Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bugün çok önemli bir gün!

Cüneyt ÜLSEVER

Küskünler ve Fazilet'in bugün Meclis'i toplayacağı hemen hemen belli oldu. Hal böyle iken millet olarak bugünü turnusol káğıdı niyetine kullanabiliriz. 13 Mart ve sonrası, 18 Nisan'a giden süreçte, kararsızların karar verebilmeleri, kararlıların da kararlarını gözden geçirmeleri için önemli bir fırsat.

Benim bugünü turnosol káğıdı olarak kullanırken kafamdaki mihenk taşı siyasilerin ve özellikle liderlerin ortaya koyacakları devlet adamlığı sorumluluğu.

Ölçümü ise iki ana noktada ve ikincil göreceğim iki meselede kullanacağım: 1) DGM'lerin askeri statüden arındırılması, 2)Pişmanlık yasası. Meclis 312. madde gudubetini de değiştirebilir ve Bankalar Kanunu'nu da düzeltebilir, ama şu anda bu konuları öncül şart olarak görmüyorum.

Turnosol káğıdının tersten işleyeceği nokta ise tabii ki seçimlerin ertelenmesi ve ona bağlı gelişmeler olacaktır.

Liderler sultası sorunu ve siyasal partiler kanunu ister istemez seçimlerin ertelenme şartına bağlanacağı için bu konulara bugünkü konjonktürde dokunmak dahi istemiyorum.

Böyle bir irdeleme modeli çerçevesinde taraflar açısından sınanacak konular ise, kişisel görüşüme göre şunlar:

1) Küskünler açısından yukarıda bahsi geçen 2 ana, 2 ikincil konu dışında gösterecekleri ısrar, netice alsınlar veya alamasınlar, onları tarihe küskünler olarak değil, başka bir adla, çıkarcılar olarak gömecektir.

Seçimlerin ertelenmesi, hükümetin düşürülmesi vb. konulara tevessül ettikleri anda bu pafta suratlarına yapışacaktır.

Aksi halde ise benim gibi onlara baştan tepki göstermiş herkes bu milletvekillerine birer özür borçlu olacaklardır. Hatta kendim adıma ‘‘Daha önceleri neredeydiniz?’’ diye sormayacağımı taahhüt ediyorum.

2) Faziletliler ise bugün Meclis'in toplanmasına katkıda bulundukları andan itibaren haklarındaki rüştünü ispat edememiş parti zannını iyice güçlendireceklerdir.

Hele hele benim birincil addettiğim konularda ısrarcı olmazlar ve doğrudan diğer maddelere yönelirler ise kamusal çıkarları gözetmekten aciz bir konuma geleceklerdir.

312. maddeyi ve Erbakan'ın yasağını seçimlerin ertelenmesi pazarlığına açık tuttukları andan itibaren de sadece siyasi rüştleri değil, demokratlıkları sorgulanacaktır.

28 Şubat'ın en fazla gadrine uğramış bir geleneğin bu sürecin uzamasına göz yumması, sadece siyasi intihar olur! Başka bir işe de yaramaz.

3) Hükümet de veri koşullar altında devlet sorumluluğu sınavından geçecektir. Bugün küskünlere ‘‘sivil darbeci’’ diyen Bülent Ecevit, zamanında motel köşelerinde yaptığı pazarlıklar ile hükümet kurduğunu, 1995'te de kendisine güvenmediği bir dönemde, seçimlerin ertelenmesi için Anayasa Mahkemesi'nden medet umduğunu unutmadan hareket etmek zorundadır.

‘‘Tencere dibin kara, seninki benden kara’’ sözlerini aklından çıkarmadan Sayın Ecevit, Apo'nun yakalanmasından sonra Meclis'i, ortaklarını zorlayarak toparlayamamanın aczini de ancak bugün alacağı tavırla örtebilir.

Kendi iradesi dışında toplanacak Meclis'in meramını anlamadan onu kapamaya uğraşması, kendisini devlet adamı değil, basit bir politikacı haline getirir.

Apo'nun yakalanışını kendi hanesine yazma telaşına düşmüş bir liderin siyasi çıkar peşinde olduğunu, zaten devletin AİHM'ye verdiği rapor ‘‘biz Apo'yu Kenya yetkililerinden hazır teslim aldık!’’ mealli ifadeleri gözler önüne seriyor. Bari Ecevit şimdi katkıda bulunsun!

Bugün önemli bir gün; takke düşsün, keller ve sırma saçlılar belli olsun.



X