GeriSeyahat Bu rüzgarlı adaya kulak verin
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Bu rüzgarlı adaya kulak verin

Bu rüzgarlı adaya kulak verin

Şeytan Kalesi’nin tam tepesinde ayakta duruyorum. Daha doğrusu durmaya çalışıyorum. Gökçeada’nın meşhur rüzgarı beni yerimden etmek için inatla uğraşıyor. Belki de uzun yıllardır buraya ayak basan ilk benmişim gibi hissediyorum. Burada her şey o kadar yalın ve bozulmamış ki insan kendini antik çağda sanıyor

Gökçeada’nın tüm sahilleri ayaklarımın altında. Ne yazık ki bu olağanüstü atmosferi birazdan arkamda bırakacak ve 40 yıl önce Türkiye’nin en büyük köyü olan bin 900 haneli Dereköy’ün sokaklarından geçeceğim. Dereköy’ün tüm dükkanları kapalı eski çarşısındaki tek açık yer olan, küçük kahvede bir çay içiyorum. Gökçeada’daki favori sahillerimden Gizli Liman’a yöneliyorum. Burası birkaç yıl öncesine kadar çok az kişinin geldiği gerçek bir gizli limandı. Belediyenin asfalt yol ve birkaç küçük tesis yapmasıyla ziyaretçi sayısı epey artmış.
Gökçeada denince aklımıza
hemen deniz ve rüzgâr gelir. Antik dönemdeki İmbroz adını da meşhur rüzgarlarından alır ada. İkinci olarak da Zeytinli, Bademli, Tepeköy ve Dereköy gibi Rum köylerinin varlığıdır bizi buraya çeken. Kumsalların eşsiz
güzelliği yanında dibek kahvesiyle ya da Barba Yorgo’suyla da bilinir. 70’ini aşmasına rağmen, değme gençlere taş çıkaran Yorgo, tarihine ait pek çok bilgiye de sahip.
Aydıncık adını verdiğimiz Kefalos sahili ve sahile yakın Tuz Gölü, Laz Koyu, Gizli Liman, Marmaros Koyu, Yıldız Koyu, Mavi Koy ve Kuzu Limanı gibi sahilleri Gökçeada’nın en etkileyici yüzü. Son yıllarda rüzgar sörfü meraklılarının merkezi olmaya başlayan Kefalos sahilinde artık uluslararası diller konuşuluyor.
ÇAMURU ŞİFA NİYETİNE
Bir paraşüt yardımıyla yapılan uçurtma sörfü adanın yeni gözdesi. Ancak denizden küçük bir kumulla ayrılan gölde yapılan bu spor yüzünden gölde konaklayan flamingoların gelmez olduğunu söylüyor Gökçeadalı çevreciler. Gölün bir başka özelliği de cilde iyi gelen çamuru.
Adada denize girmek için
önereceğim bir başka yer de Mavi Koy. Kaleköy’den yolu takip ederek, kısa sürede ulaşacağınız Yıldız Koyu’nda doğanın kumtaşları üzerindeki
müthiş etkisine tanık olacaksınız. Bakteriler kumtaşlarına şekil vererek inanılması güç eserlere dönüştürmüş.
Bu doğal anıtların yanına geçerek patikayı takip edin. Yarım saat sonra Mavi Koy’a varacaksınız. Denize
girmek için acele etmeyin. İlerideki kayalıklara kadar devam edin. Burası denize girmek için harika bir yer. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) bu bölgeyi sualtı parkı ilan ederek korumaya almış. Kayalıkların biraz ilerisindeki girintiler yüzmek için ideal. Poseidon’un atlarının seslerini de duyabilirsiniz. Rüzgarlı bir havada şiddetli dalgalar fok mağaralarına girip çıkarken bazen kişnemeye benzer sesler çıkıyor.  Adadaki en favori noktamsa Marmaros Şelalesi. Bir derenin sonundaki 30-35 metreden dökülen şelale Gökçeada’nın su zengini olmasının da önemli bir kanıtı.
Kefalos sahilinden birkaç kilometre uzaktaki Roma mezarlarıyla Yenibademli’de ortaya çıkarılan ve yaklaşık tunç çağı höyüğü ise adanın farklı bir zenginliğini sergiliyor. Adanın tarihini beş bin yıl öncesine kadar götürmek mümkün. Çanakkale Boğazı’nın kilit noktasında olduğu için antik dönemde önemli bir konuma sahipmiş. Bol suya sahip olması da
adayı vazgeçilmez kılmış. Uğruna birçok deniz savaşı yapılmış. Adaya ilk Akalar’ın ayak bastığı sanılıyor. Sonra sırasıyla Mikenler, Persler, Atinalılar, Spartalılar, Romalılar, Bizanslılar, Venedikliler, Cenevizliler ve son olarak da Osmanlılar egemen olmuş.
YÜRÜYÜŞ ROTASI ÇOK
Lodos, poyraz, kıble ve yıldız rüzgarlarının yarıştığı Gökçeada geniş bir bitki örtüsüne sahip. Türkiye’nin en büyük adası; dünyanın da su açısından en zengin dördüncü adası olduğu söyleniyor.  Yürüyüşçüler için de çeşitli rotalar bulunuyor. Dereköy- Marmaros Şelalesi, Marmaros Koyu, Tepeköy-Çavuşlu, Şahindere Kanyonu-Dereköy ve Dereköy-Şeytan Kalesi bunlardan
sadece birkaçı.

Şeytan Kalesi korkutuyor

Şeytan Kalesi’nin etrafında ne bir iz ne de bir işaret var, daha önce başkalarının geldiğine dair. Bir pet şişe, kağıt mendil, sigara izmariti veya bir çikolata kutusu olmalı; ama yok. Belli ki uzaktan çok ürkütüyor. Kalenin içinden kekik kokuları getiriyor rüzgar. Semadirek Adası sisler altında. Bir görünüp bir kayboluyor. Beş kez okuduğum İlyada’nın etkisinde çok mu kaldım acaba. Sanki birazdan Tenedos ve Semadirek Adaları’nın arkasında saklanmış Aka gemileri çıkacak sislerin arasından ve kurnaz Odiseus’un açtığı Truva’nın kapısından geçerek, 10 yıllık kuşatmayı son erdirecek saldırıyı gerçekleştirecek. Menelaos 10 yıllık bir savaştan sonra geri aldığı karısı Helen’le Semadirek’ten Mısır’a doğru yelken açacak. Sanki Poseidon atlarını kırbaçlayarak çıkacak sulardan, kaybolup gidecek Truva’ya doğru. Öyle demiyor mu Homer İlyada’nın 13. Bölümü’nde: “Denizin diplerinde, uçurumlarda, Tenedos’la Kayalık İmroz arasında bir mağara vardır, geniş kocaman. Dinlendirirdi orada atlarını Poseidon; yeri sarsan...”

ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA SONU NEREYE (18-19 Haziran)

İSTANBUL’DAN...

Trenle Eskişehir’e: 18 Haziran saat 06.15’te Haydarpaşa Garı’nda buluşma, sabah 7’de Eskişehir Ekspres’le Eskişehir’e hareket. Eskişehir’de ilk durak Eskişehir Garı’ndaki TCDD Müzesi. Burada ‘Devrim Arabası’ ile tanıştıktan sonra şehir turu; Kızılcıklı ve Doktorlar Caddesi’ndeki heykelleri gördükten sonra Porsuk Çayı’nda tekne keyfi. Öğle yemeğinin ardından Cam Müzesi, Lületaşı Müzesi, Karikatür  ve Cumhuriyet Tarihi Müzeleri ziyareti. Birinci gün, Odunpazarı’nda tarihi evler, Kurşunlu Camii ve Külliyesi gezilerinin ardından Atlıhan El Sanatları Çarşısı’nda serbest zaman. Pazar günü kahvaltıdan sonra Seyitgazi’de hareket Battalgazi Külliyesi, Arslanbeyli Köyü’nde Şucaeddin-i Veli Türbesi ziyaretleri. Ardından Frig Vadisi’nde Midas Anıtı ve çevre gezileri ve Eskişehir’e dönüş. Öğle yemeğinden sonra Bilim ve Sanat Parkı’nda Masal Şatosu, Santa Maria Gemisi ve Deney Müzesi gezileri. Anadolu Üni.’de Japon Bahçesi’ni de görüp Sakarya Ekspresi’yle 19.45’te İstanbul’a hareket. Fiyatı 320 lira (ulaşım, konaklama, kahvaltı, akşam yemeği, çevre gezileri, rehberlik) (212) 292 28 74

MANİSA’DAN...

Gizemli Sardes’e: 18 Haziran’da Salihli’de kahvaltı, rehberle buluşma ve hareket. 10.30 civarı Bozdağ’ın eteklerinde Sardes Antik Tapınağı’na varış. Lidya Krallığı öyküleri dinleyerek tapınak kalıntılarında gezinti ve ardından ören yerinin ikinci bölümü Gymnasium’a hareket. Burada hamam, antrenman alanı, sinagog ve antik Kral Yolu yanındaki dükkan ve bronz evleri gezdikten sonra odun köftesiyle öğle yemeği. Yemekten sonra Saklı Cennet’i keşfetme turu. Saklı Cennet’te doğa harikası Kurşunlu Vadisi gezisi. Pazar günü, kahvaltıdan sonra Katakekaumene (Yanık Ülke)’ye doğru hareket. Kuladokya (Peri Bacaları)’yı, 18. yüzyıldan kalma Osmanlı evlerini, dar Kula sokaklarını, Yıkık ve Yanık Kiliseleri görmenin ardından Kula arastalarında alışveriş. Yöresel yemeklerle öğlen molasından sonra Emre Köyü’ne hareket. Yunus Emre ve hocası Tabduk’un türbelerini ziyaret edip Carullah Bin Süleyman Camii’nin eşsiz kök boya kalem işçiliğini gördükten sonra dönüş yolculuğu. Fiyatı 175 lira (ulaşım, kahvaltı ve akşam yemeği dahil konaklama, rehberlik, seyahat sigortası) (236) 713 60 00 www.kacamakturizm.com

False