Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu rüzgárın önünde kimse duramaz

<B>BİRLEŞMİŞ </B>Milletler kırk yıldır ilk kez Türk tarafına bir lokmacık adil davrandı ya...

İlk defa Rumların kefesine yığdığı ağırlıkların küçücük bir bölümünü Türk tarafının kefesine kaydırdı ya...

Kıyametler koptu.

Yunanlılar ve Kıbrıs Rumları anlaşmaya imza koymayı reddedip Annan Planı’nın tümünü kabul edilemez ilan ettiler.

Çünkü yıllardan beri hep ‘Sen haklısın’ diye şımartılmaya alışmışlar.

İlk kez nasırlarına biraz basıldığı için avaz avaz bağırıyorlar.

Eğer Batı bu tutumunu yıllar önce takınsaydı, Kıbrıs sorunu şimdiye kadar yüz kere çözülürdü.

Annan Planı, Kıbrıslı Türkler açısından dört dörtlük bir plan mı?

Kuşkusuz değil.

Geleceğe dönük bir sürü belirsizlikler içeriyor.

Bu doğru, ancak ne olursa olsun bugün bundan daha iyi bir seçenek yok.

Herkes gerçekçi olmak ve şu soruya kendi kendine sormak zorunda:

‘Türkiye, içinde bulunduğu koşullar dikkate alınırsa Kıbrıs sorununu daha ne kadar taşıyabilir?’

* * *

Bu plan, büyük bir olasılıkla Kıbrıs Türk toplumu tarafından onaylanacak.

Bunun karşısında kimse duramaz. Durmaya kalkan yok olur.

Yani Türk tarafından referandumda ‘Evet’ çıkar.

Bu satırları yazarken Denktaş, planı reddettiğini açıkladı.

KKTC Cumhurbaşkanı’nın bu yaklaşımını gerçekçi bulmuyorum.

Eğer Denktaş, ‘Hayır’ kampanyası başlatırsa, KKTC’de esen ‘Evet’ rüzgárı karşısında barınamaz.

Rum tarafına gelince...

Eğer bir oyun oynanmıyorsa, Rum toplumu Annan Planı’nı reddeder.

Sonra ne olur?

Böyle bir sonuç, adanın taksimine onay anlamına gelir.

Rumlar belki Türk kesiminin Avrupa Birliği’ne girmesini engellerler ama KKTC’nin önünü de açmış olurlar.

KKTC belki tanınmaz, ama çok büyük olasılıkla yıllardan beri maruz kaldığı uluslararası ambargodan kurtulur.

* * *

Şurası bir gerçek ki, Türkiye Kıbrıs’ta çözüm için dev bir adım attı.

Merak ediyorum, Avrupa Birliği şimdi ne yapacak?

Hangi bahaneleri bulacak?

Eğer bütün bu gelişmelere rağmen 2004 Aralık’ında tam üyelik görüşmelerini başlatmak için tarih vermezse, Ankara haklı olarak kıyameti koparır.

Türkiye, Avrupa Birliği’nden kopar ve yüzünü yeni yönelişlere doğru döndürür.

Avrupa’nın Türkiye’yi kaybetmeyi göze alabileceğine inanmıyorum.

Türkiye tarih almayı ve tam üyelik görüşmelerine başlamayı fazlasıyla hak etti.

Avrupa’nın bunu engelleyecek mazereti kalmadı.

Onun için istemese de tam üyelik görüşmelerini başlatır ama sonra ne olur?

Bu süreç kaç yıl sürer, nasıl sonuçlanır?

İşte o belli değil.
X