"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Budur! Kimse yaşam tarzına müdahale istemiyor!

Ey bu ülkenin insanları! Ey bu ülkenin kalbini sevdiğim “çapulcuları”!

Şimdi duygularla değil, akılla hareket etmenin zamanı.
Akılla direnmenin zamanı...
Ama siz...
Hepiniz...
Müthiş bir sınav verdiniz!

HEPİNİZ MÜTHİŞSİNİZ

Yaşam tarzlarını dibine kadar savunanlar...
Hükümetin ve Başbakan’ın“Biz yaptık, oldu!” tavrına karşı çıkanlar...
Plastik mermiye, copa, sopaya ve gaza rağmen sokağa koşanlar...
Bu ülkenin, bir dolu şehrinin meydanlarını 5 gündür doldurup taşıranlar...
“Özgürlük” için slogan atanlar...
Zulme karşı tek yürek olanlar...
Birbirlerini kucakta hastaneye taşıyanlar...
Gazdan kaçanlara evlerini açanlar...
Yaşanan haksızlığa karşı vazgeçmeyenler, sonuna kadar direnenler...
Daha önce düşmanken, dost olanlar...
Çoluğuyla çocuğuyla evlerinden direnişe katılanlar...
Balkonlarından tencere tava çalanlar...
Hepiniz müthişsiniz!

KALP GÖZÜ KAPALI OLANLAR DUYUN...

11 yılın birikimi bu...
Yanlış ve baskıcı politikaların sonucu bu.
Artık geri dönüşü de yok.
Görmemek için taraf olmak lazım.
Hissetmemek, fark etmemek için “kalp gözü”nün kapalı olması lazım.
Bu tepki ideolojik filan değil.
12 Eylül öncesi gibi değil.
Bu, partiler üstü organize olmayan, örgütlü olmayan bir “halk tepkisi”.
Esas olarak da, siyasetle ilgilisi olmadığı için apolitiklikle suçladığımız, ciddiye bile almadığımız gençlerinin hareketi.
Onlar başlattı, gaz saldırıları yüzünden, dalga dalga toplumun bütün katmanlarına yayıldı.
Evet o kalabalıklarda her çeşit insan vardı.
Ama başı, gençlik çekiyordu.
Ve ben bu ülke için umutlandım.
Bu satırları bir gazeteci olarak değil, bu ülkede çocuk yetiştiren bir anne olarak yazıyorum.
Çünkü benim de kızımın nasıl bir ülkede yetişeceğine dair endişelerim vardı.

HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

Kadınlara yönelik politikalardan ciddi şikâyetlerim vardı. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyorum.
Her şeye isyan bu...
Yanlış kadın politikalarına, kürtaj yasaklarına, yüzde 50’nin edepsiz ve ahlaksızlıkla suçlanmasına, içki sınırlamasına, alkol içenlerin alkolik olarak damgalanmasına, 1 Mayıs kutlanmalarının yasaklanmasına, cumhuriyet değerlerini silebilme gayretlerine, Atatürk’e yapılan saygısızlığa, Emek Sineması’nın yıkılmasına, hoyratlığa, kabadayılığa, daha bir sürü şeye...
Evet, bundan sonra her an, her şey olabilir.
O yüzden de sağduyu zamanı...
Dolduruşa gelmeme zamanı...
Provokasyona teslim olmama zamanı... Sürekli kendime sağduyulu olmayı telkin ediyorum.
Siz de öyle yapın.
Bir nehir gibi önünüzden akan görüntüleri, onbinlerce tweet’i, haberi, beyanatı, açıklamayı doğru analiz edin, doğru değerlendirin.
Unutmayın, zaman, duygulara kulak verip, onlara yenilmeden, dolduruşa gelmeden, akılla davranmanın zamanı...

Bir özür, bir empati ifadesi durumu yumuşatabilirdi ama Başbakan geri adım atmadı

O kadar bilgi kirliliği var ki...
Geriye saralım:
Gezi Parkı’na AVM yapılacağını insanlar bir yerlerinden uydurmadılar.
Tartışmalar sürerken Başbakan çıktı, “Biz karar verdik, oraya Topçu Kışlası ve AVM yapacağız” dedi.
Bu cümle üzerine dozerler girip, ağaçları kesmeye başlayınca, insanlar ifade özgürlüklerini kullanmak ve protesto ettiklerini göstermek için o parka koştular.
Çadırlar kurdular, kitaplar okudular.
Başlangıçta her şey son derece masumdu...

EYLEMLERİ  POLİS BAŞLATTI

Sabaha karşı gaz bombaları attı, çadırları yaktı polis.
İnsanlara orantısız güç uyguladı.
Mağdur insanların yanına koşan diğer insanlarla büyüdü.
Ve o andan itibaren de eylemleri polis başlattı gaz bombalarıyla.
Tırmanarak da bu noktaya geldi.
Haa araya giren provokatörler olmadı mı?
Oldu.
Ama onların büyük çoğunluğu da, Twitter fotoğraflarıyla tespit edildiği gibi sivil polisti.

EKRANA ÇIKTI AYAR VERDİ

Cumhurbaşkanı’nın uyarısından sonra olayların durdurulması, sakinleşmesi için hâlâ şans vardı.
Ama Başbakan ne yaptı?
Çıktı televizyondan yine ayar verdi.
Sesi makuldü ama açıklamaları değil.
Hiçbir fikrinden gram taviz vermedi, geri adım atmadı.
Oysa krizi yönetebilirdi.
Yapmadı.
Halkı için üzüldüğünü söyleyebilirdi, söylemedi.
Sonra Teke Tek’e çıkacağını öğrendik.
O da bir fırsattı.
Bir özür, bir yumuşama, bir empati ifadesi...
Hayır, yine geri adım atmadı.
En talihsizi de bu oldu.
Başbakan gaz sıkan ve halka zulüm eden polise bir şey söylemedi, hatta polisi korudu.
Meydanlarda olan binlerce insana, “çapulcu” dedi bıraktı.
Halkının itirazını yine kale almadı.

HEP O KÜÇÜMSEYEN AŞAĞILAYAN TAVIR

“AKM’yi yıkacağız” dedi. “Şehir müzesi yapacağız dedi, opera yapacağız” dedi.
Hep küçümseyen, aşağılayan, “Siz ne düşünürseniz düşünün, ben yoluma devam edeceğim” diyen tavır.
Bir tek Allah’ın kulu bile yok mu çevresinde, bu tarz konuşmasının olayları daha da tırmandıracağını söyleyen?
Yok demek ki...
“Twitter başımızdaki bela” dedi.
Başbakan’ın anlamadığı, o bela dediği, artık bu çağın gerçeği.
Bu 5 günlük direnişte, Twitter’ın iyi yanlarını da kötü yanlarını da gördük.
Evet, kontrolsüz bir güç olabiliyor, doğru olmayan şeyler de yayılabiliyor.
Ama sevabı günahından fazla.
Esas olarak “sosyal medya” sayesinde gerçekleşti her şey.
Gerilemesi imkânsız, daha da ileri gidecek.
Mısır’da, Tunus’ta, Libya’da fevkalade bir mekanizmaydı; Türkiye’ye gelince, kendisine karşı olduğu için mi “tu ka ka” oluyor?
Çünkü Başbakan her şeyi kendine yontuyor...

ALKOLİKSİN, MARJİNALSİN ÇAPULCUSUN!

Başbakan, yargının nasıl karar vermesi gerektiğine kendi karar verecek...
Kimin kaç çocuk yaptığına, yapacağına kendisi karar verecek... Kürtajın kaldırılmasına o karar verecek...
Köprünün yapılıp yapılmayacağına, nerede ne zaman yapılacağına... İnsanların nerede nasıl davranması gerektiğine...
Gezi Parkı’nın kaderine...
Hatta kimin ne içeceğine...
Haaaa sen bunlara katılmıyor, başka bir şey istiyorsan...  Ayyaşsın, alkoliksin, marjinalsin, çapulcusun! E o zaman da, bütün “çapulcular” meydanlara doluyor!
Bugün gazeteci değil, “çapulcu bir anneyim”. İzninizle gidiyorum...

HAMİŞ: Ben şimdi içimden geldiği gibi davranıp, bu yazıyı bitirdikten sonra Taksim’e gide-ceğim...

 

X