Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu sefer işimiz daha zor

İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yaşadığımız en ağır ekonomik krizin birinci yılını tamamladık. Aslına bakılırsa Türkiye ekonomisi son 20 yıldır kriz olmasa da krize yakın bir noktada seyrediyordu. Artık bu gidişi sürdürecek güç kalmadı.

Kırk yamalı bohça patlak verdi, takke düştü kel göründü. Sadece ekonomik krizle de kalmadık üstelik. Bugün artık siyaset kurumumuzun temel dayanakları da sorgulanmaya başladı. Bu da yetmedi, son 50 yıldır uluslararası planda en temel dış politika konularımız da, mesela Kıbrıs sorunu, mesela Avrupa Birliği sorgulanmaya başladı.

(İyi de bunların borsa ile ne ilgisi var demeyin. Elbette ki var. Az sabır lütfen.)

Türkiye halkının büyük (ama çok çok büyük bir kısmı) hiç ilgilenmese de bir çok alanda Türkiye'nin durumu pek iç açıcı ufuklara doğru gitmiyor. Gazetelerde sanki sözleşilmişçesine üst üste çıkmaya başlayan açıklamalar da bu durumu daha kesin bir biçimde ortalya koyuyor.

Pazartesi gününden başlayalım. Neşe Düzel'in MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici ile yaptığı röportajdan bir kaç paragrafı alıntıladım. Parantez içleri şahsıma ait açıklama ve değerlendirmelerdir. Arz olunur. Buyrun bakalım:

AVRUPA BİRLİĞİ

Türkiye AB'nin bütün kriterlerini yerine getirse biz yine işkence yaparız, işkence kriterinden yatarız, Ruhumuza işlemiş bu... (Türk Milleti zekidir, Türk Milleti çalışkandır, Türk Milleti işkencecidir... )

Türkiye'de insan hakları kısıtlaması özel olarak Kürde karşı yok, herkese var. (Tamam o zaman. Bakın nasıl da eşitlikçiyiz)

Hem AB'ye girmek için acelemiz de yok zaten. Şunu bilmek gerek AB'nin de acelesi yok. (Alan razı satan razı . Niye uğraşıyoruz o zaman)

Türkiye ekonomik manada AB'ye hazır değil. (Ne anlamda hazır ki)

Hem ben AB olsam Türkiye'yi bu ekonomik kriterlerle içime almam. (Nasıl yani)

(Uyuşturucu trafiği konusunda) Devletin içinden bazı kişilerin bu işe katılıdığı bir vakıa. Ama Türkiye resmi iradesiyle uyuşturucu işinin içinde değil. (Olsaydı bir de)

("Hakimiyet kayıtsız şartsız miletindir. K. Atatürk" üzerine) O ayrı bir şey. Şu anda Türkiye'de temsili demokrasi işliyor. (70 milyon insan parlamentoya dolamazdı zaten)

Paranın milliyeti olmaz. (Sayın Koray Aydın da öyle düşünüyor sanırım)

Türkiye AB'ye girme mecburiyetinde. (Buna bir şey bulamadım)

AB için yapabileceğimiz budur. Adım Hıdır elimden gelen budur.

Yukarıdaki alıntılar biraz absürd ve karışık gibi görünebilir. Ama aslında röportaja hakim olan hava genelde bir kafa karışıklığını ortaya koyuyor. Sayın Yahnici milliyetçi hareketin en önemli ideologlarından biridir. Eğer o bile kafa karışıklığından bu kadar muzdaripse bizim durumumuz zor.

Salı günkü gazeteler ise daha ilginç.

KIBRIS SORUNU

Mesela, TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın yaptığı açıklama:

Kıbrıs ile Türkiye'nin AB üyeliği arasında bağ kurulmasını doğru bulmuyoruz. (ama kurulmuş bir kere)

Öte yandan Türkiye Denktaş'ın uzlaşmaz tutumunu desteklemesini de doğru bulmuyoruz. (Denktaş'ın kendine ait uzlaşmaz politikası yok ki. Biz ne dersek onu yapıyor.)

Kıbrıs stratejik özelliği olan bir aday olabilir. Ama diğer taraftan 65 milyonluk Türkiye'nin AB'ye üye olup, yaşam standardını yükseltmek, zengin bir ülke haline gelmek ve medeni toplum arasında olma hedefi vardır. Bir Kıbrıs'la bunu kaybetmemek gerekir. (İlle de birinden birini seçmemiz mi gerekli? Ben anlamadım)

Tuncay Özilhan'ın konuşması özellikle de son bölümü Türk insanının AB'ye bakışını ve neden yıllardır hep nüfusun en az yüzde 70'inin AB üyeliğini desteklediğini çok iyi özetliyor:

"AB'ye girip zengin olacağız, rahat yaşayacağız, medeni olacağız."
Yok öyle bir şey!

