ardından askere gittim. Askerde kontrol mühendisiydim ve yaptığım işle ilgili asıl düşüncem orada oluştu. Baktım, bu işi herkes yapıyorsa ben haydi haydi yaparım diye taahhüt işleri ile başladım.

- Nerede?

İstanbul Laleli'de üç ortak bir büro tuttuk. Taahhüt işi 6-7 yıl sürdü. Ama arada ticarete girdik.

1984'de taahhüt ile başladık, 1986'da ticarete girip yalıtım malzemeleri alıp satmaya başladık, 1988'de ise tamamen yalıtıma odaklandık. İthalata başladık, 1995'e kadar sermaye birikimi gerçekleştirdik ve 95'te de üretime geçtik.

- Yalıtım nereden aklınıza geldi?

" Askerde kontrol mühendisiydim ve yaptığım işle ilgili asıl düşüncem orada oluştu. "

Ben 1988 yılında sektörde bir boşluk olduğunu gördüm. Buradan mesleki formasyonumla fark yaratabileceğimi anladım, bir de rakipleri gördüm, oyunculara baktım...

Bugün nasıl uluslararası firmaların CEO'larını görüp ellerimi ovuşturuyorsam, o zaman da arka sokataki nalburları ve sektördeki yatırımcıları gördüm, bu işi yapabileceğime inandım. Öyle girdim...

- Ailede bu işi yapan var mı?

Hiç alakası yok. Benim babam halıcıydı, kardeşlerim de halıcıydı. Ama aileden gelen bir girişimcilik ruhu olabilir.

- İşe beraber başladığınız ortaklarınız ne durumda?

Onlar okuldan arkadaşlarımdı ve onların da durumları çok iyi. Birisinin çatı fabrikası var, diğerinin de çelik haddehanesi var. Laleli'deki ufacık bir bürodan üç girişimci çıkmış oldu.

- Mevcut duruma bakıp hiç umutsuzluğa kapıldığınız olmuyor mu?

" Siz bugüne bakmayın. Tamam kriz filan ama dünya böyle olmayacak, Türkiye de böyle olmayacak."

Niye kapılayım ki? Var mı öyle bir lüksüm. Hep böyle olmayacak ki. Ben hep pozitif bakarım ama hayalci de değilim. Konuyu biliyorsanız, sektörü biliyorsanız, yönetiyorsanız, boşlukları görüyorsanız niye panikleyeceksiniz? Tamam 100 satıyordun 90 satarsın... Hiç bir zaman 10 olmaz bu. Yaşananları bir düzeltme olarak görüyorum...

Sonuçta siz bugüne bakmayın. Tamam kriz filan ama dünya böyle olmayacak, Türkiye de böyle olmayacak. Geçmişte de böyle olmadı... Ayrıca ciddi firmalar için, vizyonu iyi olan agresif firmalar için böyle günler fırsattır. Mesela biz krizlerden güçlenerek, büyüyerek çıktık. Ben 2001'de de yatırım yapıyordum, şimdi de yatırım yapıyorum...

O zaman yaptığımız yatırımın ölçeği biraz küçüktü, Türkiye'de kriz çıktı... Bu sefer biraz büyük, dünyada kriz çıktı... Biz ne zaman yatırım yapsak kriz çıkıyor... (gülüyor). Ben makinayı çalıştırdığım zaman 11 Eylül'dü... 11 Eylül 2001... Düşünün, oralardan geldik biz.

- 2001'e benzer bir kriz olur mu Türkiye'de?

Türkiye'nin 2001 şartlarını tekrar yaşayacağını hiç düşünmüyorum, tahmin bile etmiyorum. Herkes problem olacakmış gibi planlama yapamaz ki. Problem olacaktır, bir düzeltme olacaktır, tekrar düzelecektir. Her problemin olduğunun ertesinde büyüme olur.

- Ne zaman toparlar ekonomi?

/images/100/0x0/55ead357f018fbb8f899200a2009 ilk çeyreğinden itibaren toparlanıp yeniden büyüme trendine gireceğiz. Dünyada likidite yine var. Sadece el değiştiriyor.

Ben yapmazsam, o yapmazsa nasıl olacak bu iş? Kim istihdam yaratacak? Biz başarıya aç bir toplumuz ve başarmak zorundayız. Başka bir şansımız yok. Ben Elazığ'da doğdum, 10 sene köyde yaşadım... Bu sene Monte Calo'da yılın girişimcisi olarak Türkiye'yi temsil ettim ve global marka yaratacağım diyorum. Bunlar kolay şeyler değil.

Ama ben bunların bedelini de ödedim, tesadüfen gelmedim. Kamyon indirirerek geldim ben buralara. Babam para verip yapsaydım bellki yönetemeyebilirdim, bilemiyorum... Kendi iç dinamiklerimizle geldik buraya kadar...

- Sıfırdan geldiniz yani..

Sıfır bile değil, ortaklarımdan ayrılırken eksideydim...

Ben genç kuşağa model olmuşum. Onlara umutsuzluğu aşılayabilir miyim? Gidin evinizde oturun mu diyeceğim? Ben onlara bir bedel ödeyerek bir yerlere gelinebileceğini gösterdim ve gösteriyorum.

Ben bu bedeli ödedim. Ne amcam siyasetçiydi, ne babam sanayici ne başkası belediye başkanı ne kamu ile çalışırım ne başkası. Tamamen kendi iç dinamiklerimle büyüyorum. O yüzden gelip İngiliz benden bilgi birikimimi istiyor. Babam bilmem ne olsaydı belki istemezdi. Biz hep kendi göbeğimizi kendimiz kestik. Ülke de zaten böyle yükselir. Kahveye gidip pişpirik oynayarak bu ülkeyi yükseltemeyiz. Bunun tek yolu çalışmaktır...

Ben 19 metrekarelik bir büroda başladım iş hayatına, şimdi sadece benim ofisim 1200 metrekare.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı