"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Bu son mektup

SEVGİLİ okur...

Muhterem liderlerin mektuplaşmalarına bir katkı sağlamak amacıyla “www.ayrilikmektuplari.com” adlı web sayfasından copy/paste (kopyala/yapıştır) yöntemiyle hazırladığım bu yazıyı (parantez içleri bana ait sadece) sizlerle paylaşıyorum.

Liderler bu güzide site ve benzerlerinde sayısız örnek bulacaktır, hatırlatmak isterim.

Sepet sepet yumurta sakın beni unutma, olur mu?

* * *

Konuşmak çare etmiyor biliyorum (o yüzden yazıyoruz zaten, di mi?)...

Sözlerimin bu kadar anlamsız ve değersiz olduğu bir zamanı hiç yaşamamıştım.

Beni sevmiyormuşsun bunu anladım.

Bana verdiğin hayat dersi için sana teşekkür ederim.

Bundan sonra ben de artık senin gibi olacağım (parti zeminini kaydırma hareketi).

Yapmacık sevda sözcüklerim hep seninle olacak...”

* * *
Canım öyle yanıyor, içim öyle acıyor ki.

Ne yaptım sana anlamadım bunları hak etmek için?

Hiç mi sevmemiştin beni söyle?

Senin için neleri feda ettim bir bilsen...

Ama hiçbir zaman bilemeyeceksin.

Her şey düzeldi derken (balkon konuşmasına göz kırpmaca) aslında her şeyi bitirmişiz.”

* * *
“Yolumuz ayrılıktan yanaymış sevgili...

Yaprakları sararmış bir ağaç gibiyim.

Şimdi gözlerim boş boş bakıyor uzaklara.

Susuyorum artık, hiç konuşmamak üzere (boykot mesajı geliyor valla!).

Sana bir kelime bile etmeyeceğim.

Özleyeceksin sesimi.

Duyamayacaksın tenimin kokusunu (bu noktada ben de tedirgin oldum aslına bakarsanız).

Ve ben bu gece sonsuz olacağım.

Aslında sen hep bensiz yaşamışsın.

Ve beni hiç ama hiç sevmemişsin.

Belli ki sana bir şey verememiş ve seni hiç mutlu edememişim.

Ayrılan sevda yolunu takip ederken, gül bahçelerinin kokuları, kelebeklerin rehberliği eşliğinde sonsuz sevgiyi bulma yolunda, mutlu bir şekilde yürümeni dilemeyi çok isterdim.”

* * *

Neyse fazla uzatmaya gerek yok işte, hem ilk defa vazgeçmiyorum senden...

Daha önceleri de kaçtım ben yüreğimden...

Senden uzakta neresi varsa oraya gittim hep, olmadı...

Hangi şehre adım atsam sen benden önce varmış oldun (Miting kapışmalarına gönderme var burada).

Gözlerini buldum ilk önce, hep arnavutkaldırımlı sokaklarda, sonra saçların bir ağacın dalında, şimdi hiç bilinmeyen diyarlara gidiyorum.

Bu sefer benden önce gidemeyeceksin, bu defa almayacağım hayallerimi yanıma.

Sade bir gülümseyiş olacak suratımda, sonra...

Sonrasını boşver, eğer karşılaşırsak, üzerime bir avuç toprak at yeter (Behzat Ç., Seni Kalbime Gömdüm sinyali).

Sen bu mektubu okurken ya da haberin bile olmazken ne fark eder?

Ben çoktan yok olucam (orijinalin samimiyetine ‘dokanmak’ istemedim!), kendi varlığımı reddedercesine...”

 

X