AB diyor ki, "ekonomini düzelt, kendini düzelt, sorununu çöz, eşitim olarak gelebiliyorsan gel." AB, siyasi ve ekonomik alanda bir sürü kriter koymuş. Almanya'nın bile bütçe açığı ile ilgilenen AB, bizim ekonomimizi elbette ki sorgulayacak. Kuralları belli bir oyun oynuyoruz. Mızıkçılığın faydası yok. Bunu becerirsek ne ala. Özellikle de kendimiz için kendi başımıza becerirsek... Yoksa Yahnici'nin dediği gibi AB'nin acelesi yok.

VERGİ AFFI

ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mesut Yılmaz, Sabah Gazetesi Başyazarı Sayın Güngör Mengi ile görüşmüş. Ekonomiyi canlandırmak için daha önce mevcut IMF programını yeni program olarak sunan ANAP Genel Başkanı, bu kez de mucidi merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal olan bir teklif paketi ile karşımızda:
Sabah Gazetesi'nin başlığı ile "İşte ANAP'ın önerileri"

Stok affı: Sanayici ve tüccar aylar önce faturasız sattığı malı satmamış da stoğa atmış gibi gösterip vergi kaçırıyor. Bu kişiler faturasız sattıkları maları toptan hesaplasın yüzde 5 vergi versin. Biz de bu satışları resmileştirelim.

Servet affı: Dışardaki para (kara-ak-gri) dışardaki yüzde 2-3 faize tenezzül etmesin. içeriye yüzde 2-3 vergi vererek girip, buradaki yüzde 11-15 faizden yararlansın.

Matrah affı: Son 5 yıldır vergi ödemeyen, (bir sürü affa rağmen) serbest meslek mensubu, bu dönemdeki vergi matrahlarını yüzde 5-10 artırarak ödesin. Bunlara geriye dönük vergi incelemesi yapılmasın.

Sicil affı: Mali ve ticari suçlar nedeniyle yasaklı duruma düşenler affedilsin. (kimler acaba)

Bence az olmuş. Şöyle eklemeler yapalım.

Vergi kaçırana her bordrolu çalışan maaşının yüzde 25'ini direkt olarak hediye etsin.

Karapara için yüksek faizli özel hesaplar açalım.

Vergi ödeyenlerin tüm mal varlıklarına el koyalım

Bürokrat ve siyasetçi olmak için mali suçtan dolayı sabıka kaydı olmasını şart koşalım.

Bu arada TOBB da kurumun yayın organı Forum Dergisi, oda ve borsa başkanları ile
yaptığı bir ankette iş dünyasının tüm sektörlerde vergi indirimi ve vergi sisteminde köklü değişiklik istediğini yazdı. İndirim istenen sektörler ise sırasıyla, gıda, tekstil inşaat ve sağlık.

Acaba vergi indirimi isteyenlerin vergi sicilleri nasıl. Şahsen ben merak ediyorum.

Para geliyor tamam ama bakalım Türkiye'yi son 20 yıldır bir adım bile ileriye götüremeyen, hatta ileri attığı her adımı itina ile engelleyen ve hala eski düzeni sürdürmeye çalışan bu zihniyet gidecek mi?

DIŞARDAN...

Sizin bahsettiğiniz 'Borsa'ya yabancı yatırımcıların girişi' tamamen hayal ürünü. Olsa olsa off-shore vergi cennetleri yoluyla işlem yapan Türk kaynaklı spekülatif girişlerdir bunlar.Yabancı ülkelerin borsalarında ve özellikle TMT, yani Teknoloji, Medya,Telekom sektörlerinde yaşanan muazzam düşüşlerden sonra bir sürü piyasada kelepir fiyatında şirket ortaya çıktı.

Yabancı fonların ve yatırımcıların kendi ülkesinde böyle firsatlar varken Türkiye gibi tonlarca sorunu olan, stabiliteden yoksun, manipülasyona son derece uygun, icraatının ne olduğu belli olmayan basiretsiz bir hükümetle yönetilen bir ülkeye yönelmesi olanaksızdır.Yapsa yapsa bunu ancak kronik mazoşistler yapar, akli başında olan yabancılar değil.

Ercan Argunhan Londra
X