Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Bu sadece bir annenin yapabileceği mucize

    İSTANBUL (A.A)
    28.10.2011 - 13:08 | Son Güncelleme: 28.10.2011 - 13:08

    Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Metin Karaböcüoğlu, Van'daki depremden 48 saat sonra enkazdan çıkarılan 14 günlük Azra Karaduman'ın hayatta olmasının bir mucize olduğunu ifade ederek, “Soğukta aç ve susuz geçirdiği saatlerden dolayı bu bebek sağlık açısından yüksek riskli gruptadır. Bu bebeğin, uzun süre gözlem altında kalması ve sonra da belli aralıkla izlenmesi gerekir” dedi.

    Karaböcüoğlu, yaptığı açıklamada, mucizevi bir şekilde yaşayan Azra bebeğin, uzun süre yaşadığı soğuk ve çektiği susuzluk ve açlıktan dolayı ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabileceğini belirtti.

    Bebeklerin ameliyatlarının bile ısıtıcıların altında yapıldığını, 2-3 saat soğukta kalan bebeklerin çok ciddi sorunlarla karşılaşabileceklerini vurgulayan Karaböcüoğlu, Azra Karaduman'ın ise 48 saat boyunca soğukta kaldığını anımsattı.

    Azra bebeğin göçük altından nefes alarak ve kalbinin atarak çıkmasının her şeyin normal olduğu anlamına gelemeyeceğine dikkati çeken Karaböcüoğlu, bebeğin 48 saat boyunca soğuğun yanı sıra aç ve susuz kaldığına işaret etti.

    Kendisi de enkazda stres altında, aç, susuz annesi tarafından emzirilmiş olsa da bunun bebeğe yetmesinin mümkün olmadığını kaydeden Karaböcüoğlu, şöyle konuştu:
    “Azra bebeğin 14 günlükken 48 saat sonra enkazdan sağ olarak çıkarılması bir mucizedir. Ancak soğukta aç ve susuz geçirdiği saatlerden dolayı bu bebek sağlık açısından yüksek riskli gruptadır. Bu bebeğin uzun süre gözlem altında kalması ve sonra da belli aralıkla izlenmesi gerekir. Bebeklerin bağışıklık sistemi çok düşüktür. Organlarda neler olduğu, mikrop kapıp kapmadığı, zatürre olup olmadığı iyice araştırılmalı. Bebeğin bu iyilik hali çok sevindirici ama ne kadar devam eder bilemeyiz. Şimdi iyi olması ilerde hasarsız, tamamen sağlıklı olacağını garanti edemez. Tamamen normal de olabilir. Şu an için bunu bilmiyoruz ama yaşadıklarından dolayı yüksek risk taşıyor. Azra'nın beyni hasarlanmış olabilir, kan şekeri düşmüş olabilir. Bütün bunları iyi değerlendirmek lazım. Beyin ve sinir sistemi ile ilgili istenmeyen olaylar daha sonra ortaya çıkabilir. Dolaşımı nasıl, beyin fonksiyonları ne kadar yerinde bunları bilmeden yorum yapmak doğru olmaz.”
    Prof. Dr. Metin Karaböcüoğlu, annesinin bebeğini tükürükle beslemeye çalışmasının çok fonksiyonel olduğuna inanmadığını, ancak yine de bebeğin bu şekilde bir miktar su almış olabileceğini kaydetti.

    TÜKÜRÜKLE BESLEME

    Marmara Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bakır da annenin çocuğunun susuz kalarak böbreklerin zarar görmemesi için ağzını tükürükle sulamasının aslında büyük bir buluş olduğunu söyledi.

    Annenin çok zor bir anda çok pragmatik düşündüğünü vurgulayan Bakır, kadının anne yüreği ile doğru olanı yaptığını belirtti. Prof. Dr. Bakır, tükürüğün steril olduğunu ve içeriğinde enzimler bulunduğunu ifade ederek, annesinin tükürüğü sayesinde bebeğin sindirim sisteminde fazla üreyen mikropların kontrol altına alınmış olabileceğini, ancak asıl katkısının bebeğin sıvı alımı olduğunu bildirdi.

    Bakır, “Anne enkaz altında yapabileceği ne varsa yapmış. Susuz kalan çocuğu tükürükle korumaya çalışmak bir iç güdü. Bu sadece bir annenin yapabileceği bir mucize. Anne nesi varsa canının son damlasına kadar bebeğine veriyor” şeklinde konuştu.

    ANNEYE TAM NOT

    Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Klinik Şefi Doç. Dr. Güner Karatekin de Azra Karaduman'ın enkaz altında sağ çıkarılışının annenin çabalarıyla ve marifetiyle mümkün olduğunu söyledi.

    Karatekin, en önemlisinin ısı kaybına engel olmak olduğunu vurgulayarak, “Anne enkaz altında bebeğini sararak, kucaklayarak ısı kaybını önlemiş ve çocuk bu şekilde soğuktan donmamış” dedi.

    Annenin sardığı için bebekteki sıvı kaybını da engellediğine işaret eden Karatekin, 24 saat boyunca emzirdikten sonra kendisi de beslenmediği için sütü azalan kadının yine de meme vermeye devam ettiğini, 1-2 damla sütün bile etkisinin mutlaka olduğunu anlattı.

    Karatekin, tükürüğün yüzde 99'unun su olduğunu, içinde çeşitli enzimler bulunduğunu ve antibakteriyel olduğunu dile getirerek, tükürüğün enzimlerin sindirim sisteminin korunmasında ve az da su ihtiyacının giderilmesinde çok az da işe yaramış olabileceğini belirtti.

    Doç. Dr. Güner Karatekin, yenidoğan ölümlerinin azaltılması için özellikle bebeğin belli bir sıcakta tutulması, ısı kaybının engellenmesi ve anne sütünün önemli olduğunu aktararak, “Anne, enkaz altında bebeğini sararak ve kucaklayarak ve emzirerek hem doktorluk, hem analık görevini en iyi şekilde yapmıştır” dedi.

     

     

     

     

     

     

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı