Gündem Haberleri

GÜNDEM

    'Bu topraklarda gözümüz var, kökümüz burada'

    Hürriyet Haber
    25.09.2005 - 18:33 | Son Güncelleme: 25.09.2005 - 18:33

    Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, “Biz Ermenilerin bu topraklarda gözümüz var. Var, çünkü kökümüz burada. Ama merak etmeyin bu toprakları alıp gitmek için değil, bu toprakların gidip dibine girmek için” dedi.

    Dink, Bilgi Üniversitesi Dolapdere Yerleşkesi'nde devam eden ”İmparatorluğun Son Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları” konulu konferansın “Ermenilik Halleri” konulu 9. oturumunda, “Dünyada ve Türkiye'de Ermeni kimliğinin yeni cümleleri” konulu bir konuşma yaptı.

    90 yıldan bu yana Ermeni kimliğinin cümlelerini, Ermenilerin değil, Türkiyelilerin yazdığını kaydeden Dink, “Dünden beri soykırım kelimesi üzerine gidiş gelişler yaşandı. Bu tartışmaya devam edin. Mahsuru yok. Koca bir halk bu tartışmayı nasıl algılıyor? O kaçınmaya çalıştığınız kelimeyi nasıl içselleştirmiştir. Bir Ermeni halkı var, bugün dünyanın dört bir yanına savrulmuş ve bunların kafasında içselleştirilmiş bir kavram, tarih var. Nezaketen adını size söylemeyeyim, ama ne olduğunu anlatayım. Adını sonra siz koyarsınız” diye konuştu.

    Felsefede önemli bir kavram bulunduğunu, her canlının, kendi canlı varlık alanıyla var olduğunu kaydeden Dink, oradan alınıp bir yerlere altın tepsiyle taşınsa bile onun kökünün kesilmiş olacağını söyledi.

    Dink, sözlerini söyle sürdürdü: “3 bin yıldan beri bu topraklarda yaşayan, kültür, uygarlık üreten insanları yaşadıkları topraklardan şu veya bu şekilde, şu veya bu nedenle, şu veya bu sonuçla ölenleri, kalanları, dönenleri her neyse... topraklarından koparıp dünyanın dört bir yanına savurdular. Şimdi bu halkın bugüne akan kuşaklarının ruh halini, 90 yıllık kimliğinin cümlesini eğer bu olay, kökten kesiliş dolduruyorsa bunu yok sayamazsınız. Ama bunun adı şu olsun, bu olmasın diyemezsiniz. Bu algılanmıştır artık, içselleştirilmiştir. Bu genetik koda işlenmiştir. Bunun adı nedir? Hukuk, sosyal bilimler uğraşsın, adı bizim için önemli değil, bizim yaşadığımız bu.”

    Dünden beri Ermenistan'dan gazete ve televizyonlara cevap yetiştirmekten boğazının kuruduğunu anlatan Dink, “Bu merak, Ermeni kimliğinin ruh halini çok net olarak ortaya koyuyor” dedi.
       
    “ÖNEMLİ BİR EŞİK ATLANDI”

      
    Bu konferansın, Türkiyeli bir Ermeni olarak kendisi için çok önemli olduğunu vurgulayan Dink, sözlerini şöyle sürdürdü: “İki tür algılamam var bu konferansla ilgili. Birincisi, bu konferansı Türkiye'nin gerçek anlamda demokratik sürecinin bir parçası sayıyorum. Önemli bir eşik atlandı. İkincisi, Ermeni dünyası açısından da bu konferansı çok çok önemsiyorum. Çünkü böyle bir konferansın Türkiye'de yapılabilmesi, Türkleri halen bıraktıkları noktada algılayan, hala 1915'te algılayan bir diaspora var, 'Türkiye değişmez, Türkler değişmez, onlar bunu kabul etmez, onlar laf anlamaz, onlarda vicdan yok'... Ama bu konferansın yapılması onları, 'Türkiye'de en azından bir şeyler oluyor, ne oluyor?' sorusu, olumlu yönde şaşkına çevirecektir. Türkiye demokratikleşmedikçe Ermeniler iyileşmeyecek.”

    Dink, konuşmasının sonunda tehcir sonrası Sivas'tan Fransa'ya giden, ama sık sık köyünü ziyaret eden ve bu ziyaretleri sırasında köyünde vefat ederek buraya gömülen bir kadının öyküsünü anlattı.

    Dink, “O dönemki Cumhurbaşkanı sayın Demirel, 'Ermenilere 3 çakıl taşı vermeyiz' diye bir laf etmişti. Ben de bu kadının öyküsünü yazmıştım ve demiştim ki; biz Ermenilerin bu topraklarda gözümüz var. Var, çünkü kökümüz burada. Ama merak etmeyin, bu toprakları alıp gitmek için değil, bu toprakların gidip dibine girmek için” diye konuştu.

    Hrant Dink'in konuşması üzerine, bazı konuşmacıların gözyaşlarını tutamadığı görüldü.
      
    DİĞER KONUŞMALAR
     
    Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Dr. Ferhat Kentel de Ermenistan'dan bir sosyologla “karşılıklı algılama” üzerine Ermenistan ve Türkiye'de birlikte 2002-2003 yıllarında yaptıkları anket hakkında bilgi verdi.

    Anketin, Türkiye'de bin 200, Ermenistan'da da bin kişiyle yapıldığını anlatan Kentel, toplumların diğeri hakkındaki bilgisizlik düzeyinin “muhteşem” olduğunu söyledi.

    Ermenistan'daki Türkiye toplumu algısının, Türkiye'den daha olumsuz olduğunu belirten Kentel, her iki tarafta da sorulan sorularda soykırım lafının kullanılmadığını söyledi. Kentel, bilgi eksikliği ve bundan kaynaklanan inşa edilmiş tehdidin korkuya, korkunun da ön yargıların oluşmasına neden olduğunu söyledi. Ferhat Kentel, ”Araştırma gösteriyor ki, Ermenilerle bir gün tekrar konuşabiliriz” dedi.

    Chicago Üniversitesi Doktora Öğrencisi Melissa Bilal de geçmiş hakkında konuşulamadığı için bugünün de konuşulamadığını söyledi.

    Ermeniliğin kimliğini, yersizleştirme ve kayıp hissinin oluşturduğunu savunan Bilal, “Türkiye'de birbirimizi anlayabilmek için siyasete hislerimizi sokmamız gerekiyor” dedi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı