Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu taş, kuyudan zor çıkar

Oktay EKŞİ

Şimdi mesele, ortadaki ölüyü kimin kaldıracağına ya da taşı kuyudan kimin çıkaracağına geldi dayandı:

Başbakan Mesut Yılmaz kendisi açısından, milletvekili seçimleriyle yerel seçimlerin birlikte ve 18 Nisan 1999 tarihinde yapılmasının arzu edilir bir şey olmadığını söylüyor.

Aynı görüşü Başbakan Yardımcısı DSP Lideri Bülent Ecevit de benimsiyor, tekrarlıyor.

Ve ikisi de seçimlerle ilgili bu kararın alınmasının tüm sorumluluğunun CHP lideri Deniz Baykal'a ait olduğunda ısrarlılar.

Kısaca CHP lideri Baykal kendi dayatmasıyla alınan kararın değiştirilmesi için bir öneri üretmedikçe, ellerini kımıldatmayacaklarını, seçim 18 Nisan'da yapılacakmış gibi hareket edeceklerini tereddüde yer bırakmayacak bir açıklıkla ortaya koyuyorlar.

Demokrat Türkiye Partisi lideri Hüsamettin Cindoruk'un önce ‘‘evet’’ dediği, sonra ‘‘Ama yanlış yapıldı’’ diyerek değiştirmeye çalıştığı seçim kararı böylece herkesin elini ayağını bağlamış oluyor.

Ötekileri saymayın. Yani Fazilet ve Doğru Yol partileri bu açıdan önemli değil. Çünkü kendi oylarıyla kararı ne değiştirebilirler ne de başka bir karar alınca karşı çıkabilirler.

Bu durumda gösterge dönüyor, dolaşıyor Deniz Baykal'ın yani CHP liderinin karşısında duruyor. O nedenle Deniz Baykal, ya ‘‘galiba bir yanlış hesap yapmışız’’ diyerek virajı almaya ve yeni bir kulvara girmeye çalışacak, ya da içinde bulunduğu kulvar kendisini hangi noktaya götürürse, ona razı olacak.

Dikkat ederseniz ‘‘CHP’’ değil, sadece Deniz Baykal diyoruz. Çünkü bu ‘‘erken seçim’’ kararının tarihi dahil her şeyi ile ilgili sorumluluk partisinin yetkili organlarına değil, doğruca Baykal'a ait. Bir başka deyişle bu kararı, örneğin CHP'nin ‘‘Parti Meclisi’’ veya ‘‘Meclis Grubu’’ almadı. Bu organlar Baykal'a, ‘‘yetki’’ verdi. O da aldığı yetkiyi bu yönde kullandı.

O yüzden Mesut Yılmaz'ın ‘‘Bizim tavrımızda bir değişiklik söz konusu değil. Çünkü kuyuya bu taşı biz atmadık. Taşı kim attıysa o çıkarsın’’ mantığıyla konuşması ve ‘‘Biz bu konuda bir öneri getirmeyeceğiz ama CHP getirirse değerlendiririz’’ demesi, doğrudur.

Uzun lafın kısası, görülüyor ki seçimler 18 Nisan 1999 tarihinde yapılacak. Ve maalesef Baykal'ın Frenkçe'den aktarma özlemi, yani Türkiye'ye ‘‘düşük profilli (düşük çoraplı der gibi, değil mi?) hükümet’’ ile bir süre vakit kaybettirme projesi devreye girecek.

Samimi söylemek gerekirse gönlümüz hiç de istemiyor ama korkarız ki en sonunda en çok Deniz Baykal pişmanlık duyacak.

Ehh... Ne yapalım: Hep başkalarına söylecek değiliz ya... Aynı sözü Baykal için de tekrarlayalım: Kendi düşen ağlamazmış.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI