« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Bu topraklarda ırkçılık yok

Özel bir organizasyon için İstanbul'da bulunan Amerikan Ulusal Basketbol Ligi'nin (NBA) efsane oyuncularından Kareem Abdul-Jabbar, kendisinin hazırladığı belgeselin özel gösterimine katıldı.

A.A.
SON GÜNCELLEME
Cinebonus Maçka'da gösterimi gerçekleştirilen “On The Shoulders of Giants”ın özel gösterimine katılan Kareem Abdul-Jabbar, belgeseli konusunda “Öncelikle Türkiye'de olmaktan ve belgeselimi Türk basketbolseverlerle paylaşmaktan çok mutluyum” dedi.

“On The Shoulders of Giants” belgeselinin, “The Harlem Rens” olarak da tanınan “Harlem Renaissance Big Five” basketbol takımının hikayesini anlattığını ifade eden efsane isim, şöyle konuştu:

“Hayatınızda ismini duymadığınız en muhteşem basketbol takımıdır. 1939 yılında Amerikan basketbol dünyası ırkçı ayrımcılıktan dolayı parçalanmış durumdaydı. Beyazların oynadığı takımlarla siyahların oynadığı takımların karşılaşması yasaktı. The Harlem Rens takımı ise en iyi siyahi takımdı ve tüm ülkenin şampiyonu olacakları bir fırsat aramaktaydılar. Oyuncular ırkçılıktan ekonomik Büyük Buhran'a kadar sayısız zorlukla mücadele ederler ve herkesi yenerek ilk gerçek Amerikan basketbol takımı olurlar. The Harlem Rens, elde ettiği başarılarla Amerika'da yaşayan siyahiler için her zaman örnek olmuştur ama bugüne kadar bu ilginç hikayenin detaylarıyla geniş kitlelere anlatılma fırsatı hiç sunulmamıştı.”

“ULUSLARARASI KATILIM NBA'Yİ ZEVKLİ HALE GETİRDİ”

Gösterimin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ABD'li oyuncu, uluslararası katılımın NBA'yi zevkli hale getirdiğini dile getirdi.

Şu anda oyuncu alınmayan tek kıtanın Antartika olduğuna dikkati çeken Kareem Abdul-Jabbar, “Uluslararası katılım NBA'yi zevkli bir hale getirdi” dedi.

Kendisi döneminde pivot pozisyonundaki oyuncuların daha önemli olduğunu anlatan başarılı isim, “Teknolojinin sayesinde basketbol biraz daha kolay hale geldi. Eskiden dikişli topla oynanırdı ve kontrolü zordu. Rakip potaya en hızlı gitme şekli pastı. Şimdi ise hücum süresi 24 saniyeye düştü. Bu kural basketbolu hızlandırdı. İnsanların bireysel yeteneklerle potaya gideceği bir durum oluşturdu. Üç sayılık kuralın gelmesiyle oyun biraz daha dışardan oynanmaya başlandı. Ben yüzde 56 ortalama yakalarken, Michael Jordan yüzde 46 ortalama ile bol bol sayı üretti. Benim zamanımda pota altı daha önemliydi. Ancak şu anki kalitenin de NBA severler tarafından kabul gördüğü ortada” diye konuştu.

Türk oyuncuların NBA'de oynamasının hatırlatılması üzerine Kareem Abdul-Jabbar, “NBA'de iyi performans gösteren Mehmet Okur ve Hidayet Türkoğlu gibi 2 oyuncu var. Bu durum bile Türk basketbolunun geldiği noktayı gösteriyor” dedi.

Eski takımı Los Angeles Lakers'ın play-off serisini 4-0 kaybetmesi konusundaki soruyu ise efsane isim, “Lakers bir araya gelip neyi yanlış yaptığını çözecektir” diye yanıtladı.

NBA başkanı olması halinde neyi yapmayı planlayacağı yönündeki soruyu yanıtlayan efsane isim, “NBA'ye giriş yaşını yukarı çekmek ve üniversite mezunu olmayı şart koşardım. Üniversite mezunu olmayan oyuncuyu almazdım. Bu şekilde oyuncular daha olgun ve bilinçli olarak NBA'ye gelirdi” dedi.

BELGESELİ

Belgeseli konusundaki soruları da yanıtlayan Abdul-Jabbar, ABD'nin önemli süreçlerden geçtiğini belirterek, “Görevimizin tamamlandığı anlamına gelmez” dedi.

ABD'nin belirli bölgelerinde hala sorunların olduğunu kaydeden Kareem Abdul-Jabbar, “7 kitabın yazarıyım. Yapamadığım proje 2. Dünya Savaşı sırasında tamamen siyahlardan oluşan ve babamın da mensubu olduğu birliğin başarısını anlatan hikayeyi, filme almak istiyorum” dedi.

Geçmişte ABD'deki siyahilere karşı olumsuz tutum konusunda “Projem hayata geçtiği dönemde sorun bitmişti” diyen Kareem Abdul-Jabbar, günümüzde oynayan oyuncuların bakış açısı konusundaki soruyu ise “Belgesel konusunda basketbol camiasından ve toplumun diğer kesimlerinden olumlu tepkiler aldım. Günümüzün siyahi oyuncuları gelinen sürecin farkında değil. Kapalı bir toplumda, adeta cam fanusta yaşıyorlar. Pek çokları beyaz ve siyah oyuncuların ilk 3 yıl ayrı ayrı oynadığını bilmez. Osmanlı İmparatorluğu döneminde devşirme kültürü vardı. Dünyanın çeşitli yerlerinden insanlar devlet hizmetine girerdi. Kriter başarılı olmalarıydı. Bu köklü geçmiş geldiğim toplumda yoktu. Bu topraklarda ayrımcılık gibi ırkçı bir yaklaşım yok” diye yanıtladı.

MÜSLÜMAN OLMASI

Müslüman olması ve bu yönde zorluk yaşayıp yaşamadığı yönündeki soruları yanıtlayan Kareem Abdul-Jabbar, kendisi gibi müslümanlığı seçen ünlü boksör Muhammed Ali Clay'in işini kolaylaştırdığını dile getirdi.

Başarılı eski oyuncu, Muhammet Ali Clay'in kendisine örnek olduğunu anlatarak, “Kendisi yaşça benden büyük. Müslüman olduğunu resmi olarak deklare etmesi işimi kolaylaştırdı. Bu nedenle herhangi bir zorluk yaşamadım. ABD'liler toplumun sadık bir üyesi olduğumu biliyor. 40 yıldır müslüman olduğumu biliyor. İnsanlar bilmedikleri şeyden korkarlar” diye konuştu.

Bu yönde başına olumsuz bir işin gelip gelmediği yönündeki soru üzerine Abdul-Jabbar, “İki yıl önce benimle aynı isme sahip bir kişi arama listesindeydi. Lakers'ta bu nedenle polis tarafından sorgulandım. Ancak polisler 2.18 metre boyunda ve 100 küsur kilo ağırlındaki birinin aranmayacağını düşündüler. Bu nedenle beni salıverdiler” dedi.

Kareem Abdul-Jabbar, İstanbul'daki programını bu akşam Suada'da katılacağı “Meganeomani inspired by NBA” Partisi ile tamamlayacak.

Bunları da Beğenebilirsiniz