"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Bugün rantiyeye ne denecek?

Erdal SAĞLAM

Türkiye ekonomisinin içine girdiği krizde vergi tedbirlerinin katkısı tartışılırken, ‘‘rantiye edebiyatı’’ da yeniden hortladı.

Mali piyasaların vergileme nedeniyle zor durumda kaldığını, varılan mutabakata ters düşülerek geriye dönük vergileme getirmenin haksız olduğunu, hem harcamaları artırıp daha fazla borçlanma gereği çıkartıp hem de bankalara dayak atmaya çalışmanın yanlışlığını, mali piyasaları daraltmanın zarar vereceğini söyleyenler, yeniden ‘‘rantiye’’ oldular.

Buna karşılık ‘‘bunlar vergi ödemek istemiyorlar’’ deyip, mali piyasanın durumu kötü olsa da vergi alınması gerektiğini, bankaların çok kar ettiğini ve bunlardan mutlaka daha fazla vergi alınmasını isteyenler ise ‘‘rantiye düşmanı’’ rütbesini aldılar.

Tavırları ve uygulamaları ile sermayenin sözcüsü olduğu tescillenmiş, işçi-memuru hiç düşünmediği herkesce malum bir bakan bile, çıkıp, ‘‘Ücretli vergisini peşin öderken, bankalar niye ödemeyecekmiş?’’ diyebildi. İnsaf...

Bu politikacıların hepsi aynı. İşlerine geldiği zaman ‘‘rantiyeciliğe karşı bayrak açtık’’ demek için, önünü arkasını düşünmeden, hesapsız işler yapıyorlar. Daha çok da seçim öncesi böyle bir edebiyata sarılıyorlar. Bu hesapsız işlerin zararını her defasında görüyorlar ama yine de yapıyorlar.

Sonuçta da yaptıkları bu hataların faturası yüksek kamu açıkları, yüksek enflasyon olarak halka çıkarılıyor.

Şimdi vergi paketinden önceki faizleri bir hatırlayın. Hani bizim ‘‘Faiz çok hızlı iniyor, dikkat, çıkışı da bu kadar hızlı olur’’ dediğimiz zaman yine karamsar ve kara gözlüklü olmuştuk ya... İşte o dönemlerde faizler yüzde 70'e kadar inmişti.

Dünkü ihalede bileşik stopajlı faizler yüzde 156 oldu. Stopajı bırakın, faizler ikiye katlandı. Şimdi bu faizi yükseltenler ‘rantiyeciler’ mi?

Bakalım Başbakan ve piyasalarla inatlaşıp gerekli önlemleri almayarak faizlerin bu kadar yükselten bakanlar, bugün Bankalar Birliği Toplantısı'nda ‘‘rantiyeci’’ olarak gördükleri, bankalara ne diyecekler?

Hazine bizce dün başarılı bir ihale yaptı. Hiç bir politikacı bu ihalenin başarısı konusunda çıkıp da kendine pay çıkarmaya çalışmasın. Bu tümüyle ekonomi teknisyenlerinin becerdiği bir iştir. Eğer o politikacılara kalsaydı, bu faizler daha da yükselir, ondan da önemlisi ihaleye teklif atan bu kadar olmazdı. İşte o zaman felaket olurdu...

PİYASA LAFI EDENLERE BAKIN

Şimdi Hazine ihalesi geçildi, Eylül ve Ekim ayları rahatlatıldı ama faizler belli ki bir süre daha yüksek kalacak.

Bu yüksek faizlerin faturasını, kimsenin endişesi olmasın, faizleri inatla bu kadar yükselten bakanlar ödemeyecek, yine halk ödeyecek.

Yükselen faiz oranı nedeniyle 1999 yılı bütçesinde daha fazla faiz ödemesi yapılacak, ücretlinin maaşına, yatırımlara daha az pay kalacak.

Baktığınız zaman iktidara gelen politikacıların hepsinin aynı olduğunu görüyorsunuz. Hiçbirinin piyasayı içlerine sindiremediğini, piyasayı sadece işlerine geldiği zaman kullanılacak bir araç görüp övdüklerini, başları sıkıştığında piyasayı hemen reddettiklerini görüyorsunuz.

Piyasayı bu şekilde görenler, hiç bir zaman kendilerine liberal diyemezler. Bu da, sadece ekonomik özgürlük anlamında değil, siyasi özgürlükler anlamında da bunların hiçbirinden umut olmadığı anlamına gelir.

Sadece mevcut bakanlar; başbakan için söylemiyoruz.

Geçtiğimiz dönemde bunlardan daha da fazla piyasayı katledenlerin, şimdi ‘‘piyasa lafı’’ ettiklerini duymak insanın tüylerini ürpertiyor. Yine de açık veriyorlar ve piyasayı savunurmuş gibi görünürken, örneğin İMKB'yi ziyarette ‘‘Şu zamandan beri borsanın şu kadar kaybı var, seçimden sonra bu zararı telafi edeceğiz’’ gibi abuk subuk laflar edebiliyorlar.

İktidara geldiklerinde her anlamda polis devleti kurmaya çalışan bu kadronun bir üyesi, her zaman olduğu gibi patronunun ağzıyla konuşup, ‘‘Hükümetin piyasayla inatlaştığını’’ söyleyebiliyor ve daha ileri gidip Maliye Bakanını istifaya çağırıyor. İnsaf, diyene bakın...













X