"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Bu soruya bir cevabınız var mı?

BU coğrafyada Türklük bir zenginlik değil midir?

Kürtlük bir değer midir?

Bu ortak tarihte...

Ermenilik, Çerkezlik, Lazlık, Zazalık, Araplık, Sünnilik, Alevilik, Hristiyanlık bir zenginlik değil midir?

Bu ortak coğrafyada ve bu benzer takvimde...

Farklı inançlar, aykırı düşünceler, öteki renkler, değişik sesler bir güç değil midir?

Peki o zaman neden birisi ötekini...

Kendisi için bir zaaf noktası olarak görür?

Neden birisi diğeri için tehdittir?

Neden diğeri ötekini...

Hissedilecek bir kalp değil de, bükülecek bir bilek gibi görür?

Neden öteki diğerini yanında değil de karşısında bulur?

Neden “bana göre” sözü diğeri için bir küfür olur?

Neden “tamam ama” diye başlayan sözlerin adı diğeri için “suç” kabul edilir?

Neden “ben senden farklıyım” demek, öteki için “bozguncu bir kırbaç” halini alır.

Neden aynı olmayı “devlet” kabul ederiz de...

Farklı olmayı “isyan” diye suçlarız?

Neden aynı kalbi farklı bir dille anlatmayı düşmanca buluruz?

Neden yaşadığımız bu dünyayı, üzerinde yürüdüğümüz bu toprakları kamplardan oluşan bir “suç atlası”na dönüştürüp...
özgür zihnimize mahalleler halinde sınırlar çizeriz?

Neden birisinin diğerine aşkını ilan etmesini yalnızca dizi filmlerde kabul ederiz de...

Onunla burun burna gelince bir gören oldu mu dercesine etrafımıza bakıp şaşkınlıkla ayıp arasında yadırgarız.

Neden sevgiyi gizli bir örgüt gibi saklarız?

Ve neden...

İnanmadığımız her düşünceyi...

Tek sese alıştırdığımız kulaklarımıza aykırı gelen sesi...

Bastırılması ve mahkûm edilmesi gereken bir nota olarak görürüz?

Neden? Neden? Neden?

Bu sorulara bir cevabınız var mı?

İsterseniz baştan başlayarak bir daha sorun.

Harfleri karıştırıp bir daha dağıtın ve en yüksek sesinizle bir daha sorun.

Korkmadan, çekinmeden, cevabın üzerinize dökeceği ateşi umursamadan bir daha sorun.

Bir cevabınız var mı?

Ben denedim.

Yüzümü bu soruların dikenli tellerine dönüp...

Sırtımı ani ve keskin cevabın iğneli harflerine dayayıp denedim.

Bir tek cevap buldum.

- Güvenmek ya da güvenmemek!

Küçük ve sayılı iktidarların korkudan dehşete sarılmasına neden olan o güvensizlik.

Bırakın koskoca bir halkı, birbirine güvenmeyen iki kişinin bile ne hale geldiğinin acılı tarihleri değil midir aslında yaşadıklarımız?

İhanete, pusuya, öfkeye, nefrete, sağırlığa neden olan o güvensizlik değil midir?

Yaşadığımız toprakları bir “suç atlası” haline getiren?

İç sesinizle dış sesiniz birbirini dinlemeden boşuna tartışmasın!

Ve başka bir cevabı olan...

Lütfen parmak kaldırsın!

X