Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Bu yönetim kurulunda siz olsaydınız

    Hürriyet Haber
    27.11.2001 - 00:00 | Son Güncelleme: 27.11.2001 - 00:01

    AŞAĞIDA anlatacağım olay geçtiğimiz hafta Türkiye'nin önemli şirketlerinden birinin yönetim kurulunda geçiyor.Olayı anlatan da, bu sahneye tanık olan bir yabancı yatırımcı.Şirketin önünde bir yatırım projesi var.ÜÇ KUŞAK TARTIŞIYORYabancı yatırımcı da bu projeye destek verip vermeyeceğini araştırıyor.Masanın etrafında şirketin üç kuşaktan sahipleri oturuyor.Kurucu ‘‘Büyükbaba’’, yani ilk jenerasyon.Şirketi büyüten ‘‘Baba’’... İkinci jenerasyon.Ve Amerika'da okuyup gelen üçüncü jenerasyon ‘‘Oğul’’...Ailenin üç kuşak temsilcileri yabancı yatırımcının önünde ilginç bir stratejik tartışmaya giriyor.Bu tartışmada ‘‘Büyükbaba’’ ile ‘‘Torun’’ bir tarafta, baba bir tarafta yer alıyor.Tarafların pozisyonları ise şöyle belirleniyor.Üçüncü neslin temsilcisi genç çocuk, ‘‘Bu yatırıma mutlaka girelim’’ diyor.‘‘Krizin bir fırsat olduğunu’’ savunuyor.Büyükbaba da yatırımın hemen yapılmasından yana.Ama onun gerekçesi farklı.‘‘Ben bu şirketi kurduğum günden beri Türkiye ne krizler, ne badireler atlattı. Bunu da atlatır’’ diyor.Ve başlıyor saymaya.Servet vergisi, askeri müdahaleler, Kıbrıs olayları, çeşitli devalüasyonlar, 1970'lerin terörlü günleri, 1994 krizi vs.Ancak iki kuşağın arasında kalan ‘‘Baba’’nın tutumu taban tabana zıt.‘‘Kesinlikle bu yatırımı yapmayalım’’ diyor. Onun gerekçesi de şöyle:‘‘Bu kriz çok ağır. Türkiye tarihinin tanık olduğu en ağır kriz. O nedenle böyle bir dönemde risk altına girmek delilik olur.’’Demek ki, cepheler şöyle oluşuyor:‘‘En tecrübeli’’ ile ‘‘hiç tecrübesiz’’, risk almaktan yana.Öteki ise riskten korkuyor.En tecrübeli ile hiç tecrübesizi ülkenin geleceğine güveniyor.Yaşı ellilerde olan ve daha az tarihi tecrübeye sahip olan baba ise güvenmiyor.Sizce bu durumda kazanan görüş hangisi olmuştur? HANGİSİ KAZANDIBen size yukarda anlattığım yönetim kurulundan çıkan kararı söyleyeyim.Büyükbaba ile torunun görüşü ağır basmış.Bu şirket bu ortamda yatırım yapmaya karar verdi.Bence de doğru olanı yaptı.Anlattığım bu stratejik tartışma, aslında Türkiye'nin bugün yaşadığı krizin önemli bir boyutunu da çok güzel açıklıyor.Bunun adı, ‘‘Ertelenen yatırımlar’’ ve ‘‘Ertelenen talepler’’...Yani para, dolaşıma çıkamıyor. Çıkması için de gerekçenin çok cazip olması gerekiyor.Mesela son iki hafta sonunda tanık olduğumuz indirimli satışlar gibi.Alışveriş canlanıyor. Şimdi iş yatırımların da canlanmasına kalıyor.Kısaca ortadaki baba gibi değil, bir üstteki büyükbaba ve bir alttaki tecrübesiz torun gibi davranmak gerekiyor.DGM hákimi hákim de, öteki değil miBİR tartışmayı hayretle izliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi, çok yerinde bir kararla ekonomik suçları DGM'lerin kapsamından çıkardı.Böylece terör ve mafya için çıkarılmış bir kanunun, amacından sapması da önlenmiş oldu.Ama şimdi bazı çevreler şu izlenimi yaratmak istiyor.Sanki bu kanun, içerdeki banka suçlularını kurtarmak için değiştirildi.Ne álákası var? Zaten Yargıtay, bu suçların DGM kapsamından çıkarılması yolunda içtihat kararları vermişti.Birkaç dava dışında DGM'lerde banka dosyası da kalmamıştı.Ama evrensel hukuk ile ‘‘kendi şahsi duygularını’’ karıştıran bazı çevreler, ısrarla bunu başka yere çekmeye çalışıyorlar.Bu mantığı anlamıyorum.DGM hákimleri hákim de normal mahkemelerinki değil mi? Bu tartışma olağanüstü olmayan mahkemelerin hákimlerine karşı büyük bir haksızlık, saygısızlık olmuyor mu?Kızdığımız birkaç banka sanığı yüzünden bütün bir hukuk sistemimizi çifte standartlı hale getiriyoruz.Bu yolla oluşturulan kamuoyu baskısı yüzünden, ekonomik suçlar af kapsamına alınmadı.Sonunda katilleri, çocuklara, genç kızlara, kadınlara tecavüz edip sonra öldüren canileri affettik, ama banka suçlarını af kapsamına sokmadık.Yani bütün dünyaya şu mesajı verdik: ‘‘Bizim için insan canı maldan ve paradan kıymetsizdir.’’Şimdi yanlış bir uygulama düzeltiliyor ve biz hálá şahsi kızgınlıklarımızı ve duygularımızı hákim kılmaya çalışıyoruz.Katillere tanınan normal yargılama yollarını, banka suçu sanıklarına çok görüyoruz...Merak etmeyin, bu ülkenin normal mahkemelerinin hákimleri de, en az DGM hákimleri kadar hukuka saygılıdır.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı