Hürriyet Pazar Haberleri

    Bu yerin beni hayata bağlayacağını düşünüyorum

    Hürriyet Haber
    05.08.2017 - 11:53 | Son Güncelleme:

    İstanbul gece hayatı, yeni bir mekâna kavuştu: Ortaköy’deki şık restoran-bar Ruby sessiz sedasız açıldı, kısa zamanda sansasyon yarattı... Başında Reina’nın eski işletmecisi ve ortağı Ali Ünal var. Yılbaşı katliamından yedi ay sonra açtığı Ruby’de Ünal’la buluştuk. Yaşadıklarını ve Mehmet Koçarslan’la ortaklığının neden bittiğini anlattı: “Sokakta görsem ‘merhaba’ bile demem.”

    Bu yerin beni hayata bağlayacağını düşünüyorum

    Karşımızda enfes Boğaz manzarası, muhteşem bir günbatımı; içeride palmiyeler, beyaz masalar, Latin müzikleri... Ali Ünal’ın yeni mekânı Ruby’deyiz. “Açılışa özel bir etkinlik, bir parti yapmadık. Sadece eski müşterilerimize mesaj attık, hepsi bu. Ama çok şükür hep dolu; masa ayarlamakta zorlanıyoruz” diyor. 17 yıllık Reina defteri kapanmış, yeni bir sayfa açılmış. Üstelik kısa zamanda başarıya da ulaşmış. Normalde bu durum, her işletmecinin hayali olsa da, Ali Ünal’ın gözlerinde bir hüznün izleri var. “Ruh halimi ne siz sorun, ne ben söyleyeyim” diyor: “Zaman içinde toparlayacağım diye umuyorum. Çalışmayı çok severim, kendimi işe boğup bu olayın da üstesinden gelmeye çalışıyorum.” Yine de kaçış yok; Reina’dan ve yaşananlardan konuşacağız. 

    Bu yerin beni hayata bağlayacağını düşünüyorum

    Ali Ünal yeni mekânında özellikle deniz ürünlerinde iddialı olduklarını söylüyor. (Fotoğraf: Emre Yunusoğlu)

    Reina katliamından sonra ‘hayatım bir daha aynı olmayacak’ tarzı bir ruh haline kapıldınız mı?

    -Saklayacak değilim; o korkunç bir olaydı. Aklımı kaçırabilirdim. Çok şey yaşadım; üstümden, burnumun ucundan, sırtımdan kurşunlar geçti. İsabet ettiremedi, tutturamadı, Allah bana bir hayat daha verdi. Ama inanın yaşadığıma sevinmiyorum. O gün kapıda düştüm, kalktım, silah sesleri duydum. Ve içeride insanlar ölüyor. Onun muhakemesini yapmak çok güç. “Keşke ben ölseydim” diyorum.

    Geriye dönüp bakınca, aklınızda neler kaldı?

    -Yüzler, bakışlar... Saldırı sırasında sekiz-dokuz saat geçirdim orada. İnsanların yüzleri, bakışları aklımdan çıkmıyor. Uyuyamıyorum. Psikolojisi bambaşka... Cenazelere gittik, ailelerine taziyeye gittik, yaralıları hastanede ziyaret ettik... Neticede biz ev sahibiydik. İnsanlar eğlenmeye gelmişti mekânımıza. O gece üst düzey güvenlik önlemlerini, her türlü önlemi almıştık. Ama bu tip olaylar dünyanın her yerinde oluyor, Amerikan Başkanı bile suikasta uğrayabiliyor. Bu caniler, işin eğitimini alıyor aylarca...

    Bu yerin beni hayata bağlayacağını düşünüyorum

    Ali Ünal’ın ortağı olduğu Reina, Türkiye’nin en ünlü gece kulübü olarak belleğimizdeydi. 31 Aralık 2016’da her şey değişti; Terör saldırısı sonucu 39 kişi mekânda yaşamını kaybetti.

    KORKMADIĞIMI GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIM

    Yeniden bir yer açmak için yedi ay beklediniz. Bu, iyileşme süreci mi?

    -Yeniden yapar mıyım, ondan bile çok emin değildim. Zaman içinde toparlayacağım diye umuyordum sadece... Sonra düşündüm; ben turizmciyim, bildiğim iş bu, yapabileceğim iş bu. Çalışmayı çok severim; kendimi işe boğarak üstesinden gelebilirim diye düşündüm. Bu yerin beni hayata bağlayacağını düşünüyorum. Korkmuyorum, korkmadığımı göstermek için yapıyorum bunu.

    Bu yerin beni hayata bağlayacağını düşünüyorum

    Mekân İstanbulluların bildiği bir yer, yine de çok yeni bir havası da var... Neler bekliyor bizi burada?

    - Ruby’nin özelliği şu: Mekân akşamüstü saatlerinde müşterilerine kapısını açacak.  Akşamüstü barı, daha sonra restoranı, daha sonra da kulübüyle geceye devam edecek.  Yemek konusunda özellikle iddialıyız. Deniz ürünü ağırlıklı Akdeniz mutfağı servis ediyoruz. Salata da yiyebilirsiniz, suşi de, güzel bir balık da... Istakozlu linguine’mizi mutlaka denemelisiniz mesela...

    İstanbul gece hayatını nasıl yorumluyorsunuz?

    -Başımıza gelen korkunç olaydan sonra çok fazla takip edemedim. Ama gece hayatının kalitesinden biraz şüpheliyim. Kalitesizleştiğini, kötüye gittiğini görmek mümkün. Bu durumu şık restoranımızla daha iyi hale getirmek istiyoruz. Çünkü ülkemize gelen yabancılar var ve onların gidebileceği çok alternatif yok. Biraz o açığı kapatmak istiyoruz.

    Bu yerin beni hayata bağlayacağını düşünüyorum

    YUNAN ADALARINDA HER ŞEY DAHA SIRADAN

    Ülkemize gelen turist çehresi geçmiş yıllardan hayli farklı. Reina saldırısının durumda katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?

    -Olay sadece Reina meselesi değil; terör olaylarından sonra insanlar ellerini ayaklarını çektiler İstanbul’dan.  Ben ülkemin güvenli olduğuna inanmasam tekrar bu işe girmezdim. Çünkü ödediğimiz kiralar, büyük paralar. Bunları çıkarmamız için yabancı müşterinin de gelmesi lazım. Yerli müşteriyle dönebilecek bir şey değil bu.  2023 hedeflerinde turizm çok önemli. Bugün dünya jet-set’i dahil herkes gidip Yunan adalarında tatil yapıyor. Bize gelen turist İspanya’ya, Güney Fransa’ya kaydı. Bizim onları süratle geri toplamamız gerekiyor. 

    Yunan adaları, yerli turistlerin de gözdesi...  Gerçekten daha mı güzel oralar?

    -Ben öyle düşünmüyorum. Orada her şey daha sıradan. Arkadaşlarımız geliyor; “Orada yedik içtik, adam başı 70 euro’ya çıktık, ne ucuz.” E sen çarp onu TL’yle kaç eder, 280 TL. Burada da 280 TL’ye gayet güzel bir yemek yiyebilirsin; balığını söylersin, şarabını söylersin, üzerine bir de aperitif içersin. Çok daha şık ve iyi bir servis alırsın. Ki şunu da unutmayın; orada malzeme çok daha ucuz, balık ucuz, alkolde çok vergi yok. Bizde gıda çok pahalı. Bir kilo levrek neredeyse 80 TL. Çünkü denizlerimizde balık kalmadı. Tüm bunlara rağmen, kâr paylarımızı yarı yarıya kısıp iş yapmaya çalışıyoruz. Ve çok daha iyi servis veriyoruz. İstanbul’un gece hayatı hiçbir zaman bitmez. 7/24 yaşayan bir yer. Önemli olan, güvenliği sağlansın...

    Forbes’un ‘kadınların seyahat edebileceği en tehlikeli ülkeler’ listesine girmişiz, dokuzuncu olmuşuz...

    -Ben de duydum da, katılmıyorum. Acaba nerelere gitmişler, onu merak ediyorum. Bence bizim erkeklerimiz, bir mekâna gittiklerinde tanışmak için filan o kadar tacizkâr davranmıyorlar. Türkiye’de kadın kadına eğlence mekânlarına gidiliyor, sorun da yok; bence yanlış o tespit. Benim güvenlikten kastım, sadece terör olayları değil zaten; gündelik yaşamda da sürekli şiddet olayları gündemde. Bir otobüste kavga ediyorlar, birbirlerini yaralıyorlar. Nereden çıkıyor o silahlar? Bana kalırsa kolluk kuvvetleri dışında kimse silah taşımamalı. 

    “İstanbul’un gece hayatı bitmez” diyorsunuz ama mihenk taşı olmuş mekânlar, farklı nedenlerle bir bir kapandı. Şamdan, Reina... Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

    -Doğru; bize de müşterilerimiz diyor, “Eşimle şu mekânda tanışmıştık, doğum günümü şurada kutlamıştım...” İnsanların güzel anıları var, birer birer yitip gidiyor. Sanırım bunun sebebi İstanbul’un inanılmaz büyümesi. Bir de  AVM kültürü oluştu, onların içinde de envai çeşit mekân var. Bunlar da hepimizden müşteri aldı. Üst üste koyarsanız, 100’ün üzerinde restoran var. Gezen insan sayısı hep aynı, artmıyor.  Baktığınızda açılan mekân kadar, kapanan da var İstanbul’da. Para kazanmak çok zorlaştı, onun için harcarken de çok dikkat ediliyor. En büyük arzum, benim işletmemden çıkan birinin “Çok iyi hizmet aldım” demesi. Bunu dedirtirseniz daimi olabilirsiniz. Benim amacım da bu.

    Bu yerin beni hayata bağlayacağını düşünüyorum

    17 YILLIK ORTAĞIM MEHMET KOÇARSLAN, HAKKANİYETSİZ DAVRANDI

    Gece hayatına hükmeden birinin hayatı nasıldır, hep eğlenceli midir?

    -Eğlence satan birinin mutlu olduğuna inanmıyorum. Çünkü gezen kesimin yüzde 50’si, belki 60’ı içki içmeyi bilmiyor. İçki içmenin sarhoş olmak olduğunu zannediyor. Birbirlerine, çevresine zarar veriyor.  Haliyle sürekli tetikte olmanız lazım:  Kim geldi, kim gelecek, bu adam aslında normalde melek gibi biri ama içince canavara dönüşüyor, şimdi ne yapacak? Bu endişeleri hep taşıyorsunuz. 

    Kariyerinizde en mutlu olduğunuz dönem hangisi?

    -En mutlu olduğum dönem, rahmetli Ahmet Çapa ile Park Şamdan’da geçirdiğim günlerdir... Bir baba havasıyla elini sırtıma koydu ve “Ben sana bu işi öğreteceğim oğlum” dedi. Biz yaklaşık üç sene çalıştık. İşimin yüzde 80’ini de ondan öğrendim. En mutlu olduğum günler de, o günlerdi.

    En mutsuz olduğunuz zamanlar?

    -En kâbus dönemim kesinlikle Reina’daki dönemdi.  Mutlu olduğum çok nadir gün vardır orada. Son üç-dört yıl sadece markaya yazık olmasın diye durdum başında zaten. Reina’da 17 yıllık bir emeğim var. Bıraktım, ayrıldım; tüm isim hakkını bırakıp çıktım.

    Çok radikal bir karar; neden?

    -Bizimki dürüst bir ortaklık olmadı. Adil değildi, Mehmet Koçarslan bana hakkaniyetsiz davrandı. Ne olursa olsun, iş ortağıydık. Devam edebilirdi, başka bir şeyler yapabilirdik.  İleride gördüğümde ‘merhaba’ diyebilmek isterim ama şu an için öyle bir durum asla söz konusu değil.

     

     

    Etiketler: Reina saldırısı
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